1

26 6 1
                                        

Yaklaşık bir saattir yürüyorum. Yağmurdan sırılsıklam olmamda umrumda değil. Yağmuru seviyorum babam öğretmişti,
bana bunu babamla sevmiştim yağmuru. Sonunda kendi sokağıma girince dört katlı gri binanın önünde durdum.
Anahtarı çevirip asansöre yöneldim. Dördüncü kata basıp bekledim.
Herşeyden yorulmuştum artık. Yıllardır kendi ayaklarımın üzerinde durmaya çalışıyorum.

Asansör açılınca kendi daireme doğru yürüdüm bu gün çok yorulmuştum. İçeri girdiğimde beni sırılsıklam olmaktan biraz kurtaran yağmurluğumu astım.

Uzun zaman oldu  eve geldiğimde aile sıcaklığını aramayı bırakalı. En son 6 yıl önce yaşamıştım bu hissi. Ve en acısı artık hiçbir zaman yaşayamıcak olmam. Ben sekizinci sınıftaydım. Yatılı kursa göndermişti annem. Cuma günleri izne çıkıp eve geliyodum. Annem hep beni beklerdi, güzel yemekler yapardı ailecek otururduk masaya. Bir haftayı anlatırdım onlara.

Bir gün yine cuma günü izne çıktım. Mutluyum bir saat sonra ailemi görcektim. Valizimi almak için kursa döndüm. Kursun kapısında dayım bekliyordu. Çok sevindim dayım gelmişti İzmir'den. Yanına yaklaştım. Kollarını açtı Arif dayım. Hiç konuşmuyordu geri çekildim. Yüzüne baktım dayımın gözleri kıpkırmızıydı. Sanki yüzü çökmüştü. Anlamlandıramadığım bir yüz ifadesiyle sanki soru sorarcasına  "Dayı..." Dedim.
Bana sanki üzülüyormuş gibi baktı sakince "Hadi valizini al gidelim dedi."  Bir gariplik vardı içim sıkılıyordu. Hiç sevmemiştim bu hissi.

Dayım bizim evin önünde durduğunda hızla arabadan indim. Bizim binanın önüne gelince zile bastım. Dayımı beklemicektim.
Kapı açıldı hızla bizim kata çıktım. Kapıda annemi beklerken halamı görmüştüm. Anlaşılan misafirimiz çoktu.

Halama "Hoşgeldin halamm" dedikten sonra hızla içeri girdim.
" Anneee ben geldiim" Ses gelmemişti. İşte son kez hayatta olduğunu sanarken varmışcasına son anne diyişimdi bu. Çünkü yaklaşık bir gün önce annemi ve babamı kaybetmiştim.
Hıçkırıklarım günlerce yankılandı kaç gece ağladım kaç kabus gördüm bilmiyorum benim en kötü yılımdı. Annemi ve babamı boktan bir  kazada  kaybetmiştim.
Sonra halamda yaşadım beş yıl. Tedaviler gördüm. Kaybımı özlemimi hiç bir tedavi iyileştirmedi. Yaralarım geçmedi sadece alıştım.
Tedavi gördüğüm için ülkemizde en çok kullanılan eğitim sistemi açıktan bitirdim liseyi. Artık halama daha fazla yük olamazdım yaklaşık liseyi bitirdikten bir yıl sonra kendime iş aradım.
Halam olmaz desede sonunda ikna ettim Zehra sultanı. Sonuçta artık 19 yaşında kız olmuştum.
Bir cafede işe başladım. Çabuk kapmıştım işi patronum Arzu hanım çok samimi bir insan, daha çok ablam gibiydi bana karşı.

Yaklaşık bir yıldır burda çalışıyorum. Sınavlara girerek üniversitede ikinci yılım. Ne okuma ama dimiğ. Neyse şuan çocuk gelişim ikinci sınıf öğrencisiyim.

Kapı çaldığında yavaşça gömüldüğü koltuktan kalktım. Kim olabilirdiki bu saatte. Uyuşmuş ayağıma ragmen ısrarla kapıya doğru yürüdüm.Kapıyı açtığımda karşımda orta boylu bir postacı duruyordu. "Defne AKSOY sizmisiniz?" diye bana doğru yönetilen soru ve paketle
" Evet buyrun benim" dedim.
Ne gelmiş olabildi acaba. Salona geçip paketi açtım...

Yaklaşık iki saattir elimdeki albüme bakıyorum. İçinde neredeyse ailemi kaybettiğimde beri hayatımın her anından resimler vardı. Sanki biri benim 6 yılımı işlemişti bu albüme. Bir tane resmi elime aldım tedavi olduğum hastaneden çıkarıldığı günkü halim.
Üzerimde mor bir yağmurluk var. Saçlarım omuzlarımdan hafif uzun, bakımsız duruyor. Burnum hafif kırmızı koyu kahve gözlerim yorgun, sanki yaşamayı kendine yük görüyormuş gibi durmuşum. Yüzüm donuk. Yanımda amcam var. Bu zor zamanlarımda akrabalarım hep yanımda oldular. Özellikle halam ve amcam. Kendi kızları gibi baktılar. Ve bir kardeşim vardı kardeş gibiydik biz aramızda ay farkı vardı Senayla o liseye giderdi. Ben açıktan okudum. Ama Sena sayesinde çok arkadaşım oldu. Gerçi o zaman arkadaş düşünecek halim yoktu. Her gece sesizce yastığıma gömülür ağlardım. Omuzlarım titrer belli olur diye yorganın altına girerdim. Sonuçta bana aile olan insanları üzmeye hakkım yoktu.,

Eski anılar..., eski acılar..., eski yaralar... Hiç bir yaram kapanmamıştı benim. Kabuk tutuğunu zannettiğim sırada yine aklıma geliyorlardı. Bunu yapanı bulacaktım. O gecenin kaza olmadığını bütün insanlığa kanıtlıcaktım.

Şuan zihnimin köşelerini fena bir merak sarmıştı. Kim olabilirdiki? kim benim 6 yılımı işlerdi bir albüme. Pakette gönderene dair hiç bir şey yazmıyordu. Ne yapmam gerektiğini düşünemicek kadar yorgun hissediyorum.

Elimdeki albümü masaya koyup hızlıca odama doğru yürüdüm. Artık bir şeyleri düşünmek istemiyordum. Düşündüğüm hiç bir şey geri gelmedi, düşündüklerimi gerçekleştiremedim.

Zor oldu bozuk göğüs kafesimin ritmi...

🌙

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Jun 23, 2018 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

Muhtacım Ben GölgeneStories to obsess over. Discover now