Her Şey Başlıyor

56 6 3
                                        

Saat 17:00 'yi gösteriyordu. Raşit Bey elinde 3 ekmek ve bir buket lavanta ile evinin kapısını çalmıştı. İşi için birkaç hafta kadar şehir dışındaydı karısını ve çocuklarını çok özlemişti. Kapıyı karısı açmıştı incecikti yüzü berrak ve mütebessim bir haldeydi. Sanki kocasının geleceğini biliyor gibiydi. Kapıyı açınca yüzü bir anda şaşkına döndü ve;
- Raşit hoşgeldin nasıl da özlemişim seni.
Raşit Bey elinde bulunan buket'i karısına uzatarak;
- Bende seni özledim Sevil'im bunlar senin için.
Sevil Hanım buketleri koklarken saçları iki yandan bağlanmış yanakları al al sevimli bir kız çocuğu "babam gelmiş" diye bağırarak Raşit Bey kucağına atlamıştı. Raşit Bey karısının yüzüne bakarken aynı zamanda kızına sımsıkı sarılıyordu. Karısı sitem edercesine;
-Raşit evde saksı kalmadı vallahi her seferinde beni mahcup ediyorsun.
Raşit Bey kızına bakarak;
-Senin bana verdiklerinin yanında bunlar ne ki.
Selvi hanım kocasının elindeki ekmekleri de alıp içeri götürdü Raşit Bey ise kucağında kızıyla içeri girdi. Raşit Bey salona geçtiğinde kızı Neslişah hala kucağındaydı kısa bir süre daha böyle kaldıktan sonra büyük kızı Feride içeri girdi.
-Babacığım hoşgeldin.
-Hoş buldum kızım.
-Bakıyorum da kucağında minik bir çekirge var alayım da biraz dinlen.
Feride Neslişah'ı kucağına almadan minik kız hızla babasının kucağından indi ve;
-Hani nerede çekirge? Abla göster de ben de bakayım.
Neslişah'ın sözlerinin ardından salon kahkahalara boğulmuştu. Raşit Bey'in gözleri oğullarını arıyordu merakla Feride'ye;
-Kızım Levent ve abilerin nerede?
-Onlar bahçede oyun oynuyorlar istersen çağırayım.
-Yok kızım ben onlara bakayım siz annenizin yanına gidin.
Raşit Bey kızlarının yanından ayrılırken Neslişah, ablasına;
-Abla hani nerede çekirge lütfen bana da göster.
-Nesli çekirge mekirge yok şaka yaptık sana.
Bu esnada Raşit Bey bahçede oynayan oğullarını izlemeye dalmıştı. Oğlu Levent onu fark ettiği anda koşarak babasına sarılmıştı;
-Babacığım seni çok özledim hoşgeldin.
-Hoş buldum paşam bende seni çok özledim.
Baba oğul birbirleriyle hasret gidere dursun Büyük oğulları Ahmet Haşim ve Yavuz Selim kucak sırası bekliyordu. Raşit Bey kollarını biraz daha açarak diğer oğullarına da sarıldı. Çocuklar babasını bıraktıktan sonra Raşit Bey çocuklarını iyice bir süzdü ve;
-Ahmet Haşim saçların?
-Baba hiç sorma ya. Yemekte anlatsam olur mu?
-İyi bari gelin annenize yardım edelim.
Raşit Bey bunları söylerken aynı zamanda gülüyordu Ahmet Haşim;
-Ya baba gülmesene.
-Tamam paşam tamam, hadi içeri.
Levent önceden içeri girmiş Raşit Bey ise elini iki oğlunun omzuna atmış içeri giriyordu. Selvi hanım ise kızlarıyla sofrayı kuruyordu. Raşit Bey;
-Yapılacak bir şey var mı?
-Yok ama birileri daha odasını toplamamış onlar odalarını toplasa çok iyi olur.
-Hemen gözümü kapıyorum o birileri ben görmeden odalarını toplasınlar.
Raşit Bey gözünü kapatır kapatmaz Levent koşarak odasına gitti. O esnada Neslişah annesine fısıldayarak;
-Anneciğim ben de koşayım mı?
-Niye Nesli?
-Oyuncaklarımı toplamadım da ondan.
-Fırla fırla koş.
Sofra hazır olmuş bilhassa odalar toplanmış herkes yerine oturmuş yemek yeniyordu. Raşit Bey Ahmet Haşim'e bakarak;
-Oğlum sanki bir şeyler anlatacaktın.
-Anlatacağım ama gülmek yok baba tamam mı?
-Tamam tamam gülmeyeceğim.
-Feride okuldan çıkınca sakız almış onu da gitmiş ortaya bırakmış, benim uykum vardı biraz uzanayım dedim bu esnada Neslide sakızları bulmuş tepemde sakızları tadı geçene kadar çiğnemiş sonra da tadı geçenleri tutup saçıma yapıştırmış sakızlar kafamdan çıkmayınca annem de sakızlı kısımları kesti baban gelince berbere düzeltirsiniz saçını dedi.

