Beynimdeki son nöronlara ekmek bandım aklımı geri çektim hayal gücümü saldım başka bir dünyaya gitmeye hazırlanın.
Umarım beğenirsiniz.
Elif~
Bütün aile bir yerlere gitmeye karar vermiştik. Toplamda dört araba olmuştuk. Bizimkiler,halamlar,Batu abimler ve Gamze ablamlar. Yola çıktıktan bir kaç saat sonra yolu kaybettik. Birden yolun kenarında müstakil bir ev gördüm. Bizimkilerin yolu bulamayacağını anladığımız için evdeki birinden yardım istemeye karar verdik. Arabalarla evin önünde durduğumuzda herkes bana bakıyordu. Fikir benden çıktığı için yolu benim sormam gerekiyordu. Arabadan indim ve evin ziline bastım. İçeriden "Geliyorum, geliyorum" diye bir ses duyunca beklemeye başladım. Aradan yaklaşık beş dakika geçtikten sonra kapı açıldı. Kapıyı açan teyze çok değişik görünüyordu. Aşırı ama çok aşırı zayıftı kemiklerini sayabiliyordum. Tekerlekli sandalyedeydi ve bana yüzünde çok tuhaf bir gülüşle bakıyordu. Teyzenin gülüşünden biraz korkmuştum ama çevrede yolu sorup öğrenebileceğimiz başka kimse yoktu. O yüzden konuşmaya başladım. ''Merhaba teyzecim biz kaybolduk da acaba bize anayola nasıl gidileceğini tarif edebilecek biri var mı evde?''dedim ama teyze bana bir cevap vermek yerine yüzündeki gülümsemeyle bana bakmaya devam ediyordu. ''Gel bakayım yanıma güzel torunum ne kadar zayıflamışsın sen''dedi. Torunum mu? Ben öylece kalakalmıştım. Şaşırmıştım ama teyzeyi kırmak istemedim. Hasta gibi görünüyordu belki de o yüzden böyle bir yerde yaşıyordu. Ben de teyzeyi kırmadan yolu öğrenmek için ne yapabilirim diye düşünmeye başlamıştım. ''Teyzecim ben senin torunun değilim ki. Evde yolu tarif edecek kimse yok mu?'' dediğimde teyze bana baktı ve ''yavrum sen çok zayıflamışsın hadi arabadakileri de al biraz yemek yiyin ondan sonra gidersiniz gideceğiniz yere.'' Anlaşılan bu teyze bize yemek yedirmeden göndermeyecekti. Ben tam itiraz etmek için hazırlanmıştım ki arkamdan kardeşim geldi.''Hadi abla ama acıktı artık çocuklar'' deyince teyze ''Hadi içeri girin''dedi ve eve girdi. arda bana baktı ondan sonra ''abla girelim çocuklar baya acıkmış zaten yolu öğrenip çıkarız hemen.''dedi. Ben girmek istemiyordum ama buna sadece ben karar veremeyeceğim için''Babamlar kabul ederse girelim Arda ama ben hiç girmek istemiyorum haberin olsun.''dedim ve beklemeye başladım.Arda arabaya doğru gitti bir kaç dakika sonra herkes kapının önündeydi. Bizimkiler mideye düşkün olunca tabi. Mecburen eve girmek zorunda kaldık. Nasıl yapmıştı anlamamıştım ama bu kadar kısa sürede teyze bir sürü şey yapmıştı. Büyükler masaya hiç yaklaşmadı ama çocuklar krebi görünce direk masaya oturdular ve kelimenin tam anlamıyla kreplere saldırdılar. Teyzeyle zorunlu muhabbetimizden sonra anayola nasıl gideceğimizi öğrenmiştik. anayola çıktıktan sonra otele gidecek ve tatilimize başlayacaktık.Biz daha anayola çıkamadan çocuklar garip davranmaya başladılar. Dediklerimizi dinlemiyorlardı ve beni korkutmaya başlamışlardı.Otele varınca doktora gideriz düşüncesi ile daha hızlı gitmeye başlamıştık ama anayola çıkmak yerine daha çok kayboluyorduk sanki.