XlX. yüzyılın son çeyreği dünya diplomasisi açısından sıkıntılı bir dönemdir. Özellikledönemin Padişahı ll. Abdülhamid, donanmayı Haliç'e demirlediği için ciddi anlamda eleştirialmaktadır. Sultan Abdülaziz devrinde İngiltere'den sonra dünyanın ikinci büyük donanmasıgücüne erişen Osmanlı Donanması'nın ll. Abdülhamid devrinde Haliç'e çekilerek yalnızlığaitilmesi ilginç bir durumdur ki bu durumun nedenlerini Deniz Tarihi araştırmacısı Amiral AfifBüyüktuğrul şöyle izah etmektedir:1-Donanmanın, kendisini de amcası Aziz gibi tahttan indireceği korkusu,2-Donanmayı yenilemek ve yaşatmak borçlanmak demektir. Osmanlı'nın eskiborçlarını temizlemek ve yeniden borçlanmamak arzusu.3-Ruslara ödün vermek4-İngilizlerle dost geçinmek4Bunların hepsi geçerli olabilir; ama en geçerli olanı, kurulan donanmanın Osmanlı-Rusharbinde (93 Harbi) hiçbir varlık gösteremeyişidir.5 Donanma bu savaşta başarıgöstermeyince artık ona yapılan masraflarında gereksiz olduğu kanaati halkta oluşmayabaşladı ve böylelikle donanma Haliç'e çekildi.Osmanlı Devleti 93 harbini(1877-78 Osmanlı Rus Savaşı) müteakiben Rusya karşısındaezik duruma düşmüş ve özellikle İngiltere'nin Rusya'yı, Osmanlı Devleti üzerindeki çıkarları açısından serbest bırakması, Sultan ll. Abdülhamid'i bir yandan Almanya'ya yakın politikagütmeye, diğer yandan Meiji ile Uzakdoğu'da yeni bir güç olmaya başlayan Japonya'ylaelçilik düzeyinde ilk temaslarda bulunmaya sürüklemiştir. Durum böyle iken Japonİmparatoru'nun dünya devletlerini tanıma gezisi içinde Osmanlı Devleti'nin de yer alması veSultan ll. Abdülhamid'e mektup yazarak gerek Osmanlı gerek İslam kültür ve Uygarlığıhakkında bilgi edinme meramını iletmesi, Japonya'yı, Osmanlı Devleti nezdinde farklı birkonuma oturtmuştur. 1875 yılında Petersburg'da Japon Sefir Yanagihara Sakimitsu ileOsmanlı Devleti elçisi Şakir Paşa arasında yapılan bir görüşme ilk Osmanlı-Japon ilişkilerinintemelini atmış, bunun ardından Japon İmparatoru Meiji, yeğeni Prens Komatsu'yu 1887yılında İstanbul'a göndermiş ve Osmanlı Sultanı'na sunduğu Krizantem Nişanı'yla iki ulusarasındaki dostluk kurma isteğini ortaya koymuştur.Sultan ll.Abdülhamid, esasen Japon ilişkilerinden pek umutlu değildir; ama Meiji'ninelçilerine mukabil hem bir iade-i ziyarette bulunmak ve İmparator'a Devlet-i Âli Nişanı'nısunmak; hem de Rus ve İngiliz ikileminde bir hassas Uzakdoğu dengesi oluşturarak özellikleİngilizlerin kaşıdıkları İmamet (Halifelik) meselesine dair tertip edilecek bir yolculuklaMüslümanların yoğunlukla yaşadığı bölgelerden geçilip hem Sultan-Halifenin bayrağınıdalgalandıracak hem de İngiliz oyunlarını boşa çıkaracaktır. İşte hal böyle iken OsmanlıDonanması'ndan bir eğitim gemisinin Japonya'ya gönderilmesi kararlaştırıldı. Osmanlıgemileri içinde bu seyahate en uygun geminin çeşitli yazışmalar sonunda Ertuğrul Firkateyniolabileceğine karar verildi.6İşte bu şartlarda seçilmiş vasıta olan Ertuğrul Fırkateyni nihayetyola çıkmıştır.Ertuğrul'un Japonya seyahati hem iade-i ziyaret olacak ve hem de iki ülke arasındakibağları kuvvetlendirecekti. Ayrıca bu gezi sayesinde Deniz Mühendis Okulu (Mekteb-iFünun-ı Bahriye) mezunu talebeler de yabancı sahilleri görerek bilgi ve tecrübeleriniartıracaklardı.
