Bölüm 1 - Ormanın İçinde

11 0 0
                                        

"Hey sen, küçük canavar! Hemen buraya gel. Dur kaçma, sana zarar vermeyeceğim. Lütfen dur."

Sincap hızlıca sık ormandaki dalların ve otların arasindan geçerek kaçmaya çalışıyordu fakat otlar o kadar yüksek ve çoktu ki sincabın sürekli duraklayıp çevresini hızlıca süzdükten sonra koşmaya devam ediyordu.

Sincap kaçarken bir anda sırtına bir şeyin dokunduğunu hissetti. Bu şey onu tutuyor, hareket etmesini engelliyordu.

Elise eline aldığı sincabı iyice kendine yaklaştırdı ve daha dikkatli baktı. Kocaman gözleri vardı sincabın. Çaresiz bir şekilde Elise'e bakıyordu. Elise güldü ve "Korkma küçük canavar. Sana zarar vermeyeceğim. Hadi gel eve gidelim. Sana biraz yemek vereyim."

Elise ayağa kalktı ve derin bir nefes aldı. Küçük ayakları ile yavaş bir şekilde otların arasında yürümeye başladı. Bir taraftan da sincabı tutuyor, iki dudağının arasından sadece kendisinin duyabileceği şarkı sözleri dökülüyordu. İnce ve hoş bir sesi vardı. O az fısıltı şeklinde çıkan ses bile sakin ormanda çok güzel yankılanıyor, uyuyan hayvanlar uykusunu bozup şarkıyı dinlemeye başlıyordu.

Elise küçük bir nehri geçtikten sonra evine ulaşacaktı. Anne ve babasına sincabı göstermek için can atıyordu. Nehre iyice yaklaştı. Suyun içindeki kütüğün üzerine çıktı ama sincap huysuzlanıyordu. Elise dengesini kaybederek hafif sendeledi. Durdu ve "Sen kötü bir canavarsın. Lütfen biraz sakin olur musun? Nehri geçmemiz gerekiyor." dedi fakat sincap hala aşağı inmek istediğini hareketleriyle anlatıyordu.

Elise sincapla birlikte nehri geçemeyeceğini anladı ama onu bırakmak da istemiyordu. İlk kez bir hayvan yakalamıştı. Gerçi Elise onlara hayvan demek yerine onları melek ve canavar olarak adlandırmayı tercih ediyordu.

Onunla zaman geçiren, onu seven hayvanlara melek, diğerlerine ise canavar diyordu.

Elise istemese de sincaba doğru baktı ve "Hadi bakalım canavar. Seninle burada yolumuz ayrılacak. Eve gitmem gerekiyor. Yoksa senin yüzünden azar işitebilirim. Geç oldu." diyerek sincabı yavaşça yere bıraktı. Düşmeden nehri geçti ve arkasını döndüğünde sincabın halâ orada durup onu izlediğini gördü. Küçük sevimli yüzünde küçük bir gülümseme oluştu. Sonra sincap hızlıca sekerek oradan uzaklaştı. Otların içine dalıp gözden kayboldu.

Elise'in en büyük hayali en büyük ağacın üzerine ağaç evi yapıp, tüm ormanı hayatı boyunca ordan izlemekti. Çünkü ormanın içinde kendini özel hissediyordu ama önünde uzun bir yol vardı. Henüz beş yaşında tatlı bir kızdı.

Elise nehri geçince yeniden otların içine daldı ve evine doğru yürümeye devam etti. Ara sıra yolda gördüğü kelebeklerin peşine takılıyordu ama yolundan asla çıkmıyordu. Çok zeki bir kızdı. Hatta gereğinden fazla zekiydi.

Elise kısa bir yürüyüşten sonra küçük boş bir ovaya ulaştı. Tam ortasında bir klübe vardı. Elise buraya 'ormanın kalbi' diyordu. Çünkü onun doğduğu yer ve aynı zamanda eviydi.

Elise hızlı bir şekilde boş ovada koşmaya başladı. Burada kendini çok mutlu hissediyordu. Güzel kuş sesleri kulaklarını şenlendiriyordu. Evin kapısına geldi. Kapıyı çaldı, kapı yavaş yavaş açıldı. Elise şaşırdı. Normalde kapı açık olmazdı. Yavaşça ilk adımını salona attı. Evin her yerinden içeri dallar giriyordu. Her yer çok doğaldı. Klübe orman ile birdi. Her zaman içerden güzel kuş sesleri gelirdi. Fakat bugün yoktu. Elise biraz şüphelenmişti. Içeri doğru ilerlerken "Anne, baba... Burada mısınız?" diye kısık ve ürkek bir sesle konuşuyordu. Salona ulaştığında orada kimse yoktu. Bir anda büyük bir sarsıntı oldu. Yer canlı gibi sallanıyordu. Elise bir köşeye geçip başını korumaya başladı. Ev resmen canlanmıştı. Nefes alıp verdiğini duyabiliyordu. Kapı hızlıca çarptı. İçerde hızlı adımlar ile ilerleyen biri vardı. Elise bu sesleri duymuş, korkmuştu.

"Elise, burada mısın? Elise?"
İçerdeki kişi bağırmaya başladı. Bu kişi Elise'in annesiydi. Elise bir anda tüm korkularını unutup hızlı bir şekilde annesinin sesinin geldiği yöne doğru koşmaya başladı. Annesi salonda dikiliyordu. Elise annesini görünce hemen gidip ona sarıldı. "Anne neler oluyor? Çok korkuyorum. Babam nerede?" Elise çok sıkı bir şekilde sarılıyordu annesine. "Elise, ahh sen iyisin. Hemen buradan gitmeliyiz canım. Hadi, hızlı olalım."

Annesi Elise'i tuttuğu gibi kucağına aldı ve hızlı bir şekilde kapıya doğru hareket etti.

"Anne dur! Oyuncaklarım orada kaldı, dur!"
Fakat annesi durmadı. Hızlıca evden çıktı ve ormana doğru koşmaya başladı. Kısa bir süre içinde ağaçların içinde kayboldular. Sürekli koşuyorlardı, asla yorulmuyacak gibi... Bir zaman sonra da yer sarsıntısı bitmişti. Annesi de yavaşlayarak Elise'i kucağından indirdi. Tam o sırada büyük bir patlama oldu. Bu patlama sesi evlerinin olduğu yerden geldi. Annesi çaresiz bir şekilde Elise'e baktı. Ağaçlar yavaş yavaş yıkılıyordu. Onlara doğru gelen büyük bir şey vardı. Elise korkmaya devam ediyordu. Her şey bir anda gerçekleşmişti. Annesi bir ağacın arkasına saklanmasını istedi.
________________#

________________#

Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.

{ Ağaç Kusuru}

(Çizimler bana ait biraz amatör  )


_______________________#

Elise hızlı bir şekilde küçük bir ağacın arkasına sığındı. Küçük bedeni ağacın arkasında kaybolmuştu. Dalların arasından annesini izliyordu. Annesi aşırı endişeli bir şekilde etrafına bakınıyordu. Ağaçların yıkılması kesilmişti. Şimdi de ayak sesleri başlamıştı. Sonra çalıların arasından kocaman, neye benzediği bilinmeyen, kahverengi ağacımsı bir kadın çıktı. Kadın olduğu pek belli değildi. Sanki yürüyen bir ağaçtı fakat yaşlı bir ağaç. Elise korkusundan gözlerini kapadı. Gözlerini tekrar açtığında annesinin yerde yattığını gördü. Yürüyen ağaç onun etrafında dönüyordu. Elise cesaretini toplayıp ağacın arkasından çıktı ve  "Hemen geri çekil seni pis canavar! " dedi ve yavaş bir şekilde o tarafa doğru yürüdü. Ağaç küçük kıza baktı. "Oo..
Sen de kimsin küçük kız?" diye merakla bakmaya devam etti. "Annemden uzaklaş, yoksa sonu kötü olur seni kötü ağaç! "

Cadı güldü ve biraz da şaşırdı küçük kızın boyundan büyük cesaretine. Elise'e doğru yürümeye başladı. Bu sırada Elise de geriye doğru yavaş adımlar atıyordu. Annesi ayağa kalktı. Ellerini açıp bir şeyler mırıldandı ve bir anda elleri ve ayakları ağaca dönüşmeye başladı. Çok acı çekiyordu.  Göğsünden yeşil bir ışık çıktı ve Elise'e yönelip onun içine girdi. Çok büyük bir ışık huzmesi oluştu. Oradaki herkesin gözlerini alıyordu. Kimse bu ışığa bakamıyordu. Ağaç sessiz bir şekilde etrafı inceliyordu fakat bir şey anlamamıştı. Sonra elini ağaçtan sivri bir mızrağa dönüştürdü ve annesinin kalbine sapladı. Annesinden uzayan dallar teker teker kurudu ve yere düştü. Sonra bir ışık daha belirdi ve yine Elise'e doğru yöneldi. Bu ışık da onun içine girdi. Elise ağlamaya başlamıştı. Annesi yere yığıldı ve toprakla bir bütün olup toprağın içinde kayboldu. O sırada yer ayrıldı ve Elise'i içine aldı. Ağaç büyük bir şaşkınlıkla ortada kalmıştı. Neler olduğunu anlamaya çalışıyordu. Böyle bir şeyle ilk kez karşılaşıyormuş gibi şaşkınlıkla elini kaldırdı bir dal uzatıp dalı toprağa gömdü. Ağaçların içinde yavaş bir şekilde yürüyerek gözden kayboldu.

Bir Ormanın Hayatı Stories to obsess over. Discover now