|| Medyadaki Bade DİNÇER ||
İnsanlar ölümden korkar değil mi? Ya da bazıları... Ben ölümden korkmayanlar arasında yer alıyorum. Ben ölümden korkmuyorum. Acı çekmek benim sevdiğim şey, acı çektirmekse en sevdiğim. Ben Kutay ÖZSOY...
BADE DİNÇER'DEN;
Mutfakta bulaşık yıkarken aynı bulaşığı bir saattir yıkadığımı annemin terliğiyle fark ettim. Korkuyla yerimde sıçradığımda annem söylenmeye başladı: "Kızım sen ne yapıyorsun bir saattir mutfakta? Alt tarafı bulaşıkları yıka dedim, mutfağı değil!" deyince bakışlarımı anneme çevirip boş boş bakınca devam etti: "Hayır, anlamıyorum seni yaparken neyi unuttuk acaba? Kızım sen salak mısın?" ben yine boş boş bakınca annem sakinleşmek istercesine derin derin nefesler alıp veriyordu. Göz devirdi ve "Bade sana hiçbir şey demiyorum... Ben çıkıyorum, fazla geç kalmam!" dediğinde "Tamam." diyerek onu kapıya kadar uğurladım.
Hemen mutfağa koşup kalan bulaşıkları -yani hepsini- yıkayıp odama çıktım. Yatağıma sırt üstü uzanırken bile aklımdan çıkmıyordu. Çok garip! İnsan sevdiğinin yanında olmayı ne kadar çok isterse o kadar uzak kalıyor, ne kadar severse o kadar kırılıyor... Peki, onu bir başkası ile görmek... Kutay ÖZSOY... Evet, onu seviyorum ama o bunu bilmiyor. Bilse bile, bir şey değişmeyecek zaten. Klasik bir aşk hikâyesi, ne beklersiniz ki...
Telefonuma gelen bildirimle düşüncelerim yarıda kaldı. "Nar Tanem'den mesajınız var!" mesajlar kısmına girip Naz'dan gelmiş olan mesaja tıkladım. "Balım ne yapıyorsun? Nasılsın?" mesajı okuyunca yüzümde hafif bir tebessüm oluştu. Dört senedir sevdiğim çocuğu biraz da olsa aklımdan çıkarmıştı. Ama yok be yine aklıma geldi! Dört sene canım, dile kolay kalbe zor diye boşuna dememişler, değil mi?
"İyiyim Nar Tanem! Sen nasılsın?" mesajı gönderdiğim an cevap gelmişti. Buna biraz da olsa şaşırmıştım.
"Çok heyecanlıyım aşkım! Onunla ilk kez yüz yüze buluşacağım! Ah, çok mutluyum ;)" bahsettiği kişi Eymen olmalıydı. "Çok sevindim canımın içi! Sonra konuşalım mı? Ben biraz yorgunum da..." gönderdiğim mesaja gelen cevabına bakıp "Tamam aşkım görüşürüz!" telefonu kapatıp yatağın içine girdim ve kendimi uykunun o yumuşacık kollarına bıraktım...
<><><><><><>
Sabahın erken saatlerinde alarmın sesiyle yataktan düştüm. Allah'ım neydi günahım! Popomun ağrısıyla söylenerek yerden kalktım. Çantamı dünden hazırlamıştım. Hemen üzerime beyaz askılı tişört ve altıma siyah yırtık dar pantolon giyip banyoda rutin işlerimi halledip evden çıktım. Kahvaltı yapmadım çünkü sabahın köründe kahvaltı yapmayı sevmiyordum. Daha doğrusu sabahları canım bir şey istemiyordu.
10 DK SONRA;
Şuan okul bahçesinde çevreme bakıyorum. Okuldaki herkes niye bana bakıyordu ki? Başımı iki yana salladım, onları takmamalıydım ve öyle yaparak kantine girdim. Kantindeki herkes işlerini bırakıp bana bakmaya başladı. Onlara kaş göz işaretleriyle "Ne bakıyorsunuz oğlum!" dedim. Sıraya girdiğimde sıradakiler bana yerlerini verince bu sefer de " Ne oluyor ulan!" bakışı attım. Şaşırmıştım. Neyse fazla üstünde durmamak lazım, sonuçta en ön sıra demek, yemek demek!
Yemeğimi aldıktan sonra sınıfa çıktım. Çıkana kadar herkesin gözü bendeydi. Hayır, anlamıyorum neye bakıyorsunuz ki yani. Acaba üzerimde bir şey mi var diye üzerime baktım ama bir şey yoktu. Allah Allah neye bakıyorlar ki o zaman...
Şuan sınıftayım ve herkes hâlâ bana bakıyor. Sinirden salladığım sağ bacağım sallanmaktan kopacağı sırada kapı açılınca bütün bakışlar üzerimden çekilip içeri havalı bir şekilde giren Kutay Özsoy'a kaydı. Ben tam rahatlayacakken Kutay da bana bakmaya başlayınca yine ilgi odağı ben olmuştum.
Kafamı cam kenarına doğru çevirirken biri gelip benim yanıma oturdu. Şaşkınca yanıma oturan kişiye baktım. Kutay ÖZSOY! Aman Allah'ım. Utanıp önüme döndüğümde çenemden tutup gözlerimi mavi gözleriyle birleştirdi.
"Bade?" safir gibi parıldayan gözleri dudaklarıma kaymıştı. Bana yaklaşmaya başlayınca titrek sesle "Hım?" dedim. "Seni seviyorum..."dediğinde benim gözler yerinden çıktı. What didin gülüm? "A-Ama C-Cansu!" dediğimde "Bade! Ben seni seviyorum başlatma Cansu'na!" deyip bana daha çok yaklaştı. Gözlerimi kapatıp olacakları beklemeye başladım. Şuan midemde uçuşan kelebekleri anlatamazdım... Allah'ım!... Sana geliyorum...
OKUYUCUYA NOT:
Bu kitaptaki bazı olaylar yazarın tanıyıp gördüğü gerçek hayatlardan esinlenilmiştir ve bazı karakterler gerçek olmakla beraber aramızda yaşayıp, kitabı okurken tattığınız hisleri hayatlarında barındırmaktadırlar.
YOU ARE READING
KAYIP: Mektuptaki Sessizlik
RomanceBu kitaptaki bazı olaylar gerçek hayattan kesitlerdir. Mektuptaki gerçekler ortaya çıkacak ve onların hayatlarını değiştirecek. Gerçek aşkı bulabilecekler mi? Yoksa birbirlerini sonsuza kadar kayıp mi edecekler? Bu kitabı okuyup göreceğiz! 😉
