Selam ;)
Bir hikaye bir insanın ne zaman hoşuna gider biliyor musunuz? Eğer o hikayenin içinde kendinizden bir parça bulursanız. Ya da hayallerinizden. Burda okuduğumuz birçok hikayeye özeniyoruz. Kız yeni bir okula gidiyor veya yeni bir yere taşınıyor sonra orda kötü, serseri veya egoist yakışıklı bir erkekle tanışıyor ve ikiside tartışmalar ve laf sokmalardan bir süre sonra çıkmaya başlıyor. Çoğumuz isteriz böyle şeylerin başımıza gelmesini. Şöyle yakışıklı popüler bizi kıskanan ve gerçekten seven bir sevgilimizin olmasını. İstisnalar hariç sadece hikayelerde oluyor bunlar. Ya karşılıksız olanlar? Gerçek hayatta bundan binlerce yok mu? Tanıdık geldi mi bu size? Ya siz ya da bir arkadaşınız. Mutlaka karşılıksız aşk yaşayan veya platonik olan birini görmüş veya tanıyorsunuzdur. Siz yaşamıyorsanız emin olun ki çok şanslısınız. Neyse uzun lafın kısası bu hikaye klişelerden biraz uzak. Duygusal insanlar için belki biraz kötü olabilir ama bence bir şans vermeye değer...
/İki dengesizin hikayesi/
Bana eskiden 'aşk mı gurur mu?' diye sorduklarında hiç düşünmeden gurur derdim. Neden biliyor musunuz? Çünkü ben o zaman gerçekten aşık olmamıştım. Gerçek aşk o size bir hata yaptığında ayrılıp günlerce depresyona girmek değildir. Gerçek aşk o ne yaparsa yapsın defalarca affetmektir. Bazen özür bile dilemeden effetmektir. Kulağa hoş gelmiyor değil mi ne yaparsa yapsın affetmek? Herşeye rağmen onu affedip bırakmadığım için aptal yerine koyuldum. Gurursuz denildim bazen de. Ama siz hiç sevgilinize ne olursa olsun seni bırakmayacam demiyor musunuz? Bende dedim. Aramızda sadece iki fark var. Birincisi o benim sevgilim değildi sadece sevdiğimdi. İkincisi ben hep sözümü tuttum. Onu bırakmadım ve sevmeye devam ettim. Nasıl sevdim biliyor musunuz? Hani bir anne yeni doğum yapar bebeğini kucağına alırken hep korkar incitirim diye. Kokusunu içine çeker. Duyduğu en saf ve en güzel kokudur. Onun kokusu da bana öyleydi. Bebeğinin ağlayış sesini duyar hem üzülür hem sevinir. Ben onun kalbimi kıran sözlerini dinlerken hem acı çektim hemde o güzel sesini duyduğum için sevindim. Bebeğini görür yüzünde tebessüm oluşur. Benim de onu görünce yüzümde tebessüm oluşurdu. Düşününce bile. Bakmaya kıyamazdım ona. Ama yine aynı şekilde her bakmadığım saniye için kendimi dünyanın en güzel şeyinden mahrum bırakılmış gibi hissederdim. O güldüğünde kendimi cennette gibi hissederdim. Ben gebereyim ama o yine de gülümsesin. Hee gülümsediğinde ben tekrar aşık olayım, tekrar öleyim.
Size birşey itiraf edeyim mi? Böyle dünyanın en harika insanıymış gibi anlatığım adam aslında o kadar da yakışıklı değil. Ama Mecnunun dediği gibi siz birde ona benim gözümle bakın. Gözleri normal bir renk gibi gelebilir insanlara. Normal bir renk işte ya! Ne mavi, ne yeşil, ne de ela. Onun gözleri siyaha çalan koyu kahve. Saçları da öyle. Hiçbir zaman boyatmadı. Mesela yüzünde benler var. Yemin ederim ona öyle bir yakışıyorki!
Kısacası çok sevdim onu. Yüzündeki her bene aşık olacak, her kirpiğine hayran olacak kadar çok...
Ve en önemlisi de herşeye rağmen affedip sevmeye devam edecek kadar çok sevdim...
YOU ARE READING
Gülüşün Derdime Derman
Humor"Ben senin gülüşüne aşık olmuştum zaten. Gülümse geçer..." "Geçmez. Sadece alışırsın." "Ben alıştım ki zaten. Sensizliğe, acıya, hiçbirşey yokmuş gibi gülmeye, her gece kimse duymasın diye yüzümü yastığa gömerek ağlamaya, anılarınla yaşamaya... Zor...