Çok tuhaf bir binaya vardık.Sanki terk edilmiş gibi görünen,boyası dökülmüş altından tuğlaları fark edilen bir binaydı. Zar zor ayakta duruyordu. Çevrede başka hiç bina olmadığı için bu binaya girmeye karar verdik.Binaya girdiğimizde arka tarafa açılan bir kapı gördük.Binanın önünden baktığımızda bahçesi yok gibi görünüyordu.Bahçeye girdiğimizde çok şaşırdık çünkü binaya kıyasla çok fazla bakımlıydı.Papatyalar,güller,laleler,menekşeler ve daha neler neler.İsmini tahmin dahi edemediğim bu dünyaya ait durmayan bir sürü bitki...Bahçede bir adam gördük.Üstünde bahçivan tulumu vardı.Bize doğru sinirli bir şekilde koşmaya başladı.Yanımıza geldiğinde bağırmaya başladı.''Siz ne hakla bahçeme girip çiçeklerimi ezersiniz!!''iyi de biz hiçbir çiçeğe dokunmamıştık ki.Babam açıklama yapmaya başladı.''Beyefendi biz hiçbir çiçeğinize zarar vermedik,bahçenize yanlışlıkla geldik.''Babamın bu sözlerinden sonra adam sakin bir şekilde bize baktı ve ''bu taraftan gidin''dedikten sonra bir anda ortadan kayboldu.Adamın bize gösterdiği yolda yürümeye başladık ama bahçe gittikçe çirkinleşiyordu ve ben korkmaya başlamıştım.''Baba ben çok korkuyorum''dedim babama.Babam bu sözlerimin üzerine bana doğru yaklaştı ve kolunu omzuma attı.''Korkma kızım bir iki saate otelde olacağız tamam mı?Baba sözü''dedi ve elini kalbine doğru götürdü.Bende onunla aynı zamanda elimi kalbime götürdüm daha sonra babamla elimizi çarpıştırdık ve yumruklarımızı tokuşturduk.Ondan sonra babama gülümsedim ve babamın kolunun altında ilerlemeye devam ettik.Babam bana bu sözü verdikten sonra korkum azalmıştı.Bahçenin sonunda lunaparka benzeyen bir araziye çıkmıştık.Terkedilmiş gibiydi ve merkezinde hız treni vardı.Hız treninin etrafında dönme dolap,çarpışan araba,atlı karınca gibi aletler vardı.çocuklar hız trenine doğru koşmaya başlamışlardı bile.Tren bozuk gibi duruyordu bu yüzden çocukların peşinden gitmeye başladık.Raylardan herhangi bir parça düşebilirdi.Çocukların yanına vardığımızda onları raylara uzanmış bir vaziyette bulduk.Onları oradan kaldırmaya çalışıyorduk ama bir türlü kaldıramıyorduk.Sanki oraya yapışmış gibiydiler.O anda Umut'un orada olmadığını fark ettim.''Umut Umut neredesin?''diye bağırdığımı duyan halam da bağırmaya başlamıştı.Kumanda masasının arkasında küçük bir ayakkabı gördüm ve oraya doğru gitmeye başladım.Oraya vardığımda Umut'u kumanda masasının yanında gördüm.''Umut ne yapıyorsun burada?Hadi gel kardeşleri kaldıralım''dedim.Tam Umut'u kucağıma alacakken arkamdan bir çığlık geldi.Umut kollarımdan kurtuldu ve treni başlatan düğmeye bastı.Korkuyla Umut'u kucağıma aldım ve arkamı döndüm.Allah'tan tren çalışmamıştı.Tahmin ettiğim gibi bozuk olmalıy- Daha cümlemi bitiremeden tren çalıştı ve çocuklara doğru hızla gelmeye başladı.Umut kucağımda babamların yanına koştum ve onlara yardım etmeye çalıştım ama çocuklar bir türlü kalkmıyorlardı.Bende kumanda masasına gittim ve treni nasıl durduracağımızı bulmaya çalışıyordum.
YOU ARE READING
ORMAN
FantasyBütün aile bir yerlere gitmeye karar vermiştik. Toplamda dört araba olmuştuk. Bizim aile, halamlar, Batu abimler ve Gamze ablamlar. Yola çıktıktan bir kaç saat sonra yolu kaybettik. Birden yolun kenarında müstakil bir ev gördüm. Bizimkilerin yolu bu...
