-one-

209 32 206
                                        

KTH:

Elime aldığım plastik kola kutusunu açtım ve boş koridorda yürümeye başladım. Dersimin başlamasına yarım saat kadar bir süre vardı ama Jimin'in beni kandırması yüzünden erken gelmiştim.

Tam kolayı dudaklarıma değdirmiştim ki, kola alttan çekildi. "Se-Sen ne yapıyorsun!"

Karşımda okulun en popüler çocuğu Jungkook vardı. Bana sarkıntılık yapıyordu ve sanırım bu sefer fena çatmıştım. "O kolayı geri ver Jeon,"

Kolamı bana vermek yerine kafasına dikti. "Zararlı TaeHyung, zararlı. Ben sana kaç kere diyeceğim kola içmek yasak diye, hmm?"

"Senin dediklerini yapmayacağım," diye mırıldandım. Çünkü gerçekten yapmayacaktım. O kim oluyordu da beni koladan ayırıyordu!?

Bakışlarımı yüzüne sabitledim ve kaşlarımı çattım. "Bırak pe-"

"Kaşlarını çatınca ciddi olduğunu falan mı sanıyorsun? Seni daha çok ısırasım geliyor!" Dediğinde sinirle ellerimi saçlarımın arasından geçirdim. "Ya se-"

"Bak hâlâ çok tatlısın," dedi ve beni arkamdaki dolaplara yasladı. Boş kola şişesini yere bıraktı ve ellerini iki yanıma koydu. "Şuan tir tir titrerken de çok tatlısın ve eminim, altımda inlerken de çok tatlı olursun. Denemek ister misin, Kim TaeHyung-ah?'

"İğrenç pislik," diye mırıldandığımda işaret parmağını dudaklarıma yasladı. "Şşş, düzgün konuş TaeHyung, yoksa farklı susturma yöntemlerimi deneyeceğim,"

Gülümseyerek "Ne yapabilirsin ki Jungkook?" Dedim. "Hadi, hadi sustursana. La la la la l-"

Dudaklarıma kapanan dudaklarla daha çok titremiştim. Ellerimi göğsüne yerleştirdim ve itmeyi denedim. Ama maalesef bay Kaslı çocuk bir santim bile gerilemedi. Biraz daha tepinince ellerimi arkamda birleştirdi

Dudaklarımızı hafif bir sesle ayırdığında elimi tokat atmak için kaldırdım ama elimi sıkıca kavradı. "Siktir git artık," diye mırıldandım. "Seni sevmiyorum, görmüyor musun!?"

"Seveceksin güzelim, sen de beni seveceksin,"

🏡

Derin bir nefes aldım ve yatağa attım kendimi. Jimin de kendi yatağında oturuyordu ve telefonla konuşuyordu. "Ne demek dövdüğün çocuk hastanedeymiş, hyung?" Diye bağırdığında gülmemek için dudağımı ısırdım.

Jimin telefonu kapattı ve kafasını arkaya doğru yatırarak yatak başlığına yasladı. Gözlerini kapattı. Ben ise kahkaha atıyordum. "Ben bu Yoongi Hyung'la ne yapacağım?"

"Se-"

"O çeneni kapat TaeHyung. Yoongi'ye aşık değilim. O zaman sen de Jungkook'a aşıksın?"

"Zaten bugün sıkıştırdı senin yüzünden," dediğimde Jimin yastığını kucakladı ve bana doğru dönüp bağdaş kurdu. "Dökül,"

"Kola içerken- Dur bir dakika. Geliyorum," dedim ve ayağa kalktım. Mutfağa doğru adımlarken Jungkook'un beni öptüğünü aklımdan çıkaramıyordum. Parmaklarım refleks olarak dudaklarımda gezinmişti. Yüzümü ekşittim ve dolaptan kola çıkarıp bardaklara koydum.

Bardaklardan birini Jimin'e uzatırken, o telefonuna sırıtıyordu. Yoongi'yle konuştuğunu görmüştüm göz ucuyla. Bu çocuk aptaldı. Ciddiyim, çok aptaldı.

Tekrar aynı pozisyonu aldı ve kola bardağını iki elinin arasına sıkıştırdı. Yatağıma oturdum. "Şimdi, bu sabah erken gitmiştim, -ki kesinlikle senin yüzünden değildi- neyse. Koridorda yürüyordum..."

....

"Hassiktir!" Diye bağırdı Jimin. "İlk öpücüğünü bir tacizciye- ay pardon. Potansiyel sapığına mı verdin Kim TaeHyung!"

Jimin'in lafı biter bitmez telefonu çaldı. "Bunu açmam gerekiyor Tae. Dur bir dakika," dedi. Sanki normalde benden izin istiyordu, it.

Telefonu kapatınca hemen ayaklandı. "Yoongi hyung, Hoseok Hyung'u dövmüş. Hastanedeymiş. Gitmeliyim," dedi ve hemen üzerine montunu aldı.

Hızlı adımlarla evden çıkarken, arkasından bakakalmıştım. "Başbelası," diye mırılandım ve kolamı yudumlamaya başladım. Bir süre sonra kapı açıldı. Jimin'dir diye düşündüm ama bu sesin Jimin'le alakası yoktu. "TaeHyung, yine mi kola içiyorsun?"

Kaşlarım çatıldı. "Sen-Sen ne yüzsüz bir şeysin Jungkook! Evimin anahtarı sende ne geziyor!"

"Gelecekteki kocandan anahtar mı sakınıyorsun bebeğim?" Diye mırıldandı. Ardından kolamı kafasına dikti. "Anahtarı ver!" Diye bağırdım. O sapıkta anahtarım ne geziyordu!?

Anahtarımı elime koyunca gözlerimi kırpıştırdım. Bu kadar kolay pes eder miydi? Etmişti. Normal miydi? Hayır. Bu hiç de normal değildi.

Kollarımı önümde birleştirdim ve bakışlarımı yüzüne çıkardım. "Tanrı aşkına, anahtarım sende ne geziyor Jeon?" Dediğimde utangaç bir şekilde yere baktı. Bu kadar masum görünmesi de normal değildi. "Seviyorum," diye mırıldandı. "Ve sevdiğimi her zaman görmek istiyorum TaeHyung,"

🏡

"Hayır Jimin, üsteleme. O bara asla gelmem!" Dedim ve kitaplarıma baktım. "Test çözüyorum, kör müsün!"


-Yang

Cola;TaeKookHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin