SUSKUNLARIN ÇIĞLIĞI

60 24 9
                                        

Her feryat yetim bir kalbe aitti, çığlığı suskun olan.

Her acı bir kapıyı aralardı ruhu öldüren.

Ölen her ruh kokardı, atılan her adımda.

Sessizlik kaplardı bedeni, mezarlar başında.

Acı feryat çığlıkları kopardı, yetim kalan her kalpte.

Sessizlik kaplardı, yüreğinde fırtına kopan her bedende.

Ve her beden ağlardı, kalbinden taşan her kor damlada.

Ve arşta yankılanırdı, yetim kalplerden çıkan her çığlıkla.

Kız sessizdi, benliğini kaybedecek kadar.

Adam yaralıydı, yaraların kabuk tutmayacağı kadar.

Zifiri karanlıktı. Kızın yakarışları doldurdu sessizce semayayı, adam duydu bir tek.

Kızın kalbi adamın avuçlarındaydı. Acımadı,

Sıktı, kocaman ellerindeki küçük kalbi.

Kızın elleri tutamadı, adamın kalbini, sadece suladı sessizce gözyaşları.

Bir çığlık koptu, suskun kızın dudaklarından

Ses telleri koparcasına. Bir acı firar etti, bir adam ve kızın ruhuna.

Kız suskun, adam yaralı.

Adamın ellerindeki kalbi, en büyük acıyı behşetti. Adam, kızın her gözyaşında dahada kanattı yaralarını.

Sevmeyi bilmeyen iki ruh, kanattı aşklarını zalimce.
Yabancı olan güzel duygular, onlarda kanattı acımasızca.

Kanadı, sevmekten çok.

Yorgunluk bedenleri aştı, ruhları aştı, soluklara ulaştı.

