💚1💚

9 1 0
                                        

*2 yıl önce*

Sanırım uzun bir Fen dersinden sonra kafanızı sıraya koyup 10 dakika boyunca uyumak hayatınızda yapabileceğiniz en güzel şeydir...

"Efser!"

Tabi Öykü gibi bir arkadaşınız yoksa...

"Efendim Öykü..."

Kafamı kaldırarak verdiğim cevabın yarısı esnememden dolayı duyulmamıştı ama bu Öykü'nün umrunda değildi.

"Hadi bahçeye inelim."

Ciddi miydi ya? Hadi ama... Bilmiyor muydu teneffüse çıkmayı sevmediğimi?

"Sevmiyorum."

Bu cevabım hoşuna gitmemiş olacak ki gözlerini devirdi.

"Ama benim seviyorum."

"Öykü Allah'ını seversen git Deniz'e bulaş ya..."

Küçük bir çocuk gibi omuzlarını silkti.

"Ne yapcam ben Deniz'i? Onunla gıybet yapılmıyor ki... Sadece susup 'He he' der gibi başını sallıyo."

Bunu yaparken sesini denizin sesine benzetmeye çalışması o kadar komikti ki bunun için onunla aşağı inebilirdim.

"Tamam hadi. İstediğin gibi olsun."

Ellerini çırptı. Koluma girdi ve beni aşağı sürüklemeye başladı. Nasıl oldu anlamadım ama zaten konuşmaktan yarısı biten teneffüsün sadece 15 saniyesi 3 kat merdiveni inmemize yetmişti.

Sonbaharda olmamızdan kaynaklı olacak ki hava serindi. Üzerimdeki ceket inceydi ama bu hava için idealdi.

Öykü'ye baktığımda sanki etrafta birini arıyordu.

"Öykü? Kimi arıyorsun?"

"Bir saniye... Hah! Kanka bak şurada bir kız ve bir erkek var."

Gösterdiği yere bakıp gözlerimi devirdim.

"Öykü bilmem farkında mısın ama okuldayız. Yani çevremizde bir sürü kız ve erkek var."

"Ya şuradakiler işte. Demirin dibindekiler."

Dediği yere baktım. Kız renkli gözleri olan sevimli güzel bir kızdı. Ellerini çok aktif kullanarak bir şeyler anlatıyordu.

Çocuk ise...

Hayatımda gördüğüm en güzel gülümseme ile onu dinliyordu. Hafif kıvırcık saçları, ışıkta parıl parıl parlayan gözleri ve kendini gayet belli eden gamzeleri vardı.

Ben çocuğun gözlerinde kayboluyorken Öykü bir şey söyledi. Ne dediğini anlamayarak ona döndüm.

"Ne dedin kanka? Duyamadım."

"Dedim ki; kızın adı Ahlem, oğlanınki Barlas..."

Barlas... Çok güzel bir isim...

"Sevgililermiş..."

Hayat benden nefret ediyor...

💚💚💚

*Günümüz*

Bu hayattan nefret ediyorum. Herkese Burak'ı sevdiğim yalanını söylemekten nefret ediyorum.

"Efser?"

"Efendim anne?"

"Bir sorun mu var kuzum?"

"Yok anne neden sordun?"

"Az önce deden sana kursun yerini sordu ama sen duymadın."

Lanet olsun!

"Duymamışım... Hastane caddesindeki pastanenin karşısında."

"Tamam Nonim."

Dedemin bu sözüne gülümsedim. Annem ve babam boşandığı için dedemlerle kalıyorduk. Yaklaşık 4 yıldır... Babamı ise haftasonları görüyordum. Bir akşam uykuluyken "dede" yerine "nonim" demiştim ve o da bu ismi çok benimsemişti.

"Gitmesem olmaz mı?"

Dudaklarımı büzerek yapabildiğimden emin olmadığım köpek bakışlarına dedem kahkaha atarken annem işaret parmağını sallayarak arka koltuğa döndü.

"Bana bak Efser. Bu sene LGS'ye gireceksin ve eğer düzgün bir lise kazanmazsan çok pis bozuşuruz."

"Düzgün bir lise kazanmam için yazın ortasında kursa gitmem mi gerekli?"

"Canım kızım..."

Bunu ne kadar kibar bir şekilde söylese bile altta yatan tehditi ben anlamıştım. Ağzıma hayali bir fermuar çektim ve arkama yaslanmıştım ki dedem:

"Hadi bakalım geldik..."

"Eğer beni yayladan buraya getirdiğiniz için erirsem lütfen vicdan azabı çekin deyip dedemin ve annemin yanaklarını öptüm.

Sınıfımı bulmak için uğraşırım diye ummuştum ama 1.derslik olduğumuz için en baştaydı. Sınıflar kursa giriş sınavındaki dercemize göre ayarlanmıştı. Ve karşınızdaki insan 12.olarak ilk sınıfa yerleşmiş bir gerizekalı var.

"1. DERSLİK" yazan tabelaya gözlerimi devirerek içeri girdim ve nereye oturabilirim diye düşünürken en arkanın bir önünde oturan Didem'i gördüm. Yanına oturabilirdim. İyi kızdı. Gülümseme maskemi taktım ve yanına ilerledim.

"Didem..."

"Efser..."

İkimizin de uzatarak adlarımızı söylememize karşılık kahkaha attım.

"Sıra arkadaşın olabilir miyim?"

"Lütfen... Yanıma kim oturacak korkusu berbat bir şey."

Gülümsedim ve yanına oturdum.

Tam ağzımı açıp sohbete başlayacaktım ki hoca geldi.

Hadi bakalım ilk ders ne?

"Merhaba arkadaşlar... Ben Elife. Umarım bir yıl boyunca beraber Türkçe derslerini işleyeceğiz."

Gözlerimi devirdim. Matematik dışındaki bütün dersler iğrenç geliyordu.

"İzninizle bir yoklama alayım."

Hoca sırayla isimleri söylerken kedi ismim dışındaki isimleri pek dinlemedim. Ta ki...

"Barlas Erden?"

"Burda."

Bu iki sesi duyana kadar...

Cidden mi ya? Ahlem de burda olsun tam olsu...

"Ahlem Bilgen?"

"Burda."

Hay şom ağzını seveyim Efser!

Evet çok güzel. Aşık olduğum insan, onu reddeden sevdiği ve ben aynı sınıftayız.

Doğru duydunuz! Aşık oldum. Ben aşık oldum. Annesi ve babasının 5 boşanmasından 3'ünü çok küçük olduğu için hatırlamayan dolayısıyla sevgiye inanmayan ben başkasını seven bir çocuğa aşık oldum.

Geçen sene Ahlem ve Barlas'ın sevgili olmadığını öğrenmiştim ama Barlas onu seviyordu...

Ben ise bu iki sene boyunca herkese Burak'ı sevdiğimi söylemişim çünkü ben başkasını seven bir erkeği sevemezdim. Gururum bunu insanların öğrenmesine hazır değildi...

Peki ya şimdi?

Onunla... Onlarla aynı sınıfta ne yapacaktım?

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Aug 15, 2019 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

GÖZYAŞIWhere stories live. Discover now