Yaklaşık 4 yıl olmuştu.
4 yıldır ne görüştük ne de konuştuk.
4 yıl önce aynı odada çıplak bile dolaştığım herifle 4 yıldır bir yabancıdan beterim.
Hiçbiri umrumda değilde gitmeden önce durup 'seni seviyorum' diyemediğim için çok pişmanım.
Ama bilirsiniz ki bu hiçbir ise yaramıyor.
O gideli 4 yıl oldu ben ona yıllardır aşığım işte olan tek şey bu.
Ve tanrının bana cezası olmalı ki yıllardır görmediğim bir herifle, aşık olduğum herifle, aynı ödül töreninde tek başıma olacağım.
Tanrı aşkına ne diye 1. Oldum ki??
Oraya gitmek zorundayım bu benim içinde grubum içinde çok büyük bir başarıydı 'Uluslararası Aktör' ödüllerinden birini kazanmıştım ki WuYifan da bu törende sunucu olarak görev alıyordu.
Bu beni korkutuyor yıllar sonra ona o kadar yakın olmak beni korkutuyor onu ellerimle beslerken 'ya anlarsa, Soo ona sakın öyle bakma' derken kendi kendime ancak bu kadar korkmuştum ama o anlamamıştı yine korkacağım ama o umursamayacak..
Yaklaşık iki saat sonra uçağım kalkacak, bu akşam ödülü alıp yarın yine bu saatlerde geri döneceğim bu yüzden... Bu yüzden sakin olmalıyım ve elime yüzüme bulaştırmamalıyım.
Büyük bir ödül kazandım mutlu olmalıyım.
-Soo araba hazır..
Kafamı çevirip temiz gülümsemesiyle bana bakan nunama gülümsedim.
-Geliyorum nunaa.
Gitme vakti Do Kyungsoo
||||||||||||||||||||||||||||
LA'ya adım atar atmaz ruhumu karamsarlık ve gerginlik sardı.
Bir an önce bitip gitsin şu tören yoksa geri dönemeyeceğim.
30 dakika sonra kendimi otel odamda yatağımda yatarken bulmuştum, nunalar ve menejerler 5 dakikada bir hazırlanmalıyız diyip duruyorlar, sizce ben gelmek için can atar gibi mi duruyorum ha?
Tanrı aşkına bu insanlara SatanSoo olmamamak için elimden geleni yapıyorum. Baekhyun olsaydı çoktan kendini revirde bulurdu.
Daha fazla bağırıp çağırmalarına dayanamadım ve kalkıp hazırlandım, bana kalırsa sonra gitmek daha zekice ama onlar sayesinde ödül için can atıyormuşuz gibi neredeyse 1 saat önce alanda olmuştuk ve ne tesadüf sunucu beyin de erken geleceği tutmuş, sanırım artık kolayca yataktan kalkabiliyor..
------------
Saatler geçti rahatsızlığım artırmıştı her an kalkıp gidebilirdim ki o sahneye çıktı.
Göz teması kurmak istercesine bir iki kez bana baktı fakat karşılık göremeyince vazgeçti.
Sonunda kazanana sıra gelmişti.
O kuru papatya misali dudakları aralandı,
-VEE KAZANAN...
İyice gerildim, sesi bana hala huzur veriyordu,
-KAZANAN DO KYUNGSOO
Göz yaşlarım birden dudaklarıma indi tuzlu su tadı işledi her yanıma...
Hayır elbette kazandığım için değildi bu yaşlar sadece onun o papatya duraklarından yıllar sonra tekrar adımı duymuştum, ben şu an kendimde değildim ki..
Bir şekilde sahneye çıktım bana gülümsedi karşılık verdim, elini uzattı elini tuttum, sahnede ne dedim ne ettim hatırlamıyorum. Aklımda ve kalbimde olan tek şey bir adım ötemdeydi ve ben ona gönlümce sarılamıyordum.
Konuşmamı bitirip indim sahneden, hemen çıkışa gittim.
Dışarı çıkıp otelime dönüp bir an önce uyuyup uyanıp burdan gitmek istiyordum. Onun nefes alıp verdiği şehir bile beni sarhoş ediyordu.
Taksi beklemeye başladım çok geçmedi üstü değişik bir şekilde o çıktı salondan, önümden geçti gözlerime baka baka, kokusu bile hala aynıydı.
Arabasının önüne geldi bana baktı.
-Soo.
Bir dakika bana mı seslendi.
Ne,hayır kalbim sakin ol. Boş bakışlarla ona döndüm.
Bana yöneldi ve yaklaştı parmak uçlarımın önünde bir çift ayak belirdi.
-Kalbim dur beni şimdi terk edemezsin- yüzümü inceledi.
