ARİSA
Otobüsten inip kampüs kapısına doğru hızlı adımlarla ilerleyen Arisa'nın bugün okuldaki ilk günüydü. Üstüne giydiği geçen seneden kalma beyaz gömlek ona her ne kadar birazcık dar gelse de, yeni kıyafet alana kadar, birkaç gün onunla idare edecekti. Her ne kadar saçma olduğunu düşünse de beyaz çizgili lacivert kravatı takıp, bu sıcak havada mecburen üstüne bordo kazağını giymişti. Gri boru paça pantolonunu da hafiften düzelterek okulun kapısında durdu.
"Yeni bir okul, yeni bir hayat" dedi ve pembe gözlerini gökyüzüne dikerek birkaç saniye orda bekledi. Derin bir nefes aldıktan sonra ilk adımını içeri atıp omzuna astığı çantayı tutarak hızlı adımlarla binaya doğru yürümeye başladı.
***
Çevresine baktığında okulda nereye gideceğini bilmeyen tek kişi Arisa gibiydi.
"Keşke birileri de benim gibi kararsız olsa da bu kadar heyecanlanmasam" diye mırıldandı kendi kendine.
O sırada ders zilinin çaldığını duyan Arisa, telaşa kapılıp etrafına bakarken, karşıdan gelen dört kişilik bir grup gördü. Heyecanını bastırmaya çalışıp:
"Affedersiniz, Sınıfımı bulmama yardım eder misiniz?" dedi Arisa. Aralarında kısa sarı saçlı, yeşil gözlü, boyu Arisa'dan hafif uzun boylu olan çocuk yanımda durup elimdeki kağıdı incelemeye başladı.
"Aynı sınıftayız! Beni takip et. Katı kuralları olan bu öğretmenin dersine geç kalırsak ikimiz için de iyi olacağını sanmıyorum" dedi kağıda kısa bir süre baktıktan sonra. Arisa her ne kadar heyecandan rol yaparmış gibi gülümsüyorsa da çocuğun gülümsemesi yalan değildi.
Arisa ve yanındaki çocuk hafif tempolu bir şekilde yan yana yürüyorlardı. Sürekli içtenlikle gülen çocuk bir şeyler anlatsa da Arisa etrafında olan bitenlerin temposuna ayak uyduramamıştı. Hafiften etrafını incelerken bazen de kafasını onaylıyormuş gibi sallıyordu.
Sağ tarafında muhteşem manzaralı büyük pencerelerden ve sol tarafta lacivert kapıları olan büyük koridoru geçtikten sonra merdivenleri çıkıp son anda sınıfa girdiler.
"Burası. Haydi, gir." dedi Arisa'nın yanındaki çocuk. Samimiyetini bozmadan konuşmaya devam ediyordu. İçeri girdiğim an herkesin gözü birden bana çevrildi. Yanımdaki çocuk:
"Arkadaşlar! Sınıfımıza yeni birisi geldi!" diye bağırdı. O an Arisa bir yandan sınıfa göz atarken bir yandan da elleriyle yanaklarına dokunup kızarıp kızarmadığını anlamaya çalışıyordu. Aynı zamanda kısık sesle:
"Merhaba" diyip gülümsemeye devam etmeye çalışarak boş olan ortadaki en ön sıranın önünde onunla tanışmak için gelen kişileri karşıladı. Hemen arkalarından sonra öğretmen geldiğinde herkes yerine oturdu İlk gün olduğu için öğretmen formalite icabı kendini tanıttıktan sonra Arisa'yı göstererek:
"Aramıza yeni biri katılmış sanırım" dedi öğretmen gülümseyerek. "Arisa, bize kendini tanıtmak ister misin?"
"Ben Arisa Arai. Japonya'dan geliyorum. Tanıştığımıza memnun oldum" dedikten sonra ayağa kalkıp arkasını dönüp tüm sınıfa gülümsedi.
***
Teneffüs zili çalınca öğretmen birkaç şey daha söyleyip sınıftan ayrıldıktan sonra sınıftan birkaç kişi o sırada eşyalarını toplamakta olan Arisa'nın yanına gittiler. Bunlardan birisi de ona yardım eden çocuktu.
"Nasıl? Alışabildin mi buraya?" dedi çocuk.
"Şu an biraz erken de olsa evet diyebilirim. Birkaç kez daha gelmiştim Fransa'ya. O yüzden çok zor olacağını sanmıyorum" dedi Arisa. Bu çocuğa karşı birazcık daha rahatlamıştı.
YOU ARE READING
Yeni Dünya
AdventureRobin, üniversite çağında, yalnız yaşamayı seven, kendi halinde bir öğrencidir. Bir gün en yakın arkadaşı Max tarafından büyülü bir gezegene istemeden yollandıktan sonra hayatı tamamen değişen Robin, hem hayatta kalabilecek hem görevi tamamlayabilec...
