Hiç geceleri sevmem. Hiçbir zaman sevmedim. Karanlığı da öyle. Kendimi karanlıktayken yalnız hissediyorum. Işık bana umut veriyor. Ama umudum yok. Çünkü ışığımı bulamıyorum. Işık duygularımın ötesinde bir his.
O küçük sokağımızdaki büyük dünyam çok daraldı. Artık fırınımız eskisi gibi taze ekmek kokusuyla büyülenmiyor. O benim devasa çınar ağacım eski ihtişamıyla durmuyor. Küçüklüğümün masalcısı Mesut amcanın o küçük, sevimli evi yerini dev apartmanlara bıraktı. Benim için karanlığı aydınlatan ve tek umut kaynağım, yıldızım, kayboldu.
Sokağa gelmeyeli uzun zaman olmuş. Çok değişmiş. Peki arkadaşlarım. Onlar nerede? Onlar da gitmiş. Belki de uçsuz bucaksız yerlere. İçimde bir sızı var, nedenini bilmediğim. Sanırım kalp kırıklarım kanatıyor içimdeki yarayı.
Çocukluğumun geçtiği evi gördüm. Bir tek o yerindeydi. Yıldızım sadece onu bırakmış. Kapıyı yavaşça ittirdim, gıcırdayarak açıldı. Rutubet kokuyordu. Toz dumanını geçtim. Odamı bulmaya çalıştım. İşte oradaydı. Yatağımın kenarındaki pencereden yıldızımı izlediğimi hatırladım bir an. Bazen sabaha kadar hiç bıkmadan onu izlerdim. Milyonlarca yıldızın arasından onu anında tanırdım. Yine gelse yine tanırım. Yıldızımla çok şey konuşurdum. Bazen hiçbir şey söylemeden öylece onu izlerdim. İnsanlar sanatçılara, bilim insanlarına ya da herhangi bir insana hayran iken ben ona hayrandım.
Odamdaki tahta penceremi açıp havanın kararışını izledim. Onu bir defa görmek için neleri vermezdim. Ama o yoktu. Gelmedi. İşte o an umudumu tamamen kaybettiğimi anladım.
Gözlerim zor açılıyordu. Derin bir nefes aldım. Kalkamıyordum. Her yerim ağrıyordu. Çok üşümüştüm. Bütün gece yıldızımın gelmesini beklemeyi planlıyordum ama geceyarısı uyuyakalmışım. Ve her yerim tutulmuş. Ayakta zor duruyordum. Pencereyi kapatıp odadan çıktım. Hava güneşliydi. Kendimi dışarıya attım. Ve yine çocukluğum geldi aklıma. Çocukluk aşkım Kerem sanki yine bana doğru koşuyordu. Nazlı ve Sedef merdivene oturmuş bebekleriyle oynuyordu. Aliye teyze pazardan elleri poşetlerle dolu bir şekilde eve geliyordu. Çınar ağacı evimizin yanında o koca dallarını kuşlara yuva yapmıştı. Küçükken her şeyin ne kadar masum ve mutlu olduğunu farkettim. Büyüyünce düzen değişiyor. Küçüklüğünün vazgeçilmezi olan şeyler gidiyor. Mustafa abinin bakkalından gazete almayı özledim. Koşa koşa babama getirmeyi. Babamın saçlarımı okşayıp bir şeker vermesini çok özledim.
O küçük sokağımızı terk ettim. Antalya'ya gelmeyeli gerçekten çok uzun zaman olmuştu. Neyse ki artık burada olacağım. Bu şehir bana huzur veriyor. Memleketim burası. Burada bir şirkette çalışacağım. Ve evime gitmeliyim. En son bilgisayarla ilgili bir sorun vardı. Ve bir bilgisayar mühendisine bilgisayar çok lazım oluyor. Bu yüzden eve uğramalıydım.
YOU ARE READING
O Benim Yıldızım (Devam Edecek)
ChickLitBen mi? İyiyim. Yaniii... sanırım. Hiçliğin ortasında, karanlıkta, bir yıldız buldum. Arkasını dönmüş. Yüzünü dönmüyor. Aydınlatmıyor beni. Hâlbuki ben onu özlüyorum. Bağırıyorum, sesim çıkmıyor. Boşluktayım. Duyulmuyorum. "Bak bana!" desem bakar mı...
