"Kaçmak yalnızca ölümü erteler."
Öfkenin parmak uçları saç diplerimi uyuşturuyor kanlı avuçlarımla bilediğim düşüncelerin keskin vurguları zar zor iliklediğim zihnimin ipliklerini söküyordu. Parça parça dökülen iplikleri birbirine düğümlemek kısa süreli geçim süreciydi yalnızca. Zihnimi oyalamakla zehri dindirmek yetmiyordu. Komutlarım hırçınlaşmış, vaveylalar git gide büyüyordu. Kendime engel olmaksa yalnızca kaçınılmazı kışkırtıyordu.
Yine oraya gidecektim. Başlangıcı ne kadar oynatırsan oynat sonuç bir şekilde aynı konumda kolları açık beni bekliyordu.
Daha fazla oyalanmak kafi gelse ben yine düşüncelerimin oyduğu ruhumun itiş kakışı ile ilerlemeye mecbur kalacaktım.
"Mania, ne işin var burada Selim hoca odasında seni bekliyor," kadife ton kulaklarıma iliştiğinde sakince ona döndüm.
Ben ateşin ta kendisiydim o ise masum bir ışık işçisiydi. Herkes onun melekleriyle alay etse de ben onun bu içsel doğrularına katılıyordum. O gerçekten melekti. Hemde Başmelek Mikail gibi elmas rengi ışıkları olan bir melek.
"Dosyaları teslim etmiştim oysa," diyerek bana yardım etmeye kalkmadan durumun içinden sıyrılarak kendi iç savaşımdan kalan anlaşmaların maddelerini incelemek istiyordum.
"Ay istersen kuzum-" hayır işte bu cümlenin sonunu kesinlikle duymak istemiyordum.
"Ah doğru ya unutmuşum sağol Derin ben hemen Selim hocanın yanına gideyim," diyerek sıvışma umuduyla kantinin en uç köşesinde ki masamı terk ederek çıkışa doğru ilerledim. Neyse ki arkamdan gelmemişti. Dediğim gibi o bir melekti bense ateş. Yan yana gelmemiz ortaya çıkacak olan kargaşayı kaçınılmaz kılıyordu.
Komutlarım başka yöne beni itsede ben inatla kaçıyordum. Dönmeliydim. Biliyordum ki yazdıklarım hocalarımın hoşuna gitmemişti.
Yavaşça odanın önünde durdum ve hala mor olan parmaklarımı kapıya dayatırken çıkan sesler bile şimdiden yaşanacak olayların beni ne kadar rahatsız edeceği konusunda bir belirti gibiydi.
"Gir."
Komut ile kapının kulpunu açarak bedenimi içeriye ittim. Selim hocanın beni beklediği bacaklarını üst üste atmasınsan belliydi. Bir salon beyfendisi olmasına rağmen ne zaman aklına bir şey takılsa istemsizce ayaklarını üst üste atar tekerlekli sandalyesiyle odayı turlardı. Çocuklaşır oldukça huysuzlanır ve kendini durduramazdı. Komutlarını yönetmeyi sevmez komutlarına kulak vermeyitercih ederdi. Ve kenellikle kulak yerine aklını verirdi.
"Gelmeyeceğini düşünmüştüm aslında ama geldin ki bence doğru seçimdi Mania. Makaleni tahmin ettiğin gibi okudum. Zeki bir kadın olman mı seni bu duruma sürüklüyor onu düşünüyordum."
Tahmin ettiğim gibi.
"Filozoflar dönemine göre depresif davranan zekalarının önünde tuttukları duyguları nedeniyle karamsarlaşmış olmaları doğal. Fakat senin burada benimsemen gereken özellikleri bu değil. Farkındasın değil mi? Makalen bir baş yapıt niteliğinde fakat kendime bu soruları sormaktan alıkoyamıyorum. Neden yok olmaya bu kadar meyillisin? Senin için bir çok-"
Aynı çizelge üzerinde dans eden harflerin ruhuma cilve yapmasını bekliyor bir nevi benden tepki bekliyordu ancak ben yalnızca dinliyordum. Ruhumun böylesine coşkulu ve hitabetli cümlelere alışkın olmadığı gibi hoşnut olduğu söylenemezdi.
YOU ARE READING
VARYANT
Fantasy"Her şey gider, her şey geri gelir, sonrasızca döner varlık çarkı. Her şey ölür, her şey yine çiçeklenir ; sonrasızca sürer varlık yılı." NİETZSCHE
