Yolculuğun uzun süreceğini biliyordum bunun için yanıma mp3, mp4, telefonum,tabletim... Kısacası herşeyimi almıştım. Uyku aklımın ucunda dahi yoktu kendimi yeterince dinlenmiş hissediyordum. Otobüsün sallanıp durmasından ve sessizliğinden olacak ki göz kapaklarıma engel olamıyordum. Göz kapaklarım neysede kafamada engel olamıyordum. Sürekli cam kenarı yolcusunun omzuna düşüyordu başım. Her defasında özür dilemekten bıkmıştım. Canlı bir müziği yüksek sesle dinleyeyim dedim ama ne fayda... Başım yine onun omzunda.
''Hanımefendi kendinizi zorlamayın uykunuz varsa uyuyun sorun değil, omzumu kullanabilirsiniz''
Dalga mı geçiyordu ciddi miydi? Uykulu gözlerle ona baktım.
''Yo yo teşekkür ederim. Kusura bakmayın uykum açılsa kendimi toparlayacağım fakat elimde değil.''
''Rahatınıza bakın.''
Pek bir ukalaydı. Yada ben herkesi, herşeyi öyle görüyordum. Tıpkı ailemde olduğu gibi. Arkama yaslandım o sırada muavin 20 dakika sonra mola vereceğimizi söyledi. 'Oh' dedim kendi kendime. 'Yüzümü yıkar, karnımı doyurur, kendime gelirim.' Karnım çok acıkmıştı şöyle bol tereyağlı bi iskender olmalıydı önümde, nasıl da yerdim. Sonrasındada sıcacık kaymaklı bir künefe...
Tüm bunları düşünürken yine uykuya dalmıştım. Rüyamda yemyeşil bir ormandaydım. Öyle güzel bir rüyaydı ki kimse uyandırmasın beni isterdim. Sadece istemekle yetinmiş olmalıyım ki bir ses işittim:
''Uyansanız artık diyorum''
''Heyy''
''Size söylüyorum bayan''
Popoma birşey batmış gibi fırladım.
''Ç-ç-ço-çok özürdilerim''
''Sorun değil ama epey açım 5 dakikadır sizi uyandırmaya çalışıyorum, otobüste kimse kalmadı.''
Resmen zavallı kız konumundaydım. Kekelemeler, uyuyakalmalar,saçmalamalar... Güçlü,asil birazda yaramaz görünmeliydim. Hadi çalıştır kafanı Gökçe tüm bunları telafi edebilirsin. Tabi ya !
''Bu kabahatimi size bir yemek ısmarlamakla telafi edebileceğimi düşünüyorum, ne dersiniz?''
Yine o ukala gülümsemeyi attı. Sağına baktı ve:
''Kabahat değil fakat yalnız yemekten hoşlanmam''
''O halde fazla zaman kaybetmeyelim.''
Kendime inanamadım. Sanki filmlerden fırlamış az sonra düşürdüğü erkeği yatağa atacak kız gibi hissediyordum. Sanırım olduğum gibi görünmek daha iyiydi. Kendimi huzursuz hissetmiştim bu şekilde.
EKIN FAST FOOD... Çok takılırım böyle şeylere EKİN yazmak yerine neden EKIN bir nokta sana ne kadar pahalıyo maal olabilir be adam! Dışarıdan oldukça eski ve yıpranmış görünen bu mekan içine girince anladığım üzere çok samimiydi. Duvarlar dışarıdan betonarmeydi fakat içeride tüm duvarlara ve zemine ahşap döşenmişti. Yine koyu ahşaptan masalar ve sandalyeler vardı. Masaların üzerinde kırmızı beyaz puti kareli örtüler vardı. Giriş kapısının iki yanına yerleştirilmiş adını bilmediğim bir bitki vardı.
''İlk defa adını bilmediğim biriyle yemek yiyeceğim.''
''Adım Gökçe''
''Bende Burak''
''Tanıştığıma memnun oldum''
''Bende''
Ortamın sıcaklığından olacak ki oldukça samimi bir konuşmaydı bu. En köşedeki masaya geçtik, çocuk dahi denebilecek bir genç ne istediğimizi sordu. Menü istemeyi düşünmüyordum. Şuan aklımdan geçen tek yemek İskenderdi.
''Ben bir porsiyon iskender alayım yanındada kola. Burak sen ne istersin?''
''Bende bir kumru alayım, içecek istemiyorum.''
