Her mevsim sıcakdır bu orman. Yeşil yaprakların bol olduğu yerde güneş ışınları bir türlü inemez yeryüzüne. Ama samimiyetin verdiği mutluluk yok mu ? İşte asıl güneşin ta kendisi de o olur bizim için.
Herkes kendi halindedir. Kendi hayat yolunda bir şeyler çabalar sadece. Kimsenin kimseye de zararı yoktur. Halkımızın çoğu da çiftçidir. Ama herkes adeta bir kral gibi yaşar.
Günlerden öyle bir gündeyiz ki bu anlattıklarımı yoka sayın. Savaş görmemiş bu güzelim toprak parçası dün gece goblinler tarafından saldırıya uğradı. Sadece küçük bir topla karşılık verebilirdik ki o da pek mümkün olmadı.
Yakıp yıktılar ve elimizde ki her şeyi aldılar , çaldılar. Yiyeceklerimizi ve hayvanlarımızı götürdüker. Ama unuttukları bir şey vardı.
"Bizi kızdırmışlardı."
Dün gece ne kadar ateş varsa söndürdük. Kişi başı bir elmayla duruyoruz. Gerçi köyümüzde dünkü sarfiyatla birlikte sadece 4 kişiyiz.
Bu köyü tekrar ayağa kaldırmak benim vazifem ve ben asla durmayacağım. İlk duvarlardan sonra ise toplardan başlayacağım işe. Ama ilk öncelikle belediye binasına gidip halkıma, belki 3 kişiye, seslenmeliyim.
***
"Dün gece neler yaşadığımızı ancak biz biliriz. O yeşil küçük yaratıklar her şeyimizi yakıp yıktılar. Ve bir çok şehit verdik. Sayımız çok az. Bu yüzden hiç ara vermeden çalışmaya başlayacağız." dedim.
İçlerinden birisi haklı olarak şu soruyu sordu :
"Pekala , her şey düzelebilir. Fakat paramız yok. Top , okçu kuleleri ve bir çok eşyamız da eksik. Nasıl yapacağız ?"
Diğer ikisi de destek vererek kafalarını salladılar.
"Savaşmak zorundayız. Artık eski günler geride kaldı. Bir kaç kılıç ve yapabileceksek tahtadan kalkanlar yapalım. Ve savaşa , goblinlerden intikam almaya gidelim!"
Verdiğim o heyecanla beraber dışarıya çıktık. Hızla herkes bir köşeye dağıldı. Ağaçları kesiyordum. Uygun olanları kalkan yapımında , belki hançer yapımında dahi kullanacaktık. Kılıç yapmak için iki madencimiz madene girdiler. Goblinlerin unuttuğu eski kazmalar sayesinde maden kazacaklar ve odunları yakıp kılıç şekli verecektik.
Bir kaç saat çalıştım. Hava hafif kızarır gibi oldu. Oldukça sıcaktı. Bulunduğumuz yerin neredeyse dört bir yanı su kaplıydı. Aklımdan küçük sandallar yapmak gelmemiş değildi.
Sonunda 2 ağacı devirdim ve çıkartacağımı çıkardım. Yorgundum. Ve acıkmıştım. İri iri elmalardan hakkım olan en kırmızısını yemek için odunları hızlıca bir araya topladım. Şimdi sıra bunları belediye binasına kadar taşımaktı.
Belki yeteri kadar odun toplarsam belediye binasını dahi geliştirebilirdik. Akşam oldu. Herkes yorgun, sadece bazı hayvan sesleri, hayvan seslerinin yanında ateşin odunları çıtır çıtır yakması... En güzel kısımdı bu. Yarın ilk seferimize çıkacaktık.
Dün bana soruyu soran işçi madenci Sezer' di. Savaşçı ve genç ruhu çok hazırdı. Yanıma geldi. Oturdu. Elindeki ağaçtan oyma bir bardaktı. Su doldurmuştu.
"Soner.. Bu durum ne kadar sürecek ?"
Ona doğru döndüm. Omzuna elimi attım.
"Kızına üzüldüğünü biliyorum Sezer. Henüz 3 yaşındaydı. Fakat o goblinler hiç kimsenin göz yaşına bakmadı. Ama sana söz veriyorum ki bunun bedelini ödeyecekler."
YOU ARE READING
Clash Of Clans Hikayesi
FantasyBir köylünün goblinler tarafından saldırıya uğrayan köyünü tekrardan kalkındırmasını anlatan eğlenceli kısa bir hikaye. Soner Abanoz 🌙
