Sahip olduğumuz hayat her an değişebilir. Onlar bunun farkında değillerdi ama bu değişime maruz kalmışlardı.
Değişim her zaman kötü bir şey miydi? Hayır, hayır bu değişim ilk başlarda bir zorunluluktan ibaretti.
Ama sonra? Sonra bir isteğe dönüşmüş...
Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.
~ Derin TALU
Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.
~ Beste RAMONA
Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.
~ Demir AKSU
Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.
~1~
Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.
Gökyüzünün lacivertliğinde sislerin arkasında kalmış bir ev görünüyordu. Evdeki aynada kendine bakan Derin, mor rujunun kapağını yavaşça açtı ve şarkıyı mırıldanmaya başladı.
Kapıdan gelen yükses sesi duyunca kendini göz devirmekten alıkoyamadı. Muhtemelen gelenin babası olduğunu düşündü. Kapıya yöneldi, karşısında Beste'yi görünce: "Ne oldu yine?" "Hazırlan gidiyoruz!" "Gidiyor muyuz?" Derin bu soruyu sorduktan sonra Beste'yi ciddiye almayarak gülmeye başlamıştı. Beste: "Hazırlan dedim!" "Ha sen ciddisin!" "Şaka yapıyor gibi mi görünüyorum?" "Nereye gidiyoruz peki gecenin 4'ünde?!" Beste, sinirli bir şekilde kalkıp valizleri aramaya başlamıştı: "Nerede şu siktiğim valizin?" Sonunda bulduğu valizi Derin'in önüne fırlattı. Derin: "Bir sakin olsana ya!" "Al şunu hazırlan hadi! 5 dakikaya çıkıyoruz." "Ya manyak mısın! Geç şuraya da anlat ne olduğunu. Beste, Derin'in karşısına oturdu ve derin bir nefes verip olanları anlatmaya başladı:
5 SAAT ÖNCE
Beste, evinde oturmuş telefonla birini arıyordu. Aradığı kişi telefonu açmayınca bir kez daha aradı ve bir kez daha... Sinirle telefonu masaya fırlatıp bağırdı. — Sikiyim ya nerde bu, bekle ama sen dur. Öfkeyle evden çıktı. Biraz yürüdükten sonra aradığı yeri buldu ve daireye girdi. Dairenin kapısı açıktı. Kapıyı yavaşça ittiğinde gördüğü manzarayla şok oldu.
Daire bomboştu. Bu durumu kabullenemeyen Beste istemsizce seslendi: "Demir!" Bir cevap alamayacağını bilse de umutsuzca bağırmıştı. Sinirlenmeye başlamıştı artık. Demir neredeydi, evi niye bomboştu? Üst kata çıktı, birlikte kaldıkları odanın kapısını yavaşça araladı. Son bir umutla Demir'i görmeyi beklerken, karşısındaki boş yatağa gördüğünde gözlerinden yaşlar süzülmeye başladı, odada ilerledi. Gardırobun kapağındaki aynadan kendi yansımasını gördü. Beste bu olamazdı. Gözyaşlarıyla birlikte akan rimelini elleriyle sildi. Merdivenleri indi. Salonun ortasında durdu. Artık sakin kalamazdı. Her yeri dağıtırken ağzından aynı sözler çıkıyordu; "Sikiyim senin gibi şerefsizi, hayvan herif!"
ŞİMDİ
Derin, Beste'nin anlattıklarına bir anlam verememişti: "Ne saçmalıyosun sen ya, böyle arkasından bir mesaj falan bırakmamış mı? Öylece gitmiş mi yani?" "Ne mesajı amk, kaçıp gitmiş piç kurusu!" "Tamam ya bir sakin ol. Emin misin kaçtığından belki..." Beste sinirle Derin'in sözünü kesti: " Ya siktir ordan, zaten bana bir sebepten dolayı burada kaldığını ve işi bitince İzmir'e gideceğimizi söylemişti. Anlaşılan tek başına kaçıp gitti pezevenk." "Ne İzmir'i amk! Gidince mi söyleyecektin bana?" "Aynen, şimdi gidiyoruz." "Ne?! Bir de onun peşinden mi gidicez sabahın 5'inde?!" "Evet gidiyoruz, dedim! Hadi hazırla şu valizini,bekliyorum kapıda." Beste evden çıktı ve Derin kendi kendine söylenmeye başladı: "Ben biliyordum bu Demir'den bir bok olmayacağını, şimdi de peşine düşüyoruz piçin!" Derin gelince valizleri bagaja yerleştirdiler. Beste yürüyerek geldiği için Derin'in babasının arabalarından birine bindiler ve sonunda yolculuk başlamıştı. Derin: "Şimdi niye çıktık ki yola, bekleyip sabah çıksaydık ya!" "Neyi bekliyeceğim Derin, bekleyecek bi şey mi kaldı!" "Gidip ne yapacağımızı da söylesene bi!" "Demir'i bulup yüzüne tükürmeden uyuyamam bugün, anlıyor musun!" "Nerde biliyo musun ki?" "Derin, benimle misin yoksa değil misin! Söylenip durucaksan siktir git bi de senle uğraşmıyım." "Malın biri kaçıp gitti cefasını biz çekiyoruz amk." "Sallanma da hızlı sür şu arabayı." "Sabah servisimizin maksimum sınırı bu." Beste acımsı bir gülümsemeyle Derin'e baktı ve göz devirdi. Derin de ona gülümsedi ve müziği açtı.
Bir süre gittikten sonra Derin: "İki saat oldu. Bu yolculuk çok sıkıcı ya biraz eğlensek mi?" "İleride bir ışık görüyorum sanki." Sonunda bir bara girdiler. Derin, biraz kafalarının dağılması için 4 tane Burbon aldı. Birincisini bitirdikten sonra pistte dans etmeye başladı. Beste'ye bakıyordu, onu da çağırdı. Beste pek eğlence havasında olmadığını belli eden bir işaret yaptı. Derin ona aldırmayarak bir süre daha dans etti. Beste'nin mızmızlanmaya başlamasıyla bardan çıkmışlardı. Tekrardan yola çıktıklarında Beste çoktan uyukluyordu. Derin'in alkol sebebiyle başı fazla dönüyordu ayrıca uykusu da vardı. Yaklaşık yarım saat sonunda bilincini kaybetmeye başlamıştı. Gözleri yavaş yavaş kapanıyordu. Artık uykuya dalmak üzereydi ama tam o sırada birden araba bir şeye çarptı ve Derin irkilerek arabayı durdurdu.