1. Bölüm "Yumruk Yemek"

111 13 7
                                        

Medya Araf✨
Herkeze başka bir hikayeden merhabalarr ;) Bu hikaye benim ikinci hikayem ve bu hikayenin diğerinin aksine biraz daha eğlence üzerine olmasını istedim. Dilerseniz voteleyebilirsiniz. Sizleri seviyorum;)

Semsert bir şekilde bana bakıyordu..Benden nefret ettiğini iliklerime kadar hissetiriyordu tekrar tekrar. Bu canımı yaksada ona yansıtmamaya çalışarak dalga geçercesine göz kırptım. Bundan hoşlanmayacaktı. Güldüm. Kuyruğu dik tutmaya çalışıyordum hesapta. Yüzündeki sert ifade daha da sertleşti. Yüzde yüz bana aşıktı. Kesin ya.

Birden büyük koridarda sesler yükseldi. Bakışların odaklandığı yere baktığımda Arafla kavgalı olduğunu bildiğim bir grup çocuk ona doğru yürüdüğünü gördüm. Çocukların bakışları kavga çıkaracaklarının habercisi gibiydi. Tam tahmin ettiğim gibi yanına gidip ona sataşmaya başladılar.

" Şu sev.. Ah arkadaşın diyecektim sana ihanet etmiş ha. Ama belliydi o yılanın bir gün boynuna dolanacağı. " dedi gülerek sanırım adı Engindi. Benden bahsediyordu.. Düşmanı bile ilk benimle yaralamaya çalışıyordu onu. Onu en çok benim üzdüğümü biliyordum. Çünkü en çok bana güvenmişti.. Kalbim acıyla büzüştü.

Benim için ne dedikleri pek umrumda olmasa da onu korumak için araya girmem lazımdı.. Dilinin kemiği yoktu ki hiç onun bir grup çocuğa kafa tutup sonrada güzelce dayak yiyip oturmaması için yanlarına gittim.

Arafın yanında durup onlara baktım.
"Sen kime yılan diyorsun?"
Alaycı bir gülüşle bana baktı.
" Uyuyan yılanı uyandırdım galiba." dediğinde kalabalıktan gülüşme sesleri geldi. Yapmacık bir şekilde sırıtıp arkasındaki çocuklara baktım.
"Birde bu korkaklıkla benle dalga geçmeye çalışıyor. Yedi sülaleni, soyunu sopunuda getirseydin bu kadarı az olmuş" dedim. Sanırım benimde dilimin kemiği yoktu.

Araf araya girdi.
"Beni korumana falan ihtiyacım yok. Git buradan!" Beni gerçekten tanıyordu. Nasıl tanımasın ki o benim çocukluk arkadaşımdı.
"Seni koruduğum falan yok Araf. Bana laf attılar kendimi savunuyorum."

"Sizin Aşk-ı Memnu tadındaki konuşmalarınızı daha fazla dinlemeyeceğim. Her zaman ki yere gel orada konuşmamıza devam ederiz." diyip elini yapmacık bir gülümsemeyle Araf'ın omzuna koydu. Hızla Engin'in kolunu kendinden uzaklaştırıp dediklerini onayladı. Gerizekalının haşatını çıkartacaklardı. Bu sefer ona pansuman yapacak biride yoktu yanında...

Okul çıkışında Arafı takip etmeyi düşünsemde olmazdı. Hemen farkederdi beni. Ona kafa tutan gruptan bir çocuğu gözüme kestirip onu takip etmeye başladım. Salak bir şeye benziyordu farketmezdi. Çocuk boş ve ıssız bir arazinin önünde durdu. Sonunda kavga edecekleri yere gelmiş olacaktık.

Arafı ve okuldan topladığı bir grup arkadaşıda içeri girdiğinde şaşkınlıkla onlara bakakaldım. Hiç böyle adam toplayıp mevzuya gitmek onun işi değildi. Genelde böyle olaylarda yanında sadece en yakın arkadaşlarının gelmesine izin verirdi. Gizlendiğim yerden çıkıp bende deli cesaretiyle içeri girdim. İçeri girdiğimde kavga etmeye başlamışlardı bile. Boş arazide arbade sesleri yankılanıyordu. Kocaman bir kalabalık birbirine girmişti.

