Hayatın sonu gibiyim.
Ölümlü bir bedenin içinde,
Sessizliğin en dipsiz yerinde,
Çığlıklarımı savuruyor gibiyim.
Belki ulaşılmaz sesim,
Belki de bu sessizlik hep içime gömülür.
Bir umut savururum içimden sessizliği,
Bir parça şu ölümü yaşarım sürekli.
Yarın olmazsa bana eğer,
Bu yazdığım son kalan parça olsun benden dünyaya.
Bu her dize,
Vücudumun dışavurumu olsun insanların ruhunda.
Yarın böylesi bir hayal kırıklığıdır yüreğimde,
Zihnimde büyük bir ölümü karşılarım bilerek.
Bu son sözcükleri yarınlara bırakırım,
Yalnızlıkla kendini avutan birini anlarlar umuduyla.
Şimdi biraz daha mahcubum kendime,
Çünkü bildiğim tek şeyin ölüm olmadığı,
Sadece hayatın benden çok şey alacağı umuduyla,
Yok olup gitme arzusunu taşırım.
Oysaki böylesine acı bir vasiyet bırakmak,
Bu bir türlü anlaşılmayan düşüncemi,
Bir türlü zihnimde durmayan hayallerimi,
Şu insanlığa anlatamadan yok olmak, ne acı!
Ne yapsam da bir türlü beceremem,
Belki zaman geçtikçe bu dizeler anlam dolar,
Belki de yüreğim büyük bir buhranla boğulur,
Veya sadece toprağın altında yaşamaya değer bir şey bulur.
Şimdi gitmeden önce bilirim ki dünya acılarla doluymuş.
Nasıl taşımışız diye soruyorum kendime,
Ve bir resmedilişin izi ruhumda,
Yüreğimde ise bir sancılanma vuku buluyor gitgide.
Zaman hızla geçecek,
Bu anlamla dolu dizeler,
Gün geçtikçe anlamını,
Birbir yitirecektir.
Olsun derim, yitsin derim,
Aslında bu acı vasiyeti,
Dünyaya bırakmayı,
Hiç mi hiç istemem bilirim.
Yalnız bu dünyada bir şeyler bırakmak gerekmiş,
Bense acılarımı bir dizede bırakıyorum,
Bense yarı masum gülüşümü,
Kelimelere saklıyorum.
Ne olursa olsun bu hayatta gözyaşı değerliydi,
Oysa herkese dökülen gözyaşı,
Bir sudan ibaretti,
Ya da solmuş çiçeğe verilen anlamsız bir su gibiydi.
Kolay mı ki şimdi gözyaşlarını şuracıkta saklamak?
Her dizenin sonunda böğüre böğüre ağlamak,
Gerçekten kolay mıydı?
Ya da gerçekten büyük bir olay mıydı bu?
Size anlamsızca gelebilir bu dizeler,
Benim için duyguyu şurada saklamak yeter.
Dolmuşluk bu her cümleler,
Hepsi birer birer acıyla işbirliği içindeler.
Bu sözler, bu kelimeler dinmez,
Dişler gibidir, diretir.
Acıyı yüreğinde kenetler bu dizeler,
Bu anlamsız savrulan sözler yüreğimi harap eder.
Sona yaklaşıyorum,
Bu kırık dökük sevgileri içimde susuz bırakıyorum.
Bu ağlamaklı gözlerimi,
Artık içime akıtmıyorum.
Ve bu beden yakında toprakla buluşacak,
Büyük bir acıyı içinde karşılayacak, kim bilir!
Oysa sizi burada bırakıp gitmek,
Sizi yapayalnız mücadelenin içinde bulundurmak!
Solgun gözyaşlarınızı toprağımda hissetmek,
Ne kadar acıyla bağdaşıyoruz,
Ne kadar güzel seviyorsunuz beni siz,
Ne kadar elem bu dizelerin içinde sizinle olmak.
Ve suskunluğun çehresinde eriyip gidiyorum,
Bu acı dolu dizeleri ben size,
Vasiyet edip gidiyorum,
Ruhumu gökyüzüne teslim ediyorum anne.
Seni burada görüyorum,
Gözlerinin her güzelliğini gözyaşınla hissediyorum.
Oysaki bilmiyorsun,
Oysaki sen beni görmüyorsun.
Bak, sadece bak şu kelimelerin gücüne,
Burada her şey seninle,
Hepsi senin ve benim,
Yok oluşumun bir resmidirler.
Halim kalmıyor,
Bu sizi düşündükçe gözlerim,
Kan gölüne dönüyor,
Bu ölmüş beden kirli bir gözyaşı döküyor size.
Ah o zaman sizi alacak benden,
Ve buna hayatın oyunu diyecekler,
Şimdi burada kalacak tek şey şu acı dolu kelimeler,
Bir de içinde gizlenmiş vaziyette duran sevgiler.
Ah dayanamıyorum artık ben,
Gidiyorum sizi burada bırakıp birden.
Günlerce, aylarca, yıllarca siz olmadan,
Ağlamaktan kör olmuş gözlerinizden öpüyorum sizi gitmeden.
Ve elveda diyeceğim şimdi size,
Bu hayata elveda diyeceğim.
Bu acıyla mücadele eden tüm yüreklere,
Tüm dökülen gözyaşlarına veda edeceğim.
