Ceza feat & Sezen AKSU= Gelsin hayat bildiği gibi.
🎶bölüm şarkısı.
Her bir adımda biraz daha boğuluyordum içimdeki yalnızlıkta. Olmayanları arıyordum, ufacık yüreğime tutunamayanları hiç gelmeyenlerin yollarını gözlüyordum gönlümün kırık penceresinde. Sevilmeyişimi serpiştiriyordum içimdeki duvarların üstüne. Bir kez daha acıdım içimdeki ufaklığa.. Duvarların arkasından el salladı bana "ben böyle iyiyim" dedi kırık bir tebessümle. Kendi kendime söylediğim en güzel yalandı bu..
İçimdeki yolculuktan ayrılıp gerçek dünyanın karanlık gecesine geri döndüm. Ördüğüm saçımdan firar eden birkaç tutamı yüzümden çekip kulağımın arkasına yerleştirdim. Durup derin bir nefes çektim içime, içinde bulunduğum durumu hazmetmek istercesine. Yaklaşık bir saat'tir yürüyordum bilmediğim bir şehrin ıssız ormanında. Sığınabileceğim ışığı yanan bir ev yada yardım isteye bileceğim bir insana rastlayamamıştım. Yine derin bir nefes çekerken içime, etrafıma bakınmaya başladım.
Yol boyu sıralanmış çam ağaçları, sanki ormanı koruyan asker edasıyla dizilmişlerdi.Onların arkasında kocaman gövdeleri ile gökyüzüne doğru süzülen çınar ağaçları ve bu görüntüyü taçlandıran dolunay. Sanki masallar diyarından güzel bir kare gibi duruyorlardı.Bakışlarımı gökyüzündeki yıldızlara çevirdim. Umut istercesine... Yenilmiyorlardı gecenin karanlığına. Parlıyorlardı umut var dercesine! Biz karanlığa mahkum olan insanlara inat.. Önüme dönüp isteksizce adımlarımı yönlendirdim ormanın ıssız yoluna. Ormanda ki sessizlik sanki kimsesizliğimi haykırıyordu. Omuzlarıma ağırlık gibi çöküyordu yalnızlığım.
Oysa alışkındım ben yalnızlığa, kimsesizliğe...
Farkı neydi, bu karanlık gecenin yalnızlığının diğer bütün gecelerden? Odamda ki yorganımın dibine sığınan yalnızlığımdan farkı neydi ki? Şimdi ise ormanın karanlığına sığınmak istiyordu! Fazla mı gelmiştik bu koça şehrin karanlığına... Bu düşüncelerle ne kadar yürüdüm, ne kadar içimdeki yalnızlıkla savaştım hiç bilmiyorum. Yorgunlukla , açlık iyice bedenimi ele geçiriyor gibiydi. Tekrar derin bir nefes çektim içime. Adımlarımı durdurup etrafıma bakınmaya başladım. Yolun kenarındaki çam ağaçlarının arkasında, beton bir duvar gözüme çarpmıştı. Yavaşça duvara doğru adımlarımı yönlendirdim.
Sarmaşıklar neredeyse tamamını kaplamış , oldukça büyük bir duvar vardı karşımda. Bir sitenin yada özel bir mülkün sınırına koyulmuş da olabilirdi. Bu da yakınlarda bana yardım edebilecek birilerinin olduğuna işaret olabilirdi? İçimde ki umut tohumları yeşermeye başlarken duvarın uzandığı doğrultuda yürümeye başladım. Tedirginlik ve ümit aynı anda içimde yükselirken, ne kadar yürüdüğümün farkında bile değildim. Duvarla aynı büyüklükte olan demir kapıyı görmemle adımlarımı hızlandırmaya başladım. İçimdeki heyecan her bir adımda artarken demir kapıyla aramda yarım metre kala durdum.
Kulağıma kendi nefes alışverişim den başka hiçbir ses gelmiyordu. Hafif bir nefes alıp yavaşça dışarıya verirken elimi kaldırıp bir- iki kere kapıya vurdum. Yanıt bekler gibi etrafa kulak kesildim ama hiçbir ses yoktu. Birkaç kez daha kapıya vurup "Merhaba! Yardım edebilecek birileri var mı?" diye seslendim bir yanıt beklercesine. Hiçbir ses gelmemişti. İçimdeki umut tohumları yeşermeden karanlığın rüzgarına kapılıp yok olmuştu. Arkamı dönüp demir kapıya sırtımı yaslayarak yavaşça yere çöktüm. İçimdeki çaresizlik gecenin karanlığında karışırken, kafamda ki sorular gün yüzüne çıkıyordu.
Neden tek başımayım yabancısı olduğum bu şehirde? Hayatta tek güvendiğim dayım neden beni kaçırır gibi buraya göndermişti? Nasıl bir oyunun içindeyim ben. Dayıma ait olan dağ evinde gördüğüm o şeylerle bir alakası var mıydı bütün bu olanlarla? Sorular kafamın içinde cevap bulmak için yankı yaparken tek yapa bildiğim, göz yaşlarıma yenisini eklemek oluyordu. Güçlü olmam gerekiyordu, bu geceyi atlatıp sabah ilk işim Londra' da ki yalnız ve sıradan hayatıma geri dönmek olacaktı. Tabi ondan önce tüm bu saçma olayın açıklamasını dayımdan alacaktım. Yerden kalkıp hızlıca göz yaşlarımı sildim. Yutamayacaktı beni bu karanlık, yenilmeyecektim! Benim her şeyden önce umudum var , dansım var , büyülendiğim yıldızlarım var. Ah! Birde kadim dostum yalnızlığım. Kimsesiz değildim ben...