Ertuğrul Fırkateyni'ne özellikle eğitim gemisi hüviyetinin verilmek istenmesi dışpolitikada dikkat çekmemek içindir. Bu gelişmeler esnasında Ertuğrul Firkateyni'nin buseyahate uygun olmadığı sesleri yükselmeye başlayınca ll. Abdülhamid, geminin durumuhakkında etraflı bir rapor hazırlanmasını ister. Raporu hazırlayan teknik komisyon, gemininmükemmel bir tamirat gördüğünü, makinelerinin sağlam, kazanının da üç-dört yıllık biryolculuğa uygun olduğunu belirtti.7Bahriye Nezareti'nin de bu tür raporlara karşı hazırladığı komisyon raporları vardır.Ertuğrul Firkateyninin sağlam olduğu, gereken bakımının yaptırıldığı Saray'a bildiriliyordu.8Geminin kumandanlığına Miralay Osman Bey tayin edildi. Gemi kaptanlığına da HintOkyanusu tecrübesi olan Süvari Ali Bey getirilmiştir.9Sonunda Ertuğrul Firkateyni'ninUzakdoğu'ya seyahati hakkında padişah iradesi çıkınca sefer, 14 Temmuz 1889 yılındaİstanbul'dan başladı. Nihayet Ertuğrul Firkateyni, yaşanan bir dizi kazanın ardından çokzorda olsa bu uzun yolculuğu 7 Haziran 1890 yılında Yokohama limanına vararak tamamladı.Geçtiği limanlarda Müslümanların yoğun ilgilerine muhatab olan Ertuğrul Firkateyni, taşıdığıHalife-Sultan'ın sancağını dalgalandırarak Osmanlı Sultanı'nın göğsünü kabartmıştır.Eylül ayı geldiğinde tüm merasimleri yerine getirerek Sultan ll.Abdülhamid'innişanını Japon İmparatoru'na sunan heyet, dönme hazırlıklarına başlamıştır. ÖzellikleOsmanlı Devletinde o dönem yaşanan ekonomik sıkıntılar, Ertuğrul Firkateyni'nin seferinede en kesif haliyle yansıyor ve İstanbul'dan çekilen son telgrafla son kez 5000 İngilizLirası'nın yollandığı artık bundan sonra para yollanmayacağı ve ivedi olarak bir an önce yolaçıkmaları emri veriliyordu. Fakat beklenmedik anda çıkan kolera salgını yolculuğunplanlanan zamanda yapılamamasına yol açmış böylece yolculuk gecikmeli olarak Eylül ayınınikinci haftası başlamıştır. İstanbul'un dön emri kafile komutanı Osman Paşa'yı tereddütsüz yola çıkma fikriyle yüz yüze bırakırken, Japon makamları, başlayan tayfun mevsiminingeçmesi yönünde uyarılarda bulunmuşlardır.Özellikle ekonomik sıkıntılar başta olmak üzere çeşitli dedikodulara mahal vermemekiçin 16 Eylül 1890 yılında Ertuğrul Firkateyni, dönüş yolculuğuna başlamış ve yolaçıkmasından çok kısa süre sonra Oşima kayalıkları yakınında tayfuna yakalanarak batmıştır.10Ertuğrul Firkateyni'nin batması ile 587 denizci ölmüş 69'u kurtulmuştur. Kafilekomutanı Osman Paşa maalesef bu feci olayda kaybolmuş tüm aramalara karşınbulunamamıştır. Kurtulanlar Japonya'da tedavi edilip 3 ay sonra iki Japon harp gemisiyleİstanbul'a getirilmişlerdir. Böylece Ertuğrul Firkateyni'nin bu yolculuğun vasıtası olarakseçildiği günden beri başlayan muamma özellikle bu batış hadisesiyle daha şiddetli bir halalmış, yaşanan olay, "kaza" ve "facia" ikileminde düğümlenmiştir. "kaza" ve "facia"kavramları Ertuğrul Firkateyni hadisesindeki muammanın temel yapıtaşlarını oluşturmuştur.Hadise, maalesef bu muammalarla tartışıla gelmiş; fakat Türk Tarihçiliği'nde ErtuğrulFırkateyni hadisesi, hak ettiği inceleme alanı olmayı başaramamıştır. Bu ilgisizlik vemuammadan kaynaklanan bilgi kirliliği, Ertuğrul Firkateyni'ni ve tarihi misyonunu gölgedebıraktığı gibi, başlattığı Türk-Japon dostluğunu da tam olarak anlamamamıza yol açmıştır.Ayrıca kaynağını sosyal hayattan alan ve insanı işleyen edebiyatın özellikle TürkEdebiyatı'nın da bu olaya ilgisiz kalması, dikkatleri çeken başka bir husustur.
VOCÊ ESTÁ LENDO
Ertuğrul Fırkateyni
Ficção HistóricaBilgiler ertuğrul fırkateyniyle alakalı yaşanmış hadiseler olup alıntı yapılmıştır. Arşiv Kaynakları, Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Y.PRK. MYD. 9/77 Nolu Belge -vd TELİF ESERLER Aşçı İbrahim Dede, 2006, Aşçı Dede'nin Hatıraları, Çok Yönlü Bir Sûfînin...