''Tamam abi hemen geliyor.''
''Kuru kuru nasıl yiyeceksin bir içecek alsaydın.''
''İçecek eşliğinde yemek yemekten hoşlanmam.''
''Ooo katı kurallarımızda var. Bende aksine içeceksiz yemek yiyemem.''
''Tuhaf''
''Aynen öyle''
Tuhaf olan ben değildimki oydu. Ama nedendir bilmem karşıt görüş oluşturmak istemedim. Fazla sıkıcı birine benziyordu. Onun yerinde bir başkası olsaydı telefon numaramı dahi almıştı. Bir an hemen bitsede şu yemek Bolu'ya varsam, bu adamdan da kurtulsam diye geçirdim içimden. Sonrada ayıp ettiğimi düşündüm. Birşey yapmamıştı ki adam bana. Tüm dengesizliklerime rağmen yemek teklifimi dahi kabul etmişti. Sanırım 'ben bir adım attım ve o karşılığını vermedi bu yüzden uzaklaşmalıyım' düşüncesine girdim. Ben neler diyordum böyle içten içe yazılıyor muydum bu yakışıklıya.Aslında evet ufak bir flört. Yolculuk bittiğinde o da bitecek ve ver elini gerçek ve uzun flörtler...
''Buyyruun ablacığıım sıcak sıcak iskenderiniz.''
''Teşekkür ederim.''
''Eee benim kumrum nerede?''
''Geliyor abiciğim sabret.''
Tam bu sırada bir telefon çaldı. Burak'ın telefonuydu.
''Alo? Hayır canım 4 saat kadar var Bolu'da olmama. Tamam canım. Dikkat et kendine. Bende. Görüşürüüz.''
Az önce içimden geçirdiğim tüm düşünceler için utandım kendimden. Çocuğun sevgilisi vardı. 'Napıyorum ben' dedim. 'Saçmalama Gökçe kendine gel.' Hemen toparlandım ve en kısa flörtüme elveda dedim.
''Anlaşılan senin kumru gelene kadar ben yemeğimi bitirmiş olacağım.''
''Mola bitmeden gelsinde ne zaman gelirse gelsin.''
''Ne yani son dakika gelse ne yapacaksın?''
''Pakete sarar elime alır otobüste gizlice yerim. Rahatsız olacak değilsin ya yol arkadaşım.''
Güldü.
''Yok ne rahatsızlığı benim verdiğim onca rahatsızlıktan sonra lafı mı olur?''
''Ooo al işte dediğin olacak 5 dakika kalmış. Acele et bende kasaya uğrayıp paket yapmalarını söyleyim.''
Acele acele iskenderin etlerini olsun bitirmeye çalışırken ne kadarda obur göründüğümü düşündüm. Nezaketimi bozmamak için onaylarcasına kafamı salladım ve gülümsedim. Ne yapayım ağzım dolu konuşamazdım.
Yemeğim bitmişti, otobüse ilerledim. O çoktan gelmişti kumruyuda yarılamıştı.
''Oo epey hızlısınız.''
''Hızlı yemek konusunda üstüme tanımam''
''Belli belli''
''Şu yemeğimi bitirmeden uykuya dalma gözünü seveyim, rahatça bitiriyim.''
''Uyumam bu saatten sonra ya''
''İyi iyi''
Dediğim gibi yapmıştım uyumamıştım. Bolu'ya varmıştık. Bavullarımı aldım otobüsten indim. Burak'ın da inmesini bekledim. Bir veda etmem gerekiyordu sonuçta 8 saat beraberdik. Ve o da inmişti.
''Tanıştığıma memnun oldum Burak''
''Bende Gökçe, hadi görüşürüz dikkat et kendine''
8 Saat beraberdik beraber olmasınada buraya için geldiğini, kaç yaşında olduğunu hiç birşeyini bilmiyordum. Sadece adı Burak'tı ve bir kız arkadaşı vardı. Her neyse mühim olan yeni hayatımdı. Babamın bahsettiği Davut Bey'i aramaya koyuldum.
YOU ARE READING
YALNIZLIK BİRİKİNTİSİ
RomanceKendi karanlığında kaybolmuş 19 yaşında bir genç kız... Neşe dolu olduğu kadar zor bir yaşantısıda var. Hiç beklemediği anda karşısına çıkan bir aşk, bunca zamandır boşa yaşadığını hissettiren bir aşk...
