1.BÖLÜM: "Yanık İzi."

75K 3.9K 17.1K
                                    

Multimedya;

#Kahraman Deniz, Suç mahalli.
#Raised By Swans- Stolen makes.

Selam, çiçeklerim. Yeni kurgumu diğer kurgularım gibi seveceğinizi umarak sizi bambaşka bir dünya ile baş başa bırakıyorum.🥀


Hoşunuza giden kısımlara 🗝 bırakmayı unutmayın.

1.BÖLÜM: "YANIK İZİ."

Geleceğiniz bir inci tanesi kadar parlakken geçmişin kiriyle, geleceği paslandırmak şüphesiz kadere yapılacak en büyük acımasızlıktır

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

Geleceğiniz bir inci tanesi kadar parlakken geçmişin kiriyle, geleceği paslandırmak şüphesiz kadere yapılacak en büyük acımasızlıktır. Geçmişi, kaderinizden silip atamazsınız kirliyse kiriyle, temizse temiziyle kalır. Geleceğe yaklaştıkça geçmişinizden uzaklaşırız ve biz bu duruma 'geçmişi unuttum,' diyerek kendimizi avuturuz. Oysa geçmiş hâlâ olduğu yerde duruyordur, sadece biz geçmişe alıştık, yaşananları kabul ettik ve de asla silemedik.

Geleceğimiz ise dokunulmamış rengarenk bir çiçek bahçesidir.

Ya sen o çiçekleri geçmişinin dikeniyle kanatır ya da geleceğin ışığıyla aydınlatırsın.

Boğazımdan yukarıya tırmanan keskin bir acı, tüm uzuvlarımın içine işliyordu. Gözlerimin içine kirpiklerimin kara gölgesi düştüğünde ruhumda müthiş bir sızı hissediyordum. Sanki bu sızı, beni öldürmeye ant içmişti. Sessiz sedasız yutkunurken genzim cayır canıyordu, bedenimde sadece baş parmağım oynarken gözlerim bir mezarın karanlığından yavaş yavaş sıyrılıyordu. Başımı bir sağa bir sola hareket ettirirken göz kapaklarımın arkasında korkutucu bir manzara vardı ve ben bu manzaradan bir an önce kurtulmak istiyordum.

Kurtuldum.

Gözlerim aniden açıldı.

Harelerim bilinmezlik ile birlikte beyaz tavan ile buluşurken zihnimin içi boş bir kutu gibi hissediyordum. Genzimden aşağıya sıcak bir sıvı akıttıktan hemen sonra gözlerim ile etrafı kısaca taradım. Burası bir hastane odası mıydı? Şuursuz bir zihnin emanet bekçiliğini yaparken bedenimin titremesine engel olamadım. Büyük bir hastane yatağının üzerindeydim, yanımda küçük bir komodin solumda ise küçük tek kişilik bir koltuk vardı. Duvarlar, okyanusu anımsatacak şekilde duvar kağıdı ile süslenmişti. Kare şeklinde odanın bir diğer detayı ise küçük bir pencere ve üzerine örtülmüş beyaz perde vardı.

Adını bilmediğim bir girdabın içindeydim.

Hastane yatağının üzerinden yavaşça kalktım. Tertemiz zeminin üzerine çıplak ayaklarım sürtünürken bedenimden dev bir ürperti geçti. Kendimi çok garip hissediyordum, sanki ölmüşüm de tekrar dirilmişim gibi. Hastane yatağının üzerinden tamamen kalktım, ayaklarımın üzerinde dururken yürümek bana çok zor gelmişti. Yürüdükçe kendimi kayalıklara çarpan dalgalar gibi hissediyordum. Zeminin üzerinde zamanın aksine çok yavaş ilerliyordum, göğsümden sancılı bir nefes dudaklarımdan havaya damladı bir elimle beyaz kapının kulpunu kavrayarak kendime doğru çektim.

Rivayetler Mahzeni.Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin