~
İçimdeki gökkuşağının renkleriyle aydınlatmak istedim kendimi. Belki de yalnızca istedim. Çaba gösterdiğim şeyi düşünüp histerik bir kahkaha ile taçlandırdım düşüncelerimi.
Sahi, ne içindi bu savaş? Ya da tam olarak neydik biz? O benim için ne düşünüyordu? Aşk..?
Kafamı iki yana sallayıp sıyrıldım bu saçmalıktan. Masanın üzerine öylece bırakılmış kitabı kestirdim gözüme. Her hareketimle gıcırdayan yatağı umursamayıp masaya doğru uzanmaya çalıştım. Bir elimle yataktan destek alıp diğeriyle de kitaba dokunmaya çalışıyordum.
Parmak uçlarımda hissettiğim eskimiş kitap kapağını alacağım sırada elimin üzerinde başka bir el ile irkildim. Oliver. Benden önce davranmış ve kitabı eline almıştı.
"Yeni bir kitaba başlamak iyi gelebilir." diyip henüz yarısına gelebilmiş olduğum kitabı nereden bulduğunu anlayamadığım elmasını ısırarak okuyordu. Başını yatak başlığına yaslayıp ayaklarını kucağıma doğru uzattı ve yerinde rahat olduğunu düşündüren mırıltılar çıkardı.
Bu hareketine bakarken elinden düşürmediği elmasını ısırışı takıldı gözüme. Elma kadar yakın olamamıştım ona. Bu düşüncem seksist kaçabilirdi biraz evet ama henüz ona karşı neler hissetiğimi bile anlayamamıştım.
Bundan 20 gün önce aramıza stajyer olarak katılmıştı Oliver. Babam her yıl bir öğrencisini yaz boyunca konaklaması adına evimize davet eder, aynı zamanda da staj görmesini sağlardı. Oliver da onun bi' başka harika öğrencilerindendi.
Başlarda Oliver'a karşı gıcık duygular beslerken şimdilerle ona hayranlıkla bakıyordum. Belki de hayranlığım hoşlanmaya dönüşüyordu, bilemiyorum. Ama dönüşmemeliydi.
Yine kendimi tutamayıp düşündüğüm şeylere tiksinirken Oliver'ın önüme fırlattığı kağıt parçasına baktım.
"Hey? Kaldığım yeri unutturacaksın." Bir an olsun gözlerini kitaptan kaldırıp gözlerimin en içine doğru baktı. Lanet olsun ki bakışından bile etkilenebiliyordum. Bakışlarını gözlerimden ayırmayıp konuşmaya başladı. Kadifemsi o ses ağzından kulaklarıma dalgalar halinde yayılırken ben ne söylediğinden çok ne söylemediğine odaklıydım.
"Eğer bir kitabı okurken nerede kaldığını anımsamak adına bir kağıt sokuşturuyorsan bu senin o kitaptan yeterince etkilenmediğin anlamına gelir." Ne diyordu bu? Ben mi fazla salak günümdeydim?
[Bu ne demek oluyor bunu ben de anlamadım 😅]
Bir şey söylemek yerine ayaklarını kucağımdan atıp ayağa kalktım. Pencere kenarına adımlayıp dışarıyı izledim. Gözüme çarpan şeftali ağaçlarının ne kadar büyüleyici olduğunu düşünmeden edemedim. Aklıma gelen parlak fikirle yatağın hemen kenarında kalan gitarı elime alıp merdivenlerden aşağıya indim.
"Elio? Uyuyorsun sanıyordum." Annemin hafif aksağanı kendime gelmemi sağladı. "Hayır, yalnızca dinlenmek istemiştim." Elindeki sigara izmaritini azıcık su dolu bardağa atıp yanıma yaklaştı. Ağır parfümü ve üzerine sinen dumanın kokusu onu daha da çekici kılıyordu.
Elini enseme atıp yalnızca bana bakarken yakaladığım merhametli bakışı ve içten bir tebessümüyle konuştu "Elio, senin için bir plan hazırladım. Bu yaz 4. dili öğrenmeni istiyorum. Aynı zamand-" bir iki adım gerileyip sözünü böldüm "Hayır anne, bu yazı kendi istediğim gibi bitirmek istiyorum. Yaşıtlarım gibi eğlenerek." bakışları merhametten uzaklaşıp dominant hale bürününce biraz sonra söyleyeceklerini kestirip bahçe kapısından çıktım.
Odamdan gözüken şeftali ağaçlarını aramaya başladım gözümle. Biraz daha bakındıktan sonra yenilgiye uğrayıp odamın penceresine döndürdüm gözümü.
Oliver ile göz göze gelmeyi beklemiyordum. Pencerenin pervazından sarkıp bana bakıyordu. Elini hızla kaldırıp bana bir şey fırlatmasıyla olduğum yerde zıpladım. Refleksti bu. Kuvvetle muhtemel kafama atmaya planladığı elma çöpünü elimle tutunca bana muzipçe gülüp yaslandığı pervazdan ellerinden destek alarak ayrıldı.
Bu çocukça hareketi bile çekici gelebilir miydi? Gelmişti işte. Gelmemeliydi ama gelmişti. Çatmış olduğum kaşlarımı serbest bırakıp gitarımla beraber uygulayamadığım düşüncemi de alıp eve geri girdim. Bi' duş iyi gelebilirdi.
Yük yaptığını hissettiğim gitarı salonun ortasındaki devasa piyanonun kenarına bıraktım. Merdivenleri ikişer üçer zıplayarak odama çıkmayı düşünüyordum ki aklıma Oliver geldi. Yine.
Henüz 3 basamak kalmışken devam edemeyeceğimi düşünüp kaldığım basamağa oturdum. "Yoruluyorum...Cidden."
Öncelikle teşekkürler.
Umarım beğenmişsinizdir.
Etkilendiğim bir film aynı zamanda kitap olan "Call Me By Your Name'den" uyarlama..
🌈🌈
