0.1

32 4 0
                                        

Masanın üzerinde duran eski ciltli kitabı aldı genç bayan titreyen elleri ile, ve karşısındaki adama bakıp derin bir nefes alarak, yüksek sesle okumaya başladı gördüğü satırları;
"...Niçin uyandırıyorsun beni ey ilkbahar esintisi?Beni kışkırtıyorsun ve diyorsunki; Sana gökyüzünün çiğ damlalarını getireceğim!Halbuki yapraklarımın kuruması pek yakın.Pek yakın yapraklarımı dökecek olan fırtınaların gelmesi!..."
Stefan oturduğu tahta koltuktan yavaşça kalkıp genç bayana doğru bir iki adım atabildi ancak. Daha fazla adım atabilmeye ne hali kalmıştı ne de mecali. Böyle anlardan nefret ediyordu. Bacakları titriyordu eğer dikkat ederseniz gözle görülür bir farktı bu ama bunun kimsenin fark etmesine izin vermiyordu. Oldu olası kendini asla olmadığı bir kişilikte göstermeyi sevdi. Dünya bir maskeli baloydu onun için o da maskelerinin ardına saklanan bir konuk. Genç bayanın biraz daha yanına yaklaşıp;
"Peki ya senin fırtınan?" diye sordu kaşlarını kaldırarak bu onu daha ciddi ve çekici gösteriyordu kendine göre.
Genç bayan hiç tereddüt etmeden;
"Benim fırtınam sizsiniz." cevabını vermişti ona.
Bu cevap Stefan'ı tatmin etti, Genç bayanın ona karşı bu kadar dürüst ve açık olması hoşuna gidiyordu.
"Rica ediyorum dikkat edinde fırtınaya kapılmayın lütfen, kendini kaptırmayı intihar ile eşdeğer bulmuşumdur çoğu zaman."
Belki onu seviyordu belkide ondan korkuyordu. Sevgide nefretde benzer şeyler dostlarım. Karşısında duran kırmızı saçlı, hafif çekik gözlü gülüşü güzel kadın arafıda olabilirdi onun. Eğer öyleyse anlatıcak güzel bir hikaye çıkar ortaya öyle değilse bile ben anlatmaya devam edeceğim kendim için. Yazmayı her zaman zevkli ve rahatlatıcı bulmuşumdur.
Elindeki ciltli kitabı aldığı masanın üzerine geri koydu bayan dikkatlice. Açık kalmıştı okuduğu satırlardaki sayfalar. Açık olan pencereden giren güz rüzgarları sayfaların ahenk içinde dans etmesine sebep oluyordu.
"Çoğu zaman dediniz, o zaman bu sefer intihar ile eşdeğer bulmamanızı rica ediyorum sizden. Belkide tam tersi kendimi kaptırmam mutlu, hayat dolu birine dönüştürebilir beni."
Yüzündeki hafif tebessüm silinmişti. Mutlu olmak için çabalıyordu Stefan'ın onu böyle hatırlamasını istemezdi. Tekrar yüzündeki tebessümü geri almak için çabaladı.
Stefan ona bir adım daha atarak gözlerinin içine baktı. Şuan zamanın durup kalması için herşeyini verebilirdi. Ne yazık ki zaman acımasızdı. Dünya üzerinde ki iki insana inatla her zamankinden daha hızlı ilerliyordu.
"Ayrıntılara bu kadar ilgili olman hoşuma gidiyor, yazmış olduğum satırları senin ağzından duymak ne hoş Nastenka."
Dışarıdan soğuk hava giren salon soğumaya başlamıştı öyle ki bu basit bir benzetmedir ama Nastenka'nın elleri buz gibi olmuştu.
"Benim ise ezbere bildiğim satırları karşınızda heyecandan mıdır yoksa utançtan mı bilemem ama okuyamamam hoşuma gidiyor. O kısacık saniyelerle sınırlı zamanda sadece yaşadığımı hissettim ben."
Nastenka'nın vermiş olduğu cevaptan cesaret bularak tam karşısına geçti bayanın. Gözlerini ondan ayırmadan üç kelime döküldü dudaklarından.
"Tekrar yaşadığını hissettireyim mi?"
Genç bayan korkuyordu, dudaklarını dilinin ucuyla yalamıştı korkudan. "Hissettir lütfen.."
Bu iki kelime Stefan'a yetmişti.
Eğilip dudaklarını dudaklarına bastırıp öpmeye başladı.
Bu öpücük Nastenka'yı öldürmeye yeterdi.
Aynı anda yaşadığını hissettirip ölmeye dua ettirmişti..


Gazap Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin