Kaçımız fallara inanırız? Bir çok kişi inanmadığını eğlence için baktırdığı yalanını kendine söyler. Kimi de inanmaz ama yine yine falla ilgilenir. Hiç kendinize sordunuz mu, falların bilimden ön plana çıkan ne özelliği var? Üniversite yıllarımda kendime tam da bu soruyu sordum. Var olmayan ancak olama ihtimali olan şeyler veya paranormal olan her şey ilgi çekiyor. İnsanlar psikologlarla yeterli iletişim sağlayamıyorlar. Bambaşka bir meslek olan falcılık tam sır saklama kutusu ve dert anahtarı dır. Tabi ki psikologluk işini bırakıp falcılığa yönelmem sadece bu yüzden değil. Çok küçük yaşlarımdan itibaren bir takım paranormal olaylar yaşamaya başladım. Üniversite yıllarım da hislerimi ve duyu ötesi algılarımı ilgili kitaplar okuyarak ve profesyonel kişilerden eğitim alarak geliştirdim. Üniversiteden mezun olduktan sonra iki yıl sadece mesleğime odaklanmak istedim ve bu konuya ara verdim. Meslek hayatımda karşılaştığım insanların bir kısmı yalan söyleyerek işimi zorlaştırıyordu. Bunu bilmekten daha çok hissetmek sinir bozucuydu. Kimi hastalarım ise uygunsuz ve etik olmayan şekilde benimle ilgileniyorlardı. Bu durumlardan ciddi anlamda rahatsız olduğum bir günün akşamı, üniversiteden arkadaşım olup beraber aynı evi paylaştığım can dostum Hilal "e mesleğimi artık yapmak istemediğimi söyledim. Hilal, bir psikolog olarak yada meslektaş olarak benimle konuşabilirdi ama her şeyden önce benim ailemdi. Bu önemli kararımda duygusal olarak yanımda olması gerektiğini düşünüyorum. Hilal, sakince yüzüme baktı " peki ne yapmayı düşünüyorsun?" dedi. Psikoloji alanı her zaman kanıt arar be her daim bilimi savunur. Bu yüzden fikrimi söylerken epeyce çekindiğim için anlatmanın duygusal yolunu buldum. " Hilal, hatırlıyor musun biz üniversitedeyken gittiğimiz kafeler de fal bakılırdı ve oldukça ilgi görürdü." Hilal bunu duyunca yüzünü ekşiterek " Falcı olacağım deme sakın" dedi. " Hayır tam olarak öyle bir şey değil, fala falan bende senin kadar inanmıyorum ben mesleğimi farklı yollardan yapacağım." Bunları dedikten sonra Hilalin biraz olsun sakinleşmesi beni mutlu etti. " O nasıl olacak Elifcim" dedi bana. " Biraz birikmiş param var kafe açmak istiyorum fakat konsept kahve falı olacak. Bilirsin hislerim kuvvetlidir. Fal bakarken müşteriler ile ister istemez dertleşeceğim. Hem mesleğimi farklı bir yolla yapmış olacağım hemde fal ve kahve paralarını seans ücreti olarak düşüneceğim sence de harika olmaz mı" dedim. Fikrim Hilalin kafasına yatmış olacak ki " fikrin hem ilginç hemde senin gibi düşününce mantıklı" dedi. Bu konuşmanın ertesi günü işimden istifa edip psikologluk kariyerime son verdim.
Hayalimdeki kafeyi açabilmek için bazı kurslara gittim ve biriktirdiğim paranın üzerine birazda devlet desteği aldım. Nihayetinde bir yıl sonra fal kafemi açabildim. Kafemi doğal taşlar ve otantik olan kuş tüyleri, resimler ve bunun gibi ilginç aksesuarlar ile dekore ettim. Bende kafeme ve yeni mesleğime uyum sağlamak için otantik giyinmeye başladım. Kafeyi açtığımda ilk ziyaretime Hilal geldi. Yeni mesleğimden ailem ve çevremdeki bir çok kişiyi haberdar etmedim. Hilal, her zaman benim yanımda olduğu için ona minnettarım. Hilal yanımdayken yeni açılan kafem birden dolup taştı hatta Hilal bana yardım etmek zorunda kaldı. Ben müşterilerin fallarına bakarken hilal de kahve siparişlerini yetiştirdi. Fallara nasıl baktığıma gelirsek fincan içi, kahve telvesi hepsi hikaye. Kişinin yüzüne bakınca kişi ile ilgili her şeyi hissediyorum neler yaşadığı gibi. Bunları baz alarak müşterilerimle dertleşerek gerçek bir seans uyguladığımı düşünüyorum. Günü Hilal ile epeyce yorgun bir şekilde bitirdik. Bu günkü halimden etkilenmiş olan Hilal beni tebrik etmeyi unutmadı.
Arkadaşlar umarım yeni hikayemi beğenmişsiniz dir bundan sora iki günde bir yeni bölüm gelecek yorum yapmayı unutmayın.
VOUS LISEZ
FALCI NIN HİKAYESİ
FantasyKimi fala inanmaz, kimi falsız yapamaz! Psikolog olan Elif falcı olarak daha çok insana yardım edebileceğini düşünür ve en büyük hayali olan fal kafeyi açar. Hayalini gerçekleştiren Elif aynı zaman da kendisi kadar ilginç insanlarla tanışır ve hayat...
