#1- Kanatlar...

17 3 0
                                        

Görüşleriniz benim için çok önemli..

Ayrıca beğenip yorum yapmayı unutmazsanız çok sevinirim

Umarım ki beğenirsiniz...

~~~Başlangıç~~~

Kötü insanlarla dolu bir dünya hayal edin, amaçsız insanlar , cahillikleriyle başkalarının hayatlarına karışanlar ve kendi mutsuzluklarını başkalarının mutluluğunu yok ederek kaybetmeye çalışanlar .

Yada hayal etmenize gerek yok , küçücük bir pencereden baksanız bile bu kapkaranlık dünyayı görebilirsiniz ama yerinizi değiştirirseniz ve hayata yeni bir pencereden bakarsanız gerçekten görebilirsiniz , hayatı güzelleştiren şeyleri.

Şimdi tekrar hayal edin ? Bu kapkaranlık dünyanın içindeki temiz kalpli çocuğu ve ona yardım eden dilenci amcayı , tekrar bakın o karanlık dünyaya inanın görüceksiniz çocuğu olmasada annelik duygusunu yaşayan kadını ve sahip çıktığı yetim çocukları.

Demek istediğimi anladığınızı umud ediyorum? Kalbinizi temiz tutun lütfen bu 2 pencereyi de görebilirsiniz ama eğer... isterseniz.

İşte bende kendi penceremi arıyordum ama malesef 20 yıllık hayatımda hala o pencereyi görememiştim. Aslında fazla sorunlu bir hayatım yoktu hatta hiç denilcek kadar az problemle karşılaşmıştım, iyi bir aileye ve güzel yaşam şartlarıyla büyümüştüm. Fakat hep birşey eksikti.

İnsanlarla fazla konuşmaz arkadaş edinmezdim ,çevremi umursamaz bir yapım vardır hatta isterse yanımda ölümüne dövüş çıksın ama ben yine kitabımı okur kendi işime bakarım. Tabi bu konu çocuklar ve hayvanlar olduğunda durum tam tersi oluyor.

Ana okulundn beri tek arkadaşım ,dostum şevval ile aramızdan su sızmaz cidden kardeşim olsaydı böyle olurdu, Kavgalarımız ve tartışmalarımız da buna dahil. Her yönüyle baş belam.

Bu arada ben nur, ailem bana bu ismi annem bana hamileyken rüyasında bir melek gördüğü için verdiklerini söylemişlerdi ve ben çocukken bir melek gördüğüme size yemin edebilirim.

• • •

Sıradan yaşamımdan bir gün içerisindeydim.Sıkıldığımda yaptığım gibi parka gelmiş çocukları izliyordum ama zaten işim gereği yaşamım boyunca çocuklarla çok ilgileneceğim için 1 saat daha oturup her zamanki bankımdan kalktım ve gönüllü olduğum at çifliğine gittim.

Aykut amca oranın müdürü patronu artık ne derseniz oyuydu ve benim gibi gönüllülerle ilgilenirdi daha doğrusu neyi nasıl yapıcağımızı falan. İstanbula taşındığım ve yaşadığım süre sadece 4.seneydi ve hem okuyup hemde çalışırken boş zamanlarımda genelde buraya gelirdim.

Daha fazla beklemeden aykut amcanın yanına gidip ne yapılacağını öğrenmem gerekiyordu, genelde olduğu yere yani ahıra gittim. Her zamanki gibi şimşek [ aykut amcanın atı ] ile ilgileniyordu. Bu ahırdaki en asabi attı şimşek sadece aykut amcaya sevdirir ve bindirirdi kendisini .

"Aykut amca" dememle bana baktı ve gülümseyerek "Merhaba nur kızım " dedi içtenlikle. Yanlarına yaklştığımda şimşek biraz şimşeklik yapıp tepinmişti.

"Hayırdır kızım yinemi dersin yok bugün " başım ile onaylayıp " biraz kafa dinlemeye geldim birazda beyazı özledim aslında " dediğimde gülümsedi ve şimşeği sevmeye geri döndü.

Beyaz benim atımdı daha doğrusu benim bindiğim bakımını yaptığım attı. Ahırın sonunda olan bölümüne yaklaştığımda beni gördü ve atların sevinince çıkardığı sesleri çıkardı.

Yaklaşık 3 saat at çiftliğinde kaldım ve beyazla ilgilenip bindikten sonra saatin geç olmaya başladığını fark edip oradan ayrılmıştım. İşimden biriktirdiğim paralarla ve birazda ailemin kattığı parayla aldığım arabama yerleşip sürmeye başladım , orman yolu olduğu için trafik bayağı açıktı.

Bu sessiz yolculuğun sonucunda olan oldu, dönemeçin olduğu yerde karşıma birden bire bir çocuğun çıkmasıyla direksiyonu var gücümle döndürüp firene basmamla birlikte denize arabamla tabiri caizse uçtum.

Nefesim sıkışıyor kalbim daralıyordu, çarpmanın etkisiyle arabanın ön camı kırılmıştı ve içeriye su doluyordu ve öleceğime emin olmama rağmen bir ümit çırpınıyordum. 

Tam vazgeçmiş gözlerim kapanmışken belimde hissettiğim kollarla gözlerimi açmaya çalıştım yarım yamalak açabildiğim gözlerimle sanki suyun ağırlığından etkilenmeden birinin beni yukarıya su yüzüne çıkardığını gördüm.

Sırtımda soğuk toprağı hissetmemle karaya çıktığımızı anladım. Gözlerimi güçlükle açtığımda karşımda gördüğüm görüntüyle bedenim 3 saniye işlevini kaybetmişti  kalbim atmamış , ciğerlerim aldığım nefesi kilitlemişti adeta.

Başımın dönesi ve -daha ne kadar bulanışacksa- etraf bulanırken daha fazla dayanamayacağımı anlamıştım.

• • •

Bakışlarım beyaz boş odayı doldurduğunda zar zor kendime gelebilmiştim. Ağızımda tuz tadı vardı , gözlerim yanıyor ve her yerim ağırıyordu ve vücudumda ağrıların yanı sıra birde yarıklar ve morarıklıklar vardı.

İçeriye beyaz önlüklü bir kadın geldiğinde bakışlarımı ona kitleyip adının yazdığı yaka kartına baktım *Yeliz Çınar* güzel bir kadındı ve bakışları her yarayı iyileştirir gibi yumuşacıktı ayrıca yaşıtım gibi görünüyordu.

"Neler oluyor?" Dediğimde gülümseyerek. "En son neleri hatırlıyorsun" dediğinde kafama oturdu her şey kaza anı , denize uçmam ve... beni kurtaran melek.

"Afedersiniz beni buraya kim getirdi " dediğimde biraz düşünüp "hanımefendi sizi kimse getirmedi , kaza alanına ambulans çarılmış sizi bulduklarında çimenlerin üzerinde yatıyormuşsunuz." Kafamı arkaya yaslayarak daha iyi düşünmeye çalıştım.

Acaba halisünasyon falan görme ihtimalim varmıydı ama... gördüğüm yüz ve kanatlar o kadar güzellerdi ki. Gördüğüm asla halisünasyon veya başka birşey olamazdı onlar gerçekti, en azından ben öyle inanmak istiyordum.

Sevgilerle acemi yazarınız ♡

Angels Don't Cry ( Yakında )Stories to obsess over. Discover now