1.Hırsızın Günahları

15 1 0
                                        

1

Yalnız kaldıysanız hayat zor ola biliyor.

Sizi seven herkesin, bir çıkarı vardır.Kimse bir çıkarı olmadan size yaklaşmaz.Hadi itiraf edelim, birine ihtiyaç duymadığımızda, o kişiyle selamlaşmayız bile.Bu bizi biz yapan şeydir.Tıpkı kıskançlık gibi.Tıpkı benim yaptığım hata gibi.Hırsımıza yenik düşeriz ve o an sadece yaparız.Karmaşık değil mi?

Şimdilerde iç dünyamın karanlığında boğulmak üzereyim.Yaşadığım ölüm çukuru gün geçtikçe daha da yaşanılamaz hâle geliyor.Uzun zamandır gün ışığına hasret yaşıyorum.Kimsem yok.İnsanlar benimle konuşmaktan çekinirler.Genelde beni agresif birisi olarak tanımlarlar.Bilmedikleri şey ise, aslında hepsini öldürmek istemem.Tiksindirici pis suratlarını delik deşik etmek istiyorum.Hepsi katil.Hepsinin en az üç suçu var.

Buraya düştüğümde daha on yaşım vardı.Biyolojik annem ve babam yok.Tanımıyorum bile.Herhâlde çoktan mezarı boyladılar.Aradan tam yedi yıl geçti.On yedi yaşımın sonlarındayım.Yakında buradan daha kötü bir yere transfer edileceğim.Bu benim kaçmak için son şansım.

Her zamanki gibi alanın dışında tellerle taç örüyorum.Burası leş gibi rutubet kokan, eski tellerle çevrili sözde havalandırma alanıydı.Bırakın temiz havayı, gün ışığı bile almıyordu.İçimden sadece aynı cümleyi tekrarlıyordum...
*"Rhen le vin"

Zamanı geldiğinde, hepsi benim kölem olacaktı.İşte o zaman tacım, hakettiği yerde, başımın üzerinde parlayacaktı.

Burası benim yerim.Kimseler uğramaz.Miles*, sözde koruyucular, burada beni rahatsız etmezler.Bana göre hepsi ölmemi bekliyorlar.Ne de olsa, başlarına beladan başka birşey getirmedim.

"Oldukça meşgul görünüyorsun" dedi Caelium.

"Bu seni neden ilgilendiriyor" umursamazca yüzüne bakıyorum.Gözlerini deviriyor.Oturduğum yerden kalkıyorum ve elimdeki telleri, zor bela araladığım çitin altına bastırıyorum.Ayağa kalkıp ellerimi Caelium denilen şahısın üstüne siliyorum.

"Bu hiç hoş değil Rea." diyor ve yüzünü buruşturuyor.

"Benim alanıma yaklaşma altın çocuk" dedim ve alanın kapanmasına üç dakika kala odama çekildim.

Odamın karanlığı midemi bulandırıyordu.Sanılanın aksine karanlıktan nefret ederdim.Gün ışığı... O iğrenç, sarı daireyi çok özlemiştim.Hayâl meyâl hatırlıyordum güneşi.Unutmamak için hergün resmini çizmeye çalışırdım.

Yatağıma uzanıyorum.İki haftadır aynı kıyafetleri giyiyordum.Kim bilir bir dahaki temizlik günü ne zaman olur.Burada her hafta herkese yakınlarından hediyeler gelir.Benim dışımda herkese.Bu hediyeler belirli kurallara uygun olmalıdır.Aksi halde, Milesler zevkle el koyarlar.

Herkes yeni kıyafetlerde gezerken ben temizlik günlerini beklemek zorundayım.Çünkü bir tek o zaman görevliler herkesin temiz olduğundan emin olmak için kontroller yapar.O zamanda duş, bakım gibi ihtiyaçlarımı karşılıyorum.

Birkaç defa kafama rifritler* bulaştı .Saçlarım üç defa kazıtıldı.Ölüm çukurunda yaşam çok zor.Heleki, alışmaya başlarsanız.

Buraya ilk geldiğim zamanı hatırlamaya çalışıyorum.Üzerime geçirdikler gri tulum, ayaklarımda büyük botlar, saçlarım uzun...
Sanırım eskiden güzeldim.Artık güzel ne demek onu da bilmiyorum.On yaşımda affedilmeyecek üç suçu işledim.Bir defa ekmek çaldım, iki kere para, ve son defasında, bir kesik attım.Öldürdüm.

Eyer yapmasaydım, şu an yaşadığım evrenin sonu, alev topu olurdu.O pisliği öldürmeseydim, herkes ölüydü.Ama kimse, hiçkimse bana inanmadı.Ben sekiz yaşımda büyüdüm.Dokuz yaşımda katil oldum.On yaşımda ölüm çukuruna düştüm.

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Apr 15, 2020 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

Alisium Efsanesi ||Gül Ve Kan||Stories to obsess over. Discover now