BÖLÜM 1: "ARALIK"

656 56 3
                                        

   Bazen durup düşünürüz; nerede hata yaptığımızı ya da neyi eksik, neyi fazla yaptığımızı. Kaderimizi, kendimiz belirleyemeyiz. Hayatımızda, ne zaman, ne olacağını, neyin nasıl başlayıp, nasıl biteceğini bilemeyiz. Geçmişimizi, şimdimizi ve geleceğimizi de bilemeyiz.  Geleceğimizi bugünümüz, bugünümüzü geçmişimiz belirler.
Peki ya herkes, saf, temiz bir geçmişe sahip midir?

(Benimle, bu yola çıktığınız için çok teşekkür ederim. Okumaya devam edelim🌹)

                       ************

   Ada, arabasını park edip, evine doğru yürüdü. Evinin, önüne geldiğinde duraksadı. Evinin giriş kapısı aralıktı. "Hırsız mı girdi?" diye düşündü. O sırada annesi aklına geldi. Annesi evdeydi ve evinin kapısı aralıktı. Ada korkmaya başladı. Eve tek girmek istemiyordu. Saat gecenin bir yarısıydı. Etrafta Ada'nın yardım isteyeceği kimse yoktu. Ada, eve doğru korka korka yürüdü. Tüm bölgenin elektriği yoktu. Ada, telefonunun fenerini açıp, kapıyı iteledi. Her zaman güle oynaya girdiği koridor, şimdi uçsuz bucaksız bir kuyu gibiydi. Karanlık dibi olmayan...

   Ada artık evin içindeydi. Ayağındaki yüksek topuklu ayakkabıların çıkardığı ses, ıssız evin içinde yankılanıp, Ada'nın arkasında biri varmış hissi yaratıyordu. Koridoru titreyerek geçen Ada, koridorun sonundaki mutfağa girdi. Elindeki telefon fenerini, etrafa tuttu. Herşey yerli yerindeydi. Amerikan tarzı mutfaktan salona geçti.
Şöminenin ateşi hâlâ yanıyordu. Herşey normal gözüküyordu. Hırsız girmiş gibi de durmuyordu. Ada, arkasında bir takırtı duydu. Hemen arkasına döndü. Duvarda beliren gölgesini görünce, korkudan elindeki telefonu düşürdü. Bir süre Ada sessizliği dinledi. Sonra düşürdüğü telefonu eğilip yerden aldı. Telefon kapanmıştı. Ev, çok karanlık ve çok korkunç olmuştu şimdi. Ada, bir an büyük evde yaşamanın saçmalığını düşündü. İki göz, bir oda neyine yetmiyordu ki. Ama onun gözü hep yüksekteydi. O yüzden ki, Sinan ile evlenmiş, yüklü bir boşanma sözleşmesi ile kendine çok konforlu bir hayat kurmuştu. Bu evde o sözleşmenin maddelerinden biriydi. Sinan, Ada'dan 35 yaş büyüktü. Ada'nın onu gerçekten sevdiğini sanmıştı. Ama yanılmıştı. Ada'nın gözü hep onun servetindeydi. Ünlü bir giyim markasının sahibi olan Sinan ile Ada'nın evliliği 1 hafta bile sürmemişti.

   Ada, aklındaki düşünceleri bir tarafa itip, telefonu açmaya çalıştı ama telefon açılmadı. Bu yeni telefonlarda böyleydi işte. Ada, merdivenlere doğru yürüdü. Yukarı kata çıkmadan önce mutfağa geri dönüp fener var mı diye baktı. Ama bulamadı. Tekrardan mutfağı geçip, merdivenleri çıktı. Annesinin odası üst kattaydı. Annesinin odasına, gitmeden önce diğer odalara bir göz gezdirdi. Ama karanlıktan dolayı hiç birşey göremedi. Annesinin odasının kapısına, attığı her adımda kalbi deli gibi çarpıyordu. Kapı aralıktı. Aralıktan bakmaya çalıştı ama karanlıktan birşey seçilmiyordu. Bir yandan o odaya girip bu yaşadığı saçma geceyi, annesine sarılarak bitirmek istiyor, bir yandan da o evden, tüm hızıyla kaçıp, gitmek istiyordu. Ama bunu yapmalıydı. Cesaretini toplayıp, kapıyı tek eliyle itti. Diğer eline ise ayağından çıkardığı ayakkabısının tekini aldı. "Ne olur, ne olmaz." diye düşündü Ada ayakkabısını eline alırken. Karanlıkta, zar zor yatağın üstünde, birinin yattığını görebildi Ada. Yatağa, doğru yürüdü. Elindeki, ayakkabı tekini, yere bıraktı. Annesinin üstü, örtülüydü. Annesinin üstündeki örtünün ucunu tutmuştu ki Ada, arkasında gürültülü bir ses duydu. Arkasına dönüp baktığında, odanın kapısının önünden, hızla birşeyin geçtiğini gördü. Karanlıktan seçilemiyordu. Ada, örtüyü, hızlıca geri bırakıp, arkasından geçen şeyin peşine düştü. O, merdivenleri iniyordu. Ada da seke seke onun peşindeydi. Simsiyah birşeydi. Ada, merdivenlerin başına gelmişti ki, ayağı burkuldu. Dengesini kaybedip, merdivenlerden aşağı yuvarlandı.

   Ada gözlerini açtığında tepesindeki parlak ışık gözünü acıttı. Gözlerini kapatıp, tekrardan yavaş yavaş açtı. Gözlerini tam açtığında etrafa baktı. Hastaneydi ve bacağı alçıdaydı. Ada, gözlerini açtıktan az bir süre sonra odaya hemşire girdi. Ada'nın uyandığını görünce doktoru çağırmaya gitti. Doktor çok geçmeden odaya geldi. Gerekli tetkikleri yapana kadar Ada konuşmadı. Doktor, Ada'ya "Kendini nasıl hissediyorsun?" diye sordu. Ada, onun sorusuna, cevap vermeden annesini sordu. Doktor, ona sakin olmasının, sözünü verdikten sonra, söyleyeceğini söyledi. Ada hemen "Söz" dedi.
Doktor yutkundu. Beş, on saniye bekledi. Ada'yı daha fazla bekletmeden konuşmaya başladı.
"Maalesef Ada Hanım, annenizi evinde ölü buldular. Zor biliyoruz, ama sizin sakin kalmanız gerekiyor. Çünkü riskli bir hamilelik içindesiniz."

ARKANDAStories to obsess over. Discover now