Açelya
Sabah yine her zamanki gibi alarmım sayesinde kalktım.
Hiç bir zaman pazartesilerini sevmemişimdir. Her pazartesi olduğu gibi yatağımda oturmuş , kendime gelmeye çalışırken duvarla bakışıyorduk. Odamın açılmasıyla annem içeri girmişti.
"Kızım duvarla bakkşmayı kes bak servisine geç kalıcaksın! Bunu ikimizde istemeyiz değil mi?"
"Anne bugün hiç önemli dersimiz ve sınavımızda yok. Bugün gitmesem olur mu canım annemmm benim!"
"Kızım okula gidenler salak mı!? Onlar neden gidiyorlar? Hem bugün babanda bende evde yokuz o yüzden doğru okula."
Annem odadan çıkınc yine bir boşluğa düştüm. Yani neden sabahın 6'sında insan kaldırılır ki? Okul'dan, hocalar'dan, sınavlardan nefret ediyorum!
Üstümü giyindikten sonra servise bindim. Okulun bahçesinden girerken yine o salak kız grubunu görünce resmen kusasım geldi.
Bizim tayfayı görünce onların yanına doğru gitmeye başladım.
Bizim tayfada; Senem, Arda, Mert ve ben Açelya vardı.
Benim geldiğimi görünce tüm tayfada ki gözler bana döndü.
Senemin omzuna kolumu koyup;
"Selam yine kimin gıybetini yapılyosunuz?"dedim.
Mert:Ayıpsın, grubun ele başı olmadan gıybet kim, biz kim demi yani?
"Eee yani adam olucan."
Senem: kanka şu kızlara baksana okulda resmen bizim olmamıza rağmen üstünlük taslıyolar. Kimsiniz lan siz! Siz kim köpek!
Ben: kanka boşver baktıkça sinirim çıkıyor. Bi gün saçları elimde kalcakta neyse!
Arda:Bir belayada bulaşmayın be kızım ne bu hergün hergün.
Ben:Tamam kanka sen sinirlenme.
Karga sesli müzik hocamız da geldiğine göre demek ki İstiklâl Marşına başlıyacağız. Müzik hocamızda gerçekten karga sesli yeminlen be.
"Kendine bak önce Yağmur." Birkere de benim yanımda ol iç ses allah rızası için!
"Bilemiyorum canım." Sonunda bizi içeri almaya başladılar normalde bizi dışarda bekletmezlerdi. İstiklal Marşını bile içerde sınıflarda okurduk ancak havalar ısınmaya başladığı için bizi dışarda bekletmeye başlamışlardı. Sınıfa gelince her zamanki gibi yine Senem'in yanına geçip çantamı sıraya fırlattım.
Bu arada bizim tayfanın iğrendiği kızların grubunda ise; Fatmanur, Ada , Gökçe ve Deniz var.
Ben: Şu kızlara baksana Senem bana ordan hava atmaya çalışıyolar. Resmen gel beni döv diyorlar!
Senem: Boşver Açelya döveriz sonra. En son yedikleri dayağı unuttular herhalde!
Sinir oluyordum bu kızlara resmen. Kendi sıkıntılarımı içime atıp sıraya resim çizmeye başladım. Resmimi bitirdiğimde zil çalmkştı ve resmim gerçekten de güzel olmuştu.
Ben: Senem, kanka resmim güzel oldj acaba sırayı alıp eve mi götürsem sonuçta artık bir şahaser oldu. Okulda karışamaz.
Senem: Tabi kanka karışamaz deneyelim istersen! Kızım az yavaş gel napıyosun?
Ben: Kanka ben lavoboya gidiyorum iki dakikaya gelirim.
Lavoboya girdiğimde elimi yüzümü yıkadım. Tam çıkıp gidecekken Gökçe ve onun tayfası çıktı kapıdan. Ada kapıya yaslanıp:
- Nereye gidiyorsun? Daha eğlenicektik."
Gökçe: Demi yani nereye hemen?
Ben: Belanızı mı arıyorsunuz bi gidin sonra kötü yaparım. En son yediğiniz dayağı unuttunuz galiba!
Gökçe:Ama şindi seni koruyan o arkadaşın yok demi! Ah ne yazık korktun mu?
Gökçenin bu lafına karşılık tam gözüne yumruk atacakken Deniz kollarımı tuttu. Birden karnımda oluşan ağrıyla şaşırdım. Gömçe bana vurmuştu! Onun bana vurduğu her yumruğu on katıyla birlikte yedirteceğim ona! Bizde boş değiliz kollarımı tuttan Deniz'e dirseğimle vurup ellerimi kurtardıktan sonra Gökçeye birden tokat atmamla yere düşmesi bir oldu. Benim yokluğumu farkeden Senem de lavobaya girince oda Ada'ya vurmaya başladı. Fatmanur'a bir şey yapmadık çünkü o kızı kullanıyorlardı ve hiçbir şeyden haberi yoktu.
Senem: Bidaha karşımıza çıkarsanız sizi okuldan gitmek zorunda bırakırız.
Ben:Çok yazık, dedim. Aynı Gökçenin bana dediği gibi...
YOU ARE READING
İYİLİK MELEĞİM
ChickLitBaşını durmadan derde sokan bir kız ve kim olduğunu bilmediği ve durmadan onu kurtaran biri...
