Merhaba! Benim için çok farklı bir serüven bu. ilk bölüm baya bir sıkıcı oldu ama merak etmeyin ilerleyen bölümlerde telafi edeceğim. İyi okumalar!
Genç kadın ceketinin önünü ilikleyip günün son dersine hazırlandı. Ders izlencelerini kolunun altına sıkıştırırken yüzük parmağındaki oluşmuş nasırı fark etti. Yaşıtlarının yüzük parmağında tek taş bir yüzük olurdu ancak o farklıydı. O buralara kolay gelmemişti. Mesleğine aşıktı. Her derse girişinde kalbi ilk günkü gibi çarpıyor, asla yorulmuyordu.
Özel eğitimde aile eğitimi dersine girecekti. Asansörden indikten sonra hızla sınıfı bulup sınıfa girdi. O sınıfa girdiğinde bütün şamata kesildi.
"Merhaba arkadaşlar, nasılsınız?"
Bu soruyu kesinlikle cevabını merak ettiğinden sormamıştı. Ona kalsa asla böyle şeylerle vakit harcanmamalıydı.
"İyiyiz hocam."
"Güzel, en son sizler için değerli konuklarımı getirmiştim. Bugün aile eğitim programlarını konuşacağız. Portage, küçük adımlar, gibi."
Sınıftan gelen 'of' ları yok sayarak dersine devam etti. Üçüncü sınıfların son saati olduğundan sıkılıyorlardı. Ama onun kitabında yılmak, sıkılmak, pes etmek ve imkansız kelimelerine yer yoktu. Çünkü o Sitare ALPARSLAN idi. Tuttuğunu yerinden söker alırdı. Bir şeyi başarmak için istemenin yeterli olacağını yazdığı bütün kitaplarında belirtirdi.
Gerek yazdığı kitapları gerekse yetiştirdiği öğrencileriyle gerçekten saygı duyulan biriydi genç kadın. İki saat blok dersin ardından saatine baktı. Tam 15. 00dı.
"Geçmiş olsun. Bugünlük bu kadar."
Stilettoların ayağını ağrıttığını ders bitiminde fark etti genç kadın. Bir an önce eve gitmeli yarım saat kadar dinlendikten sonra kuruma gitmeliydi. Siyah mini cooper tabii ki babasının hediyesiydi. Araba tutkunu biri değildi ancak onun gibi birine elbette araba lazım oluyordu.
Evine vardığında telefonu çalmaya başladı. Arayan annesiydi.
"Efendim anne."
"Benim minik yıldızım ara öğünlerini düzenli olarak alıyor muymuş bakalım?"
Annesi bir diyetisyen değildi. Ancak kızının öğünleri mevzu olduğunda diyetisyen kesilirdi.
"Alıyorum anne."
"Afferim benim kuzuma. Bak akşam Buraylar gele-"
"Kapatıyorum anne."
Buray annesinin arkadaşının oğluydu. Doktordu. Aşırı egoist ve yılışık bir doktor. Sitare böyle kimselerden asla haz etmezdi. Ancak annesinin 'doktor damat' hayalleri yüzünden kimi zamanlar zoraki katlanıyordu Buray'a.
Karamel rengi saçlarını at kuyruğu yapıp, bal rengi gözlerinin altında oluşan halkaları yok sayarak evden çıktı. Bu kez dinlenme faslını edebiyatçı arkadaşı Edanın kitap kafesinde gerçekleştirecekti. Eda Sitare'nin dershane arkadaşıydı. Ta o zamandan beri görüşüyorlardı.
"Kimleri görüyorum! Sen buralara uğrar mıydın?"
"Yoğundum bu aralar kusura bakma."
İki arkadaş yine sohbetin belini kırmışlardı. Garip bir çalışma şekli vardı genç kadının. Telefonundaki saati kontrol ettiğinde geç kaldığını fark edince aceleyle arkadaşına veda edip okula gitti.
Bu kurum arkadaşına aitti. Burada çalışma amacıysa tamamen araştırma amaçlıydı. Hemen hemen her konuda bilgi sahibi olmuştu. Ancak asıl merak ettiği alanda bir çocukla henüz yakınen çalışma fırsatı bulamamıştı.
ESTÁS LEYENDO
Aşkperger
Chick-LitOnların hikayeleri lisede başlamış, genç kızın göz yaşlarıyla son bulmuştu. Peki sonra ne olmuştu? Özel eğitim uzmanı bir kadın olan Sitare bir gün kalbinin davetsiz misafiriyle yeniden karşılaşır. Görünen o ki bazı hikayeler kaldığı yerden devam e...
