Odamdaki masada oturmuş Efkan Beyin gelmesini bekliyordum. Saat daha yediyi yirmi geçiyordu, gelmesine 10 dakika vardı. Asistanım Beste'nin masanın üzerine koymuş olduğu günlük programı incelemeye başladım. Bugün kâle alabileceğim tek şey Simge Hanımla olan toplantıydı.
Efkan Beyle benim odamı ayıran cam bölmeye baktım.Nerede kalmıştı bu adam , saat yedi kırksekizdi.
18 dakikadır geç kalmıştı , dakik bir insandır geç kalmazdı normalde.
Telaşa kapılmadan sakin bir şekilde masanın sol tarafında bulunan çantamın içindeki siyah kılıflı telefonumu aldım. Hiç duraksamadan ana ekran üzerinde numarası bulunan Efkan Beyi aradım. Açmasını beklerken gergin bir şekilde dudağımı kemirmeye başladım. Telefona cevap vermemişti. O sırada odanın kapısı nazik bir şekilde çalındı. Boğazımı hafifçe temizledim. "Gel!"
Kapı normal bir hızda açılıp Efkan Beyin bana huzur veren o çehresini gözterdi. Yüzünde ve bal rengindeki gözlerine kadar ulaşan muhteşem bir tebessüm vardı. Sakin bir şekilde kapıyı kapatıp benle kendisi arasındaki mesafeyi kapatmaya başladı. O esnada gözlerim haricinde bir yere bakmaya tenezül etmedi. Masanın önüne geldiğinde sakin bir şekilde yerimden kalkıp ona doğru iki adım attım.
Ellerini nazik bir şekilde bel boşluğuma koyup, beni kendisine doğru biraz daha çekiti. Ellerimi omuzlarına yaslayıp aramızdaki mesafeyi tamamen kapattım. Sakalsız , kemikli yüzüne özlemle baktım." Özledim."
Mırıldanmamı duyduğunda gülümsemesi büyüdü.
"Ben de özledim Melina hemde çok. Nasıldı şehrin, ailen nasıl , Kerim amca hâla inatçı mı?"
Kocaman gülümsedim ailemi, hayatımı merak etmesi beni mutlu ediyordu. "Her şey çok güzeldi, ailemin sana selamı vardı ve evet babam hâla çok inatçı -hafifçe kıkırdayıp- sanırım beni sana vermiyecek ."
Son söylediğim sözlerden sonra gülen yüzü kayboldu yerini çatık kaşları aldı. Homurdanarak masanın önündeki tekli koltuklardan birine geçip oturdu. Ben de sandalyeme geçip oturdum. Hâla çatık kaşlarıyla homurdanıyordu. Küçük ama şen bir kahkaha attım.Bana ters ters bakıp söylenmeye devam etti."Babanın benimle ne alıp veremediğini anlayamıyorum Melina. Neyse ki kayınvalidem beni seviyor sanırım kendimi bununla teselli edebilirim."
Diyip bana tatlı bir şekilde göz kırptı.Kocaman bir şekilde gülümsedim." Melina, abin ne zaman gelicek?"
"Çizimleri bitirdi, haftaya gelicekmiş. Şey bugün Simge Hanım gelicekmiş?"
" Evet, dergi hakkında bazı problemler var, onları konuşacaktık."
Kaşlarımı çatıp homurdanmaya başladım. Bu halimi gören Efkan gülmeye başladı. Önümdeki siyah tükenmez kalemi alıp sinirle ona fırlattım."Bak bir de gülüyor. Gülme Efkan o kadının sende gözü var. Seni gördüğü yerde koala gibi sarılıyor hani sana bir tek ben sarılabilirdim?"
" Sarılmak sadece sana olunca güzel Melina. O kadının bende gözü olabilir benimde sende gözüm var."
İşgüzar bir şekilde göz kırptı. Telefon melodisi odayı doldurunca takımın iç cebinden telefonu çıkarıp kapttı." Artık kendi odama geçsem iyi olacak."
Ayağa kalkıp hızlı bir şekilde yanıma gelip anlımdan nazikçe öptü." Döndüğün için mutluyum bebeğim. Evine hoş geldin."
Cevap vermemi beklemeden odadan hızla çıktı. Derin bir nefes aldım. Efkan'ı düşünmemeye çalışarak yeni tasarladığım kolyenin üzerinde çalışmaya başladım....
Küçük bir kahve molası haricinde masamdan kalkmamış birkaç taslak üzirinde çalışmıştım. Tabi arada cam bölmeden Efkan'la birbirimize bakıp gülümsemiştik. Bazen ben onu bazende o beni göz hapsine alıyordu. Seviyordum bu adamı hemde çok.
YOU ARE READING
STANÜR
FantasyDün gece öyle bir kadının boynunda uyuya kaldım ki o an ki huzur hayatımda ki tüm acıları silip attı." Kurduğu cümleyle eğik olan başımı kaldırıp ona baktım. Normal de berrak olan gözleri şimdi tüm kahinatı hapsetmiş gibiydi. Sertçe yutkunup , gözle...
