"Bazı çoçuklar verilen hediyelere manevi değer vermezler."

69 1 0
                                        

Sıradaki girdiyim evde Noel süsleriyle çok güzel süslenmişdi. Evde yüksek ve üzerinde parlak renkli işıklar saçan süslü Noel ağacı vardı. Çok güzel bir aileydi. Ailede iki ağabey vardı. Birinin yaşı yedi, diğerinin onikiydi. Zaten bana farketmezdi.


Kapıyı çaldım. Açan anneleriydi sanırım. Boynuna ışıksaçan renkli noel süsü asmışdı. Kırmızı kazaklı bir çoçuk "kim anne?" diye sorarak geldi. Çoçuk beni görünce iki eliyle ağzını kapayarak "noel baba" diye bağırdı. Çoçuğu böyle görünce rolümü daha iyi oynamağa başladım.


Hoo hoo hooo(aslında bu sesden nefret ederdim). Sana hediyelerim varr -dediğimde diğer bundan yaşça küçük bir çoçuk gördüm kapının arasından- ve sanadaa- dedim.


Biraz sonra saçlarını arkaya taramış aynen oğlu gibi kırmızı kazaklı bir adam geldi. Bu çoçukların babasıydı galiba. Beni görünce aynı çoçuklardaki gibi yüzünde gülümseme belirdi. Parmağı ile beni göstererek "Noel baba gelmiş" dedi. Çoçukların sevinci daha da artmışdı. Sanki Noel babanın geldiğini babalarından haber almışdılar. Bende adama yanıt olarak "Evet beyefendi çoçukların sevinci beni çok mutlu ediyor" söyledim. Artık evdeydim.


Size çay ikram edeyim yada sıcak bir kahve- dedi kadın. Bende teşekkür etdim. Bu "olabilir" demekti. Çoçuklar yanımdan bir dakka bile ayrılmıyolardı. Kırmızı torbanın içindeki hediyyeleri merak ediyolardı. Bazı çoçuklar hediyelere manevi değer vermezler. Torbadaki hediyeleri çıkardım. İçinde ne olduğunu hiç bilmiyordum. Çoçukları yanımdan uzaklaştırmalıydım babaları banyoya girmişdi. Hediyelerden birini aldım ve onlara bir sır dermiş gibi yaklaşdım. Bu hediyeni annelerine kendilerinin vermek olduğunu söyledim, bu şans getirir dedim. Hediyeni alarak mutfağa koşdular. Sakince kalktım banyoya yaklaşdım.


Kapı aralığından naptığını görebiliyordum. Öne eyilmiş bembeyaz yüzünü yıkıyordu. Gözleri aynaya doğru kalkmadan işini bitirmeliydim. Kendi dikdiyim cebimde büyük bir mutfak bıçağı vardı. Cadılar Bayramı filmindeki Micheal Myers'ın bıçağına benziyordu. Sakince içeri girdim suyun sesinden beni duymamışdı. Bıçağı kıyafetimin iç cebinden çıkardım. Diğer elimle boğazından yapışdım ve budur... Keskin bıçağı onun bembeyaz derisine sapladım. Bıçağı daha da içeriye itdim. Et, damar hepsini doğramışdı. Beyaz fayanslar kıpkırmızıydı. Lavabo kan kasesine benziyordu.


Çoçukların "Noel baba nerdesin Noel baba" diye seslerini duydum. Kan fıçısına dönmüş cesedi bıraktım, ceset arkaya doğru devrildi ve beyaz zemine yığıldı. Acele ederek lavabodan çıktım ve çoçukların yanına gittim. İnanılması güç ama kiyafetimde az fark edilecek şekilde kan izi vardı. Genede o elimi arkaya tutmuşdum. Bıçağı cebime yerleştirmişdim. Anneleri şansıma hala mutfaktaydı.


Çoçuklar bana çay ikram etdiler. Uyku sorunum olduğundan cebimde hep haplar olurdu. Aşırı dozda haplar ama bana az kar ederdi. Bunları bir çoçuğu uyutmak için kullanacağım aklıma gelmemişdi. Çayı görünce uyku hapı aklıma gelmişdi. Diğeri mutfağa koştu, elinde tutduğu kurabiye tabağıyla geldi.


Anneleri Çok özür dilerim burda biraz işler karışık hemen hallediyorum. Mutfak baya dağıldı bugün de.- yüzünde yazık bir gülümseme belirdi. Hapları kutusundan çıkardım ve çoçukları daha da yanıma yaklaştırdım.


"Beni dinleyiun çoçuklar bunlar Noel şekeri ve kendi geldiğim yerden getirdim." Masanın üzerinde meyve suları gördüm. "Şunları meyve sularınıza atın" diyip her birine ikişer adet verdim. Meyve sularını içtiler. Kafalarını karıştırmak için hap hikayesini sürdürdüm. Uyumuşdular. Sonsuz Noeller boyunca uyuyacaklardı. Anneleri mutfakta birşeyler yapıyordu. Mutfağa sessizce girip kanlı bıçağımı çıkardım, elimle ağzını ve burnunu kapadım. Diğer elimle bıçağı karın bölgesine sapladım. Bıçağın keskinliyi beni çok şaşırtmışdı. Kadın bağırmak istiyordu ama darbeden birşey yapamadı. İkinci darbede tamamen susmuştu. Kan boşalan kiyafeti ile yere serildi.


Çoçuklar artık derin bir uyku seyahetindeydiler. Etrafa baktıktan sonra arabama gidip bagajdan benzin bidonunu ve kibriti aldım. Bidon baya ağırdı. Etrafa benzin dökmeye başladım. Bidon gittikçe hafifliyordu. Koltuk, sofra, masa ve diğer yerlere iyice benzini döktüm. Banyoda yatan cesetin üzerine ve diğerlerine de. Sıra kibritdeydi. Koltuğa atdığım kibrit hemen ateşlendi. Bir kibrit ise mutfakda yatan kadına çaktım.


Ev artık yavaş-yavaş alevlere teslim oluyordu. Benzini yanan yerlerin üzerine döktüm. Alevler boyumu geçiyordu. Kızarmış et kokusu geliyordu. Evden çıktım arabaya doğru gidip bidonu bagaja koyup arabaya atladım. Ordan uzaklaşdım.



P.S Hala hayatdayım geziyorum. O olayın kimin yaptığını bulamadılar. Sıradaki Noelde görüşmek üzere...


Kamu telah mencapai bab terakhir yang dipublikasikan.

⏰ Terakhir diperbarui: Mar 23, 2019 ⏰

Tambahkan cerita ini ke Perpustakaan untuk mendapatkan notifikasi saat ada bab baru!

NOEL BABANIN İTİRAFLARICerita yang bikin terobses. Temukan sekarang