0

195 24 21
                                        

13 yıl önce;

   seungyoun annesini kaybetmişti. geceleri eve gelmeyen, sadece içki içen ve ailesine hiç para götürmeyen babası çıkan bir tartışma sonucu öfke kontrolünü yitirmiş; 4 yaşındaki çocuğun annesinin ölümüne sebep olmuştu.

babasının ellerinin annesinin ince boynunu kavrayışının, kadını bayılttıktan sonra tamamen işini bitirebilmek için mutfaktan aldığı bir bıçakla vücudunda delikler açan babasının yüz ifadesinin önündeki birkaç yıl içinde rüyalarına eşlik edeceğinin farkında değildi. bütün bunlar olurken annesini kurtarmak istemişti, ama henüz bayılmadan önce annesi yarım yamalak kaldırabildiği eliyle kendisine orada kalmasını işaret ettiğinden hiçbir şey yapmadı.

annesi öleceğini anlamıştı zaten, her ne kadar hayallerindeki yaşama ulaşamamış olsa da ne yaparsa yapsın orada bitecekti. biricik oğlunu da kendisiyle sürüklemenin bir anlamı var mıydı?

sadece oğlunun kendi sahip olamadığı mutlu hayata sahip olmasını istiyordu.

dava süreci kısa sürmüştü, babası polise giderek itiraf etmişti. yüz ifadesine baktığınızda, "bu adam yaptığından pişmanlık duyuyor." diyebilirdiniz ama seungyoun gerçekliğin bu olmadığından emindi. tüm varlığıyla nefret ettiği adamın diğerlerine gösterdiği hiçbir yüz, söylediği hiçbir kelime doğru değildi.

babası cezaevine gönderildikten sonra seungyoun pis ve çocuklara kesinlikle iyi bakılmayan bir çocuk yetiştirme yurduna gönderildi. hayatının en berbat birkaç ayı denilebilirdi, babasının bıraktığı morluklara yenileri eklenirken seungyoun'un tek yaptığı geceleri yorganı üzerine çekip ağlamak oldu.

   ses yaptığı takdirde sabah tekrardan şiddete maruz kalırdı gerçi; bunu öğrenmesine vesile olan olaydan sonra ses çıkaramamak için dişleri eline geçene, kan tadı ağzına gelene kadar elini ısırırdı.

    böyle geçen 8 aydan sonra bir gün yurtta ertesi gün fazlasıyla zengin bir adamın içlerinden birini alacağı haberi yayılmıştı. her çocuğun aklından tek bir şey geçiyordu: "buradan kurtulan ben olmazsam öleceğim." seungyoun da aynıydı, yurtta oradakilerden daha az süredir bulunmasına rağmen böyle düşünmesi bencilce gelebilirdi. ama sadece 5 yaşındaydı, elbette kendini diğerlerinden öne koyacaktı.

   dış dünyayla pek alakaları olmayanlar bile anlamıştı adamın çıktığı arabanın epey lüks olduğunu anlamıştı. eğer bugün onun ilgisini çekebilirlerse eski hayatlarından eser kalmayacağından adları gibi emindi her biri.

   bakıcılar çocuklara en güzel kıyafetleri giydirdi; güzelden kastım yeni ve pahalı görünenlerden değil, yanlış anlamayın. her çocuğun üzerinde yırtık olmayan bir çift kıyafeti vardı, bunları sadece bunun gibi özel günlerde giymek için saklıyorlardı.

   odaların içine bile girmedi, sadece bir göz gezdirdi ve ötekine geçti. sonra bir ötekine, ve ötekine... böylece 15 oda 100 çocuk tamamlandı. bu şekilde adam kimi istediğine nasıl karar verebilirdi ki? çocukların yüzünü bile görememişti. bu durumda adamın okul notlarına göre değerlendireceğini düşündüler, bu durum 7 yaş altını ve zorbaları muhtemel adaylardan listesinden çıkarıyordu. yani seungyoun, bu sefer de başaramamıştı. büyük ihtimalle.

   1,5 saat geçti.

"cho seungyoun, gitme vakti."

   bakıcılardan biriydi. seungyoun, gidiyor muydu? ders notlarına göre değil miydi? sonunda çıkacak mıydı bu cehennemden?

  eşyalarını toplamasına gerek olmadığı, hemen yola çıkacakları söylendi. zengin adamın yakından daha da etkileyici görünen arabasına bindiler, seungyoun yol boyunca gözlerinden akmak üzere olan yaşları tutmaya çalıştı.

   kocaman bir yalının önüne geldiler, beyaz evin etrafını saran yeşillikler seungyoun'a gerçek gibi gelmedi. hâlâ rüyadaydı ve uyandığında tekrardan o aptal yurtta olacaktı.

   bahçeye girdiklerinde seungyoun kendisiyle yaşıt bir çocuk gördü.

   çiçeklere bakan çocuk hayatında gördüğü en güzel insanlardan biriydi, hatta, en güzeliydi. kocaman gözleri seungyoun'a odaklanmıştı, seungyoun ise sadece yutkunabildi.

   zengin adam seungyoun'u sırtından ittirerek konuştu:

"cho seungyoun; bundan sonra bu evin, özellikle wooseok'un yardımcılığını yapacaksın."

kırgın çiçekler gibi oldu azıcık ama boş verin.
ve hayır, mutlu storyline'a sahip bir hikaye yazmayacağım; en azından şimdilik.
seungseok shiplemesem de bu kurguya en uygun karakterlerin onlar olduğunu düşündüğümden yazıyorum. 🙆🏻‍♀️

   

snowman | seungseokStories to obsess over. Discover now