Bölüm 19

1.3K 140 1


İyi okumalar arkadaşlar beğeni ve yorumlarınızı esirgemeyin lütfen...



Galatriel gözlerini açtığında güneş ışıkları ağaçların arasından kamp alanına doğru geliyordu. Genç kadın yavaşça doğruldu tam o anda karnındaki ağırlığı fark etti. Rhys, hemen yanı başında uyuyordu. Bir kolunu başının altına almış diğerini de Galatriel'in karnına sarmıştı. Oldukça huzurlu ve rahat görünüyordu.

İkisi de çıplaktı ve üzerlerindeki pelerin dışında hiçbir şey yoktu. Dün akşam yaşanan rezilliği düşününce Galatriel çok da onun yakınında durmak istemiyordu ancak şuanda uyuyor olması kadını rahatlatıyordu. Genç kadın ayağa kalktı ancak yine de durup bir süre erkeğe baktı.

Neredeyse iki haftadır birlikteydiler. İki hafta içinde pek çok şey değişmiş gibiydi. Ona ilk geldiğindeki genç ve masum delikanlı gitmiş gibiydi. Artık gerçek bir erkek gibiydi. Krallığını en iyi şekilde yöneteceğine emindi. Genç kadın derin bir nefes alıp ateşin etrafına serilmiş olan kıyafetlerini topladı ve ormanın içine doğru yürüdü.

Rhys, biriyle beraber uyuyup yalnız uyanmaya cidden çok alışmıştı artık. Öyle ki neredeyse gerçekten kadınla beraber miydi değil miydi anlayamıyordu artık. Ellerini saçlarının içinden geçirip tembelce esnedi. Galatriel hala gizemli kadını oynamak istiyorsa keyfi bilirdi. Rhys için gerçekten artık bunların hiçbiri bir anlam ifade etmiyordu.

Yapmak zorunda olduğu şeyler vardı. Genç adam Marin'in muhtemelen yemek aramaya gitmeden önce bir ağaca dayadığı kılıçlara doğru yürüdü. Biri kendisinin yaptığı yeni kılıçtı. Hala bir kını yoktu. Diğeri de Aoda'nın içinde hapis olduğu kılıçtı.

Kılıcın artık pek bir etkisi yok gibiydi. Geçen her dakika onun varlığını içinde hissedebiliyordu. Artık onu tutan şey muhtemelen Rhys'in hala yaşıyor olmasıydı. Ne yazık ki Rhys bu gidişatla çok yaşayacağını sanmıyordu. Onu öldürmesi kolaydı.

Erkek hafifçe başını salladı. "Gala'nın ne planladığını ikimizde bilmiyoruz" dedi sakince. "Ya sana ya da bana yardım edecek. Belki ikimizi de bir kenara atıp sadece kendi istediği şeyi yapacak" dedi. "Ama bu bedende ikimizden birine yer var dostum ve ben onu sana bırakma niyetinde değilim"

Kılıcın üzerindeki yakut tehditkâr bir şekilde parladı. Rhys onun bu konuda meydan okumayı kabul ettiğini anladı. Erkek elinde olmadan sırıtarak ayağa kalktı ve kıyafetlerini alıp dün gece gittiği göle doğru ilerlemeye başladı. "Tavşanları koru, Karanlık" dedi neşeli bir şekilde ayın yanından geçerken. "Onları yakalamak için çok uğraştım."

Eve döndüğünde uzun ve sıcak bir duş alacaktı. Küvetten uzun saatler çıkmayıp keyif çatmaya karar vermişti. Genelde hiç böyle istekleri olmazdı. Rhys küçüklüğünde de çok yaramaz bir çocuktu ve olduğu yerde beş dakikadan fazla durmakta zorlanırdı. Doğrusu hayalini kurduğu banyoda da çok uzun süre kalabileceğini sanmıyordu.

Genç adam kıyafetlerini bir kenara attı ve başını kaldırdı. Kendisini bugün gerçekten neşeli hissediyordu. Başını kaldırıp göle doğru baktı ve işte hayatının temelini sarsan kadın oradaydı.

Bu görüntüyü hatırlıyordu. Bir sabah uyandığında onu gölde çırılçıplak yıkanırken bulmuştu. Bir erkeğin sabah uyandığında kesinlikle görmesi gereken bir şeydi. Galatriel'in beyaz teni ve muhteşem fiziği, ıslak bedeni her erkeğin fantezilerini süsleyen bir şeydi.

Camelot PrensiBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!