♧1♧
Bulutlara âşık olmak farklıydı.Ne zaman gelip ne zaman gittikleri gece ve gündüz gibi belli değildi onların.Tutmak istesen dokunmazdın ki tutasın.Bulutlara âşık olmak bir hayale âşık olmak gibiydi. Hemde hayallerin en güzeline. ..
☆~☆~☆
Gözyaşlarım yanaklarımdan usulca süzülmeye devam etti.Her seferinde böyle olmak zorunda mıydı¿Sert rüzgar yüzüme bir hışımla vurup gözyaşlarımı dağıtmanın eşliğinde canımı yakarken üstümde ki deri cekete biraz daha sarındım.Diz kapaklarımda biten zehir yeşili elbisenin beni pek ısıttığı söylenemezdi.
Yeni bir gözyaşı dudaklarıma doğru ince bir yol çizerken silme gereği duymadım.21 Nisan.Benim için yılın en acı verici günüydü.Acı bugün biraz daha fazla sarıp sarmalardı ruhumu hep.Benim bu acımasız dünyaya gözlerimi açtığım, annemin ise ona deli gibi aşık olan adamdan ayrı düştüğü lanet bir gündü bugün.Her kız çocuğu ile babası arasında olan her zaman kıskandığım o müthiş ilişki bizim aramızda henüz başlamadan bitmişti o gün.Ben onun gözünde delicesine sevdiği, gözünden bile sıkıntılı, canı yansa öleceğini hissettiği kadının katiliydim.
Bir ilkbahar akşamına göre fazla soğuk olan rüzgar birkez daha estiğinde ruhumun en derinlerine kadar üşüdüğümü hissettim. Tam o sırada gözlerimi gökyüzüne çevirdim.Bir tane bile bulutun olmadığı gökyüzünden bir yıldız kaydı.Sonra bir tane daha.Ve bir tane daha.Sanırım bugün meteor yağmuru vardı.Sahne o kadar güzeldi ki. ..Doğumgünü hediyesi almayı sevmeyen benim şimdiye kadar aldığım en güzel hediyeydi.Sanki birileri üzgünlüğümü hissetmiş beni teselli etmek ister gibiydi.Belki de annemin 18. yaşım için doğum günü hediyesi kim bilir.En güzel yaşıma gözyaşlarımla girmemi istememişti belki de.
Gökyüzündeki yıldız şöleni devam ederken gözlerimi kapattım.Henüz hiçbir doğumgünümde mum üfleyerek bile dilek dilememiştim.Ama şimdi bu yıldızların altında bir dilek tutabilirdim.
Kulağıma ismimi seslenen insanların sesleri doldu.Uzun zamandır buradaydım endişelenmiş olmaıydılar.Bu düşünceme güldüm.Benim için endişelenecek çok fazla insan yoktu hayatımda.Sesler yaklaşırken aldırmadım.Bir dilek tutmalıydım.Annemin doğum günü hediyesini boşa gönderemezdim.Bir an tereddüt e düştüm.O kadar çok dileğim vardı ki hangisini dilemeliydim.Belki de bir kez olsun babamın bana sarılmasını, bana içten bir şekilde kızım demesini dileyebilirdim.Yada rüyamda da olsa annemi görebilmeyi.Geçek aşkı bulmayı veya sonsuz mutluluğu.O kadar çok dileğim vardı ki. ..Tereddütüm den hafifçe sıyrılıp
"Sadece..." dedim " Sadece ömrüm boyunca dilediğim o dileklerden biri bile gerçek olsa yeter.Ben sadece mucizelere inanmak istiyorum. Birgün benimde mutlu olabileceğim mucizesine. .."
İsmimi çok tanıdık bir sesten duydum yine. " Hayal! " Endişeliydi.Emir.Bu hayattaki tek güvenli limanım dı.Bir abi den farksız dı benim için.Çok endişelenmiş olmalıydı. Gözlerimi açıp ona sesleneceğim sırada bir şey oldu.Zaman ve mekan kavramını yitirdim. Ayaklarımın altında ki zemin yerinden kayıyordu.Beynim dönüyor midem bulanıyordu.Rüzgar hiç olmadığı kadar sert esiyor saçlarım uçuşurken gözlerimi açmama izin vermiyordu.
Ne kadar sürdüğünü bilmiyorum. Rüzgar sonunda sakinleşip dindiğinde ellerimin altındaki soğuk asfaltı hissettim. Uçuşan saçlarımdan bir kaç tutam yüzüme düşmüştü. Elimde kulağımın arkasına iterken gözlerimi araladım. Gördüğüm şeylerle gözlerimi şaşkınlıkla bir kaç kez kırpıştırdım. En son herşey den uzaklaşmak için kaçtığım dağ evinin arka bahçesindeydim. Etrafata görmeyi beklediğim ağaçların yerinde ışıklı dükkanlar vardı.Nerede olduğumu çözmeye çalışırken oturduğum asfalttan kalktım. Elbisemin kırışan eteğini düzeltirken ayağımda ki topukluların verdiği o acıyla yüzümü buruşturdum. Bir an önce eve gidip ayaklarımı huzura kavuşturmalıydım.
Asfalt yoldan kaldırıma çıkıp tanımadığım sokağa göz attım. Nerdeydim ben böyle¿Emir nerdeydi¿En son onun sesini duymuştum. Ama onun sesini en son duyduğum yerde değildim. Neler oluyor du¿
Topuklular canımı biraz daha yakarken nerede olduğumu anlamak adına biraz yürümeye başladım. 5-10 dk yürümüştüm ki kulağıma bir kızın itiraz dolu sesi doldu.
"İstemiyorum Bulut!"
Gözlerim sesin geldiği ara sokağa kaydı.Ardından oğlanın yumuşak sesi doldu kulaklarıma.
"Bir şey yapmayacağım Yaprak.Sadece konuşmak istiyorum."
Sesi acı çeker gibiydi.Birkaç adım daha yaklaştığım da karamel rengi saçları sırtına lüle lüle dökülen cidden güzel bir kızı buldu gözlerim.Duruşundan zerafet akıyordu. Yüzü fazla masum du. Kehribar rengi gözleri hüznü ve acıyı taşıyordu. Etrafına yaydığı enerji muhteşemdi. İnsan istemeden ona çekiliyordu.
Sonra karşısında ki oğlana kaydı gözlerim. Koyu kahve saçları dağınıktı. Yeşilin en koyu tonunu taşıyan gözleri daha o an beni kendine esir almıştı.Ayağımda ki topuklularla boyuna anca yetişirdim belki. Hissettiği acı çok derindi.Bunu durduğum yerden hissediyordum. Ruhumu sarmalayan acılarla yarışacak kadar derin acılar hissediyordum.
"Lütfen" dedi oğlanın yumuşak sesi.Yalvarır gibiydi.Birbirlerine o kadar odaklanmışlardı ki ben onlara yaklaşırken topukluların çıkardığı tok sesleri duymadılar.
Kız oğlanı incitmek istemez gibi acı çeken bir sesle yalvardı.
"Git Bulut.Eğer seni görürse Rüz..."
Cümlesini tamamlayamadan oğlanın yüzüne sert bir yumruk inmiş oğlan geriye doğru yalpalamıştı. Kız cümlesini küçük çaplı bir çığlıkla tamamladı.O sırada gözlerim yumruğun sahibiyle buluştu.Dağınkk siyah saçları, insanı tek bakışıyla yok edebilecek kahverenginin en koyu tonuna sahip gözleri vardı. Kemikli yüzüyle cidden yakışıklıydı. İnsan ona baktıktan sonra gözlerini çekebilmesi çok zordu. Sinirle çatılan kaşlarına rağmen o kadar yakışıklıydı ki. ..
"Ona bir daha dokunmayacaksın demiştim.!!"
diye gürledi.Sesi gökgürültüsünü andırıyordu.
Bu sahne o kadar tanıdıktı ki kendimi déjà-vu yaşamış gibi hissettim.Ama hayır daha tanıdık bişeyler vardı.
Déjà-vu larda sonra ki kelimeyi tahmin edemezdin.
"Bunca yılın hatırı olmalıydı Bulut!"
İsminin Bulut olduğuna artık emin olduğum adamın yeşil harelerinde acıyı birkez daha gördüm.
"Seni kaybetmeyi hiç istemedim Rüzgar. Sen benim kardeşim gibi olmuştun hep.Ama. .."
Sustu devam etmedi.Bu sahne cidden çok tanıdıktı. Simalar yabancı olsada yaşanan herşey o kadar tanıdıktı ki. ..O an aklıma bir kaç ay önce okuduğum kitap geldi. Hayır bu imkansız dı. Böyle birşey mümkün değildi.
Başkarakterlerin ismi Rüzgar Yaprak olabilirdi lakin bu mümkün değildi.İkinci oğlanın ismi de Bulut olabilirdi ama bu yinede mümkün değildi. Hayır yani okuduğum kitabın içine girmiş olmam ne kadar mantıklıydı.
İçimde ki ses bana fısıldadı"Ya mümkünse! Ya gerçekse!"
Bu ihtimal beni deli gibi korkuttu. Çünkü tam şuan yani Rüzgar Yaprak'ı elinden tutmuş sürüklerken Bulut'ta yerde tam yolun ortasında böyle acı içinde bakarken ona araba çarpmalıydı. Bu başkarakterleri birbirine biraz daha yaklaştıracaktı. Senaryo böyleydi. Kitabı okurken tam o an Bulut'u kurtarmayı ne çok istemiştim. Yaprak'a deli gibi kızmıştım Bulut'u bu derece incittiği için.Bulut o kazadan kaybedecek birşey i kalmadığı için kurtulmamıştı.O an onun yanında olabilmeyi ne çok dilemiştim.
Eğer o kitabın içindeysem şu an tam şu an olacaktı herşey.
Rüzgar ile Yaprak uzaklaşırken gözümü bir arabanın farlarının ışığı aldı önce.O an ikinci kez düşünme şansım yoktu. Arabanın fren sesi acı bir ses bırakırken kulaklarımda kendimi yola attım. O an kendine bile direnemeyecek olan Bulut'un da boşluğundan yararlanıp onunla birlikte yolun diğer tarafına yuvarlandım. Arabanın fren sesiyle Yaprak'ın kulak tırmalayan çığlığı kulaklarıma ulaşınca yüzümü buruşturdum. Bu başkarakterin sesi ne kadar da cırtlaktı.
Rahat bir nefes vererek gözlerimi açtığımda bir çift yeşil gözle karşılaştım. Bu yeşiller çok güzeldi. Ben. ..Ben hiç bu kadar güzel yeşil gözler görmemiştim. Yeşilin koyu bir tonuydu ama bu rengin ismini bilmiyordum. Dünya üzerinde daha önce böyle bir rengin var olmadığına yemin edebilirdim.
Sesimi zar zor bulabildiğim de "İyi misin¿" diye sorabildim. Gözlerinde ki şaşkınlık yavaşça kaybolurken "Üzerimden inersen daha iyi olacağım." dedi. Şaşırma sırası bendeydi. Utançla hızla üzerinden kalkarken yanaklarım ın kızardığına emindim. O sırada Rüzgar ile Yaprak yanımıza ulaşmıştı. Bulut'a çarpmak üzere olan araba ise ortalıkta gözükmüyor du. Rüzgar ondan hiç beklenmeyecek bir hareketle Bulut'a sarıldı.
"İyi misin kardeşim¿"
O an kitap boyunca fark ettiğim şeyi bir kez daha fark ettim. Aralarında geçen ne olursa olsun birbirlerine verdikleri değer hiç değişmeyecekti. Işte bu kıskanılacak birşey di. Bulut Rüzgar'ın duvarlarının arkasını görebilen sayılı insanlardandı.
Bulut Rüzgar'ın sırtına yumuşak sayılmayacak şekilde vururken gülmeye benzer bir ses çıkardı.
"Demin yumruğu indirirken böyle demiyordun." Rüzgar homurdandı;
"O farklı bu farklı."
Bulut beni kastederek
"Şu kız olmasaydı tahtalı köyü boylamıştım." dedi.
Bir anda tüm bakışlar bana döndü. Yaprak'ın yumuşak ama tereddütlü sesini duydum.
"Bulut'u kurtardığın için çok teşekkürler. Ama...Sen kimsin¿"
Biran kalakaldım. Çok farklı bir dünyada olduğumun farkındaydım. Kendi dünyamda tanınan bir şirketin sahibinin kızıydım. Zengindim. Herşeyim vardı.Ama burada neydim bilmiyordum. O sırada çalan bir telefon melodisi beni kurtardı. Çok tanıdık bir melodiydi. Diğerlerinin bakışları iyice benim üzerime odaklanırken çalan telefonun benim olduğunu fark ettim.
Deri ceketemin cebinde ısrarla çalan telefonu çıkardığımda ekrana bakakaldım. Ekran da
"ANNEM ARIYOR"
yazısı belirmişti. Yutkundum. Titrek ellerimle telefonu açarken heyecandan ruhuma kadar ürperdim.
Telefonu kulaklarıma dayadığımda yumuşak ve ince bir ses kulaklarıma doldu.
"Hayal kızım nerdesin¿"
Gözlerim doldu. Yutkunamadım. Öylece kalakaldım. Sesim kaybolmuştu.
Ben mucize isterken mucizenin tam içine düşmüştüm.
