Sadece sen.
Açtığım defterimde yazılan yazı kalbimi titretmeye yetti.
İstemsizce sırıttım. Onu yanımda istiyordum. Kafamın içinde ki yerinde rahat oturan adama tekrar gülümsedim. Yerinde rahat dur. Ona henüz hislerimi açmamıştım. Açmayada açıkçası korkuyordum. Yıllardır onu seviyordum ve ona aşıktım. Boğazımdaki yumrumun genel sebebi olmuştu. Lakin aramızda iki engel vardı. Birincisi Ailelerimiz düşmandı. Piyasada sürekli bir rekabet hali hayatlarınada yansımış bizi düşman aileler haline getirmişti.
Ama o bizim aileyi pek iyi tanımıyordu. Tanısa bile sadece abime kadar.
Bu bir engel miydi peki?
" Hey, Sana sesleniyorum." Kafamı kaşıyarak ayağa kalktım. Yanımda oturan Dilara elimden tutmuş beni çekeliyordu.
İkincisi ise bir sevgilisi vardı.
"Şuna bak , kesin bitlendi."
Ailelerimiz değilsede bu kesin engeldi.
Gözlerini sinirle üstümde gezdiren Dilara'ya göz devirmekle yetindim.
Kafamdaki pembe kapşonu biraz daha çektim kafama.
Ağacın dibinde duran defterimi gözüne kestiren Dilara yı farkedince
Elimle uzanmaya çalıştım ama Dilara kıvrak bir hareketle benden önce davranıp defterimi aldı.
Sinirlerim tepeme çıkarken defteri alıp koşmasıda cabası olmuştu.
"DİLARA!!" Bağırdığım gibi arkasından koşmaya başladım. Koca 20 yaşındaki bir çocukla uğraşıyordum harika.
Sarı saçları dalgalanarak rüzgara eşlik eden arkadaşıma yaklaştığımda ise gülümsedim. Kolumla uzandığım gibi parmaklarımla az çektiğim saçlar ile Dilara durdu. "Ah!"
Bu kız beynini koşarken düşürdü gibi geldi bana, sanki saçını yoldum.
"Evet güzelim. Alıyım o defteri."der demez önce defteri açtı içindeki iki kelimeyi okuduktan sonra hışımla bana döndü.
"Hani isim , 'sadece sen' bu iki kelime için mi saçımı çektin. Bir kerede isim gibi. Ufak bir ipucu bırak be kızım."
Gülerek defteri elinden aldım.
Asla öğrenemeyecekti. Bunu adım gibi biliyordum.
Ben içimde bunları düşünürken kampüse spor bir araba hızla girdi.
Gözlerim benden habersiz onu bulurken ellerim hafifçe titremişti.
Gözlerimi kaçırdım ve çaktırmadan titreyen ellerimi hırkamın cepine koydum.
Dilara'nın bakışları üstümdeydi. Hissediyorum.
Ama benim umrumda olan şuan kavga eden çiftti.
"Berem, neden ayrılmak istiyorsun?"
Acı çeker gibi kelimeleri titrek çıkmıştı.
"Anla işte, canımı sıkıyorsun. Artık eğlenceli gelmiyorsun. Beni bunaltıyorsun."
Berem açık kıyafetiyle koşar adımlarla yanımızdan geçti. Arkasında yıkılmış bir adam bırakmıştı.
Gözleri dolmuştu. Sanki sonbahar yağmuruna uğramış kurumus bir yapraktı gözleri. Sonbahar rüzgarı esti, esti ve ben koca çınarı bu rüzgarda devrilirken izledim. Ağzından fisıltı gibi dökülen kelimeler duyulmamıştı ama dudak hareketlerinden anlaşılıyordu.
"Ama ben seni seviyordum."
Koca çınar devrilirken içimdeki fırtına dahada derinleşip beni ele geçiriyordu. Vücüdumdaki titremeler artarken içimde birinin kalbimi ve ciğerimi dağladığıni hissediyordum. Gözlerim doldu. Onu hissediyorum.
Nasıl yıkıldığını, yaralandığını çünkü kolay değildi 17 yaşından beri sevmek, tanımak ve hissetmek.
YOU ARE READING
Fenerle tararsın kara geceyi
SpiritualKendini gizlemek bunu öğrenmek ve karşındakine fark ettirmemek ne kadar zor olabilirki? 😊
