Derin bir boşluktayım. Ne yapacağımı, nasıl davranacağımı bilmediğim bir boşluk. Tek bildiğim şey canımın çok yandığı. İnce ince ölüyorum ve kimse bunu fark etmiyor. Kendimi bir fazlalık gibi hissediyorum. Hem eksik hem fazla hissediliyormuş. Belki de eksikliklerimi fazla hissettiğim yanlarımla doldurmaya çalıştığım içindir bu kadar yara almam. Bazen öyle fazlayım ki şu dünyaya. Aldığım nefes bile göğsüme batıyor. Bazende sığamıyorum şu koca dünyaya. Hangi şehire gidersem gideyim, naparsam yapayım bir şeyler eksik ve düzeltmiyorum. Hayatımdaki tek fazlalık rolü oynayan benim. Diğerleri hep eksiklik. Ben artık istiyorum ki yaralarım iyileşsin, kırıklarım düzelsin. Ama yara üstüne yara. Kaybettim galiba bu savaşı artık hiç bir şeyin üstesinden gelemiyorum. Tek başıma kaldıramıyorum bu yükü.İnsanlar çok nankör. Elime bir sopa verip her şeyi bunu sihirli değnekmiş gibi düzelt diyorlar. Ama ben sandıkları gibi değilim. Bazen benimde kaldıramadığım şeyler oluyor. Benim de canım yanıyor. Hislerim var mesela. Yok olmak istiyorum. Ölmek değil. Çünkü öldüğümde bile bu bedenim sığmaz bu dünyaya. Yine fazlalık kalırım. Bedenimde ruhumda çekip gitsin bu karanlık dünyadan. Ben çok yoruldum. Allahım bana kollarını aç, sarılacak kimsem kalmadı.