Arafa döndüğümde dudağının patladığını gördüm. İri yarı olan çocuk bunu umursamdan ona hızla vurmaya devam ediyordu. Ay şekerim pardon ya diyip duracak hali yoktu zaten.
Araf bir iki yumruk atıyorsa çocuk buna üç yumruk atıyordu. Gerçekten dövülüyordu gerizekalı. Hemen yanlarına koşup araya girmeye çalıştım. Beni farketmeden dövüşmeye devam ediyorlardı.

"Aslında konuşarak-" dememe kalmadan kalıplı çocuğun okkalı yumruğu yüzümde patladı. Acıyla iki büklüm olup çığlık attığımda hepsi kavga etmeyi bırakıp bana döndü.
" Eda ne yapıyorsun burada? " diye sinirle bağırdı Araf. O olaydan sonra ilk defa ismimi söylemişti. Sanırım yumruk yememe değmişti.

Ama ona cevap verecek durumda değildim. Elimi patlayan kaşıma getirip yumruk atan ayıya küfür ettim. Gözlerim dolmuştu. Kaşımdan resmen kan boşalıyordu. Gerçekten çok acıyordu. Dikiş bile gerekebilirdi.
Ardından yavaşça dizlerimin üzerine çöküp kafamı yere yasladım.

Başıma toplandılar. Bana yumruk atan çocukta endişeyle bana bakıyordu. Sandığım kadar ayı değildi demek.
"Ya pardon seni farkedene kadar çoktan olan olmuştu."dedi. Benim suçumdu.

Araf yanıma çöküp beni yerden hızla kaldırdı. Nazikçe demek isterdim ama resmen çekişiyle canım daha da yanmıştı. Sızlandım. Bana aldırmadan kaşıma baktı.
"Şu kaşına baktırmalısın."
Demek bu kadar kötüydü kaşım. Ona nefret içermeyen bir cümle söyletecek kadar.

Kaşımdan akan kanı umursamadan ona baktım. Ama onun gözleri benden başka heryedeydi. Bana bakmasını sağlamak için koluna dokundum. Hızla dönüp elimi ittirip düşmanıymışım gibi bana baktı.
Pişmanlığımı görmüyor muydu?

"Özür dilerim Araf." Daha demin birbirlerine girdikleri için yüzleri mosmor ve kanla dolu bir grup erkeğin önünde konuştuklarım epey komikti ama umrumda da değildi.

Yavaşça bana döndü. Gözlerinin içindeki harlı yangını görebiliyordum. O yangında beni yakmak istiyordu. Ama kendi de cayır cayır yanıyordu görüyordum. Biliyordum onu.

"Seni hiç bir zaman affetmeyeceğim Eda. Pişmanlığın yakıp seni kül etse bile zerre umrumda değilsin bu saatten sonra." dedi duygusuz bir şekilde. Hayır, canım böyle yanmamalıydı. Suçluydum hatta günahkardım haketmiştim zehirli sözlerini.

Gözlerimin dolduğunu hissederken çevremizde bizi pür dikkat izleyen kalabalığa baktım. Çoğunun yüzünde yeni bir dedikodu yakalamanın mutluluğu vardı. Adi herifler...
Tekrar Araf'a döndüm. Onun gözleriyse etraftaydı.

" Kırılan kalbim, kanayan kaşım, bizi izleyen bu meraklı teyzeler umrumda değil. Tek umrumda olan sensin. Senin beni affetmen." dedim adeta yalvarıyordum. Ki birine yalvarmak kadar acizce bir şey yoktu bana göre. Bu da şu an umrumda olmayan şeylerdendi.

Söylediklerim üzerine tam gözlerimin içine bakmıştı. Bunun üzerine derin bir nefes gönderdim ciğerlerime. Cebinden çıkarttığı peçeteyi bana uzatıp sessizce arkasını dönüp çekip gitti. Beni bu vahşilerin arasında yapayalnız bırakıp gitmişti.

Herkesin Bildiği SırHistorias para obsesionarse. Descúbrelo ahora