"Hastanın dosyalarını dolaba koydun mu?" dedi Engin Bey, kliniğin kapanmasına dakikalar kalmıştı. Son kontrolleri yapıyorduk.
"Koydum, her şey tamamlandı, çıkabilirsiniz." dedim gülümseyerek. Engin Bey genellikle benden önce çıkardı. Ben ise güzel manzalaralı terasta yorgunluk kahvesini içer daha sonra kliniği kapatırdım. Bu gelenek üç aydır böyleydi. Sol kolundaki saate kısa bir göz attı. Saat yedi suları olmalıydı.
"Bana da kahve yapmanı isteyecektim ama bu gün kızımın doğum günü, gecikirsem bana fena halde kızar." dedi. Çekirdek aileye sahipti Engin Bey, huzurlu ve sıcak bir ailesi vardı. Karısı eski modellerdendi, Engin Bey de karizmatik ve bir o kadar yakışıklıydı. Mükkemmellerdi kısaca.
"Doğum gününü kutladığımı söyleyin lütfen, kahveyi yarın da içeriz,"
"Sen de gelmek ister misin? Irmak ablalara bayılır." diyerek bir teklifte bulundu Engin Bey ceketini giyerken. Ben de çocukları severdim ancak şu an yorgunluktan ölüyordum. Başka zaman olsa belki teklifi değerlendirebilirdim.
"Siz eğlenmenize bakın Engin Bey, gelmek isterdim ama biliyorsunuz kayıt işlemlerinde sorun çıktı tüm gece onunla uğraşmam gerekiyor." dedim. Kayıt işlemleri sorunu gerçek ama tüm gece kısmı yalandı, yarım saatte bitmiş olurdu.
"Ah, doğru ya!" dedi eşyalarını çantasına koyarken, "Eğitim-öğretim yılında, hayatında ve kararlarında başarılar dilerim Aylin. Sen güçlü bir kızsın, her daim kendin için en iyisini yapacağından eminim. Umarım bundan yıllar sonra seninle başarıların ve edindiğin deneyimleri konuşmak bize nasip olur." diyerek gelecek hakkında iyi dileklerini sundu Engin Bey, her zamanki olduğundan tuhaftı ama çok garipsemedim. Birkaç gün sonra okul açılacaktı ve muhtemelen yarı zamanlı bir işe girip buradan ayrılacaktım. İçten bir gülümsemeyle baktım ona tam teşekkür edecekken elini omzuma koydu.
"Madem okulda yeni bir seneye başlıyorsun sana birkaç nasihat vereyim, hayat bazen iyi bazen kötü sürprizlerle dolu hatta kimi zaman bizi olduğumuz noktadan bambaşka bir yere sürükleyebiliyor. Bu gibi durumlarla başa çıkmak için, en az yarayı almak için ne şaşır, ne sorgula ne de anlam yükle yalnızca olması gerekeni yap yani yalnızca hayat senden ne istiyorsa onu yerine getir. Benim nazarımda insanoğlunun en büyük sorunu anlam aramasıdır." Kaşlarımı çattım, Engin Bey'in dediklerinden hiçbir şey anlamıyordum. Daha önce hiç böyle konuşmamıştı. Elini omzumdan çektikten sonra konuşmaya başladım,
"Yaşamanın gayesidir dedikleriniz Engin Bey, yaşıyoruz, yaşıyorsunuz. Siz bir psikolog olarak duygularımızın bizi biz yapan şeyler olduğunu söylemiyor muydunuz? Anlamıyorum..."
"Olağan dışı durumlarda bazen görmezden gelmeliyiz diye düşünüyordum sadece. Her neyse, iyi akşamlar Aylin. Kendine iyi bak!" dedi odasından çıkarken. Anlam veremedim bu yüzden dediğini yapıp anlam aramadım.
"İyi akşamlar Engin Bey!" diyerek arkasından seslendim ardından sessiz bir şekilde "İlginç." dedim.
Klinikten çıktığını belli eden kapı sesiyle birlikte kahve makinasından, Türk kahvesinin hazır olduğuna dair ses çıktı. Fincana özenle koyduktan sonra odasındaki terasa yol aldım. Sandalye ve küçük bir masayı barındırıyordu teras, klinik gibi küçük bir yerdi. Masanın üstündeki küllüğü boşalttım ve kahvemi koydum. Düşünecek hali bile kendimde bulamıyordum. Gökyüzüne baktım, ayın kendine has ışığı kırmızımsı ya da koyu turuncumsu bir hal almıştı. Kaşlarımı çattım ve incelemeye koyuldum. Kanlı ay tutulmasının Mitolojide, antik çağlarda birçok anlam barındırdığını biliyordum ama ne anlama geldiğini bilmiyordum. Eğer telefonum yanımda olsaydı kehanetleri okurdum, evrendeki kozmik olayların insanlar üzerindeki etkisine ben de inanıyordum. Ay gittikçe daha koyu kırmızıya boyandı, ateş kırmızısından kan kırmızısına döndüğüne an be an şahit oldum. Ay ışığı ve kırmızı ışık çarpıcı bir tezatlıkla bütünleşmişti ve bu hoşuma gitti. Dakikalar boyunca, hiçbir şey düşünmeden gökyüzüne baktım, ay hala kırmızıydı ve bu kim bilir nelere delaletti.
YOU ARE READING
AY TUTULMASI - Kanlı Ay
Romance"Yapamazsın." "Yaparım, biliyorsun." dedi silahını hedefine doğrultan az sonranın katili. "Üzgünüm, az da olsa pişman olacağım için." deyip art arda ateşlediği iki kurşunu sahibine kavuşturdu. "Neden?" diye sordu gözleri açık, yerde kanlar içinde y...