Ahmet Haşim'in sözünden sonra sofrada herkes kendini zor tutuyordu Neslişah'ın kıkırdamasıyla bütün sofra kahkahaya boğuldu. Raşit Bey çok önemli bir şey unuttuğunu hatırlayarak ciddiyete büründü ve;
-Selvi sana söylemeyi unuttum benim mahalleden arkadaşım vardı ya Hakan o kızı ile bize çay içmeye gelecek.
-Ya Raşit bu şimdi mi söylenir bilseydim ikramlık hazırladım.
-Sen iyi bir çay demle yeter.
-Tamam ben ne yapabilirsem bir şeyler yapmaya çalışayım. Feride bana yardım edersin değil mi anneciğim? Bir de Raşit, Ahmet Haşimi berbere götür de saçları düzelsin.

Feride annesini onaylarcasına başını salladı ve anne kız sofrayı toplamaya başladılar.

Raşit Bey oğlunu berbere götürmüş Selvi hanım ise hazırlıklarını yapmıştı bütün aile gelecek misafiri bekliyorlardı. Sonunda beklenen zil çaldı Raşit Bey kapıyı açtı Selvi hanım da misafirlerine terlik çıkardı. Raşit Bey arkadaşına bakarak;
-Hoş geldin Hakan'ım ne de özlemişim seni.

Hakan Bey hasretle bakarak kollarını açtı iki arkadaş sıkıca sarıldı. Selvi hanım onları salonunda davet etti. Hakan Bey yalnız değildi küçük kızı Hazal'la gelmişti. Mini kız al yanaklı kiraz dudaklı dedikleri cinstendi. Selvi hanım kızı görür görmez "Maşallah" demişti içinden. Baba kız salonda yan yana oturuyorlardı.Raşit Bey meraklıydı çünkü arkadaşında farklı şeyler seziyordu dayanamayıp;
-Hayrola kardeşim iyi misin?
-İyiyim Raşit bazı olaylar oldu.

Biraz duraksamıştı kızına doğru baktı ve;
-Sonra anlatırım be Raşit.

Raşit Bey konuyu değiştirir cesine;
-Senin iki tane değil miydi çocuk?

O sırada Hazal söze atlayarak;
-Hayır biz üç kardeşiz.

Hazal kardeş sayısını gösterirken el ile 4 sayısını gösteriyordu. Çocuklar daha fazla dayanamayıp kıkırdamaya başladı Selvi hanımın bakışlarıyla da çok uzamadan son buldu.
Raşit Bey;
-Peki onlar neredeler, niye gelmediler?
Hakan Bey;
-Benim büyük oğlum Mirza okula gidiyor annesi göndermedi, küçük de üç yaşında durmaz diye getirmedik kızımla çıktık geldik.
-İyi ettiniz kardeşim.

Selvi hanım gözlerini kızdan alamıyordu kızın teni bembeyaz gözleri sanki bir ceylanın gözleriydi dudakları kiraz yanakları al aldı. Gördüğü kadarıyla çok da konuşkan bir kızdı.
-Sen kaç yaşındaydın Hazal?
-Altı buçuk yaşındayım.

Hakan Bey kızının başını okşayarak;
-Kızım bak Raşit amcanların da çocukları var onlarla tanışmak istemez misin?
-Ama baba misafir ev sahipleri ile tanışmaya gitmez onlar gelirler.

Selvi hanım mahcup bir halde;
-Hazal haklı hadi çocuklar arkadaşınızla tanışın hatta bahçeye çıkın isterseniz oyun oynayın. Ahmet, Yavuz sahip çıkın çocuğa.

Yavuz Selim onaylarcasına başını salladı ve Hazal'a doğru ilerleyerek;
-Hazalcım hatamızı düzeltmemiz de izin ver lütfen hadi gel birlikte bahçeye çıkalım.

Minik kız mütebessim bir halde abisinin yanına giderek diğer çocuklarla birlikte bahçeye çıktı. Raşit Bey ise bir cevap istercesine arkadaşına bakıyordu;
-Hakan'ım beni telaşlandırdın neler oldu anlatmayacak mısın?

Hakan Bey bitkin ve üzgün bir şekilde;
-Raşit eşim çok hasta...

LİMANIMDonde viven las historias. Descúbrelo ahora