bölüm 6:Çanakkale...

169 17 17
                                        

Çanakkaleye gidiyordum.Sevgilimle.Yalandan olan sevgilimle.Aslında bizzat hocamla.

Ne hissetmem gerektiğini bilmiyordum.Ne içimde bir korku ne de heyecan vardı.Düşünmeden çıkmıştım bu yola sanki… O’ndan kurtulmak adına yaptığım bir girişimdi bu, delilik.

Tanımadığım, isimlerini bile bilmediğim hatta resmen şu an yanımda oturan adam hakkında da tek kelime bilmediğim insanlarla zaman geçirecektim,ama koymamalı bu durum bana yalnızlık alışkanlık yaptı zamanla.

Araba sessizdi ama huzursuz edici bir sessizlik değildi bu aksine buradan bakınca Ender gayet mutlu bile görünüyordu.

Etrafıma sarsak sıkkın bakışlar atarken biraz hareketlenmiş olmalıyım ki “Söyle artık Selin.” Dedi

Dudaklarımı sıktım ve sözcüklerimi iki dudağımın arasında tutamadan konuşmaya başladım.

“Senin hakkında tek kelime bilmiyorum, neyi seversin neyi sevmezsin, ailendeki insanların ismi, huyları… Hiçbir şey bilmiyorum.  Bizim sevgili olduğumuza kimse inanmaz, bu bana biraz saçma geliyor.” Dedim

Bana bakmadı ama gülümsedi, ta gözlerine kadar… Gözleri gülümserken küçülmüştü. Öylece adamın yüzüne bakarken buldum kendimi ve silkelendim hemen.

“adım Ender, yaşım 31, Bilkent üniversitesinde İngilizce alanında bir profesörüm. Beyaz renk favorimdir, Beşiktaşlıyım, en sevdiğim yemek kuru fasulye, biradan nefret ederim, marka olmayan hiçbir şey giymem, pazardan terlik alımına karşıyım, kol düğmesi ve saat takıntım var, isyankar tipleri sevmem, bebek gibi konuşan kızların ağzına bir gün tokatı yapıştıracağım ve ayrıca dar pantolon giyen erkekleri samimi bulmuyorum. Yengeç burcuyum ve evet burçlara inanıyorum ama gazetelerden günlük burç yorumlarını takip etmiyorum. Ha birde pislikten kirden nefret ederim. Evet küçük hanım benden bu kadar.” Dedi ve gülümsedi.

Tüm bir konuşma anı boyunca adamın yüzüne hayran hayran baktım ve beklide bu gezinin çok sıkıcı olmayacağını düşünmeye başladım. Aslında şuan bocalıyordum sonuçta ben bu adamı öldürecektim yahu!

Ama hala ailesi bir muammaydı.

“Ailen…”  dedim ve hemen ne demek istediğimi anladı hafifçe direksiyona vurdu ve “aa evet onlar..” dedi

Bekliyorum dercesine bir bakış attım.

“Annem  Gülay, İngilizce öğretmenidir kendisi, kökenlerim belli yani… Annemi daha fazla anlatmayacağım beklediğin gibi biri mi olacak kendim görmek istiyorum ama sıcaklık bekleme bence.” Dedi ve sinsice gülümsedi

“korkmalı mıyım?” dedim ve bende sinsice güldüm. “belki…” dedi

Aslında hiç korkmuyordum, hele oğlundan sonra korkmak tam bir saçmalıktı.

Egodan bozma adamın annesi de ancak oğlu gibi olabilirdi.

“Babamın adı da Zafer kendisi mütahit ve kordonda bir cafenin işletmecisi. Uysal biri aslında ama yine de çok fazla tiyo vermek istemiyorum. Kız kardeşim var bir de Şeyda evlenecek bakalım hanfendi 6 yıllık sevgilisiyle sonunda, çok uzatmaya gerek yok klasik kız işte kendisi.” Dedi ve kestirip attı.

“çok şey öğrendim ya sağ ol.” Dedim. Sinir olmuştum sanki söylese bi tarafına bir şey olacak

8 saatlik yolu neredeyse bitirmiştik bence 3 saatimiz kalmıştı varmamıza. Balıkesirin çıkışında bir restoran bulduk ve arabadan indik.

Acıkmak bir yana susamıştım, arabadaki sular artık yeterince soğuk değildi.

Enderi beklemeden restoranın merdivenlerine tırmanmaya başlamıştım bile. Böyle zamanlarda ikimizde sessiz oluyorduk. Ortak yönlerimiz de pek yoktu zaten.

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Jul 16, 2014 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

VazgeçememWhere stories live. Discover now