Arafat Bölüm-1

61 17 7
                                        

İyi okumalar

======

"Peşimden gelmeyi bırakacak mısın? "Sorduğum soruyla birlikte gözlerim onun gözlerine odaklandı . Canım fazlasıyla sıkkınken bir de bununla uğraşıyordum.

Cevap vermedi.

"Sana diyorum?"

Sustu.

Tekrar önüme döndüm ve karanlık gökyüzüne baktım. Yıldızlar gökyüzünden bize sunulan dileklerdi. Peki biz o dilekleri neden tutamıyorduk? Dileklerden biri abim olmasına rağmen kendim bile kabullenemiyordum.

Abim derken bile içimde ki burukluk kendini gün yüzüne çıkartmıştı hemen . Silmeye çalıştığım görüntüler ve acılar hiç yalnız bırakmıyordu beni . Beynim ateşe atılır gibi can çekişyordu bedenim de .
Acıyı ruhuma işleyen bedenim bütün olmusuzluklara açık hale gelmişti .
Nedeni aklıma yuva kuran ve paslanmayan o görüntülerdi . Ne zaman gözlerimin önünden bir şerit gibi aksa , afallanıyor ve hissiyatımı kaybediyordum . O gece abimden gelen telefonla bana attığı konuma gitmiştim. Beni izbe bir mahalleye çağırmıştı. Bu durum beni biraz şüphelendirse de abim bana telefonda zor durumda olduğunu ve hemen yanına gelmem gerektiğini söylemişti. Attığı konumda adımlarım son bulurken hangi eve gireceğimi şaşırmıştım. Ama karşımda ki evden gelen sesle bu şaşkınlığım kendini kaybederken adımları ürkek ve cansız bir şekilde evi bulmuştu.

Girdiğim odaların hiç birinde abim yoktu. Ama bodrum kata inmemiştim. Hafif paslanmış olan kapıyı açarak bodrum kata indim. Nedense içimden bir ses karşımda duran odaya gitmem gerektiğini söylemişti ve bende buna uyarak o odaya girdim.

Gözlerim irice açılırken kanlar içinde yerde yatan abimin yanına çökerek başını dizlerimin üstüne almıştım. Ve o andan itibaren bana tek söylediği kelime"Kaç!"olmuştu. Omuzlarımda hissettiğim elle arkama dönmüştüm. Pis kılıklarla bana sırtaran serseriler kolumdan tutarak beni duvara yasladılar ve abimi doğrultarak bana bakmaya zorladılar. Serserilerden biri belinden çıkardığı çakıyla abimin yüzüne derin çizikler attıktan sonra çakıyı üzerime fırlatarak ejder diye bağırmıştı. Benim gözlerim abim için göz damlaları dökmüştü o an sadece. Daha fazla dayanamayarak"Bırakın abimi ne olur! İstediğiniz neyse yaparım. Onun yerine beni öldürün!"demiştim ama bu söylediklerime susarak  cevap vermişlerdi.

Kulak yırtıcı demir sesi bedenimi titremeye sokarken odaya gelen yüzünde ejder maskesi olan adam elinde ki kılıcı kaldırarak sesin keslimesini sağladı.

Kılıcı havaya kaldırarak abime hedef alırken duadaklarımdan dökülen sadece" Yapmayın yeter!" Olmuştu.

Ejder denen adam kılıcı bir an duraksatarak bana bakmıştı. Maskenin altından elektirik mavisi gözleri bedenimi taradıktan sonra tekrar kılıcı havaya kaldırarak abimi hedeflediğinde olabildiğince" Hayır "diyebilmiştim. Abimin cansız bedeni yere bulurken karanlığa bürünen gözlerim ve bedenim kendini serbest kılmıştı. O gün bir sokakta uyanmıştım. Ve bileğimde ki bir ejder dövemsiyle. Sonrası mı? İşte buradayım. Ama o gün kendime söz vermiştim. Ve bu söz intikamdı. Tabi başarabilirsem. Ama tek istediğim hatırlamak istemediğimdi. Abimin arkadaşı Berat'ı gördüğüm de aklıma geliyordu....o anı hatırlamak ve hatırlatanlardan nefret ediyordum.

"Milana iyi misin?"diyerek beni kolumdan tutarak kendine çekti. Gitmiyordu aklımdan....
Ve bu, Berat'ı gördükçe yine geliyordu aklıma . Farkında değilmiydi kayboluşumun...hislerimin....
İnsan acılarından kaçmak için düşmez mi hazlarının peşine?

" Ben seni üzmek istemedim."

Mahçupdu.

Ruh beden de nasıl acı çekebiliyordu? O kadar yorgun ve yalnızdım ki yaralarımı kendim saramaya çalıştıkça yine kendim kanatıyordum. Buna beceriksizlik denirdi.

DÜŞKÜNHistórias para pegar e não largar. Descubra agora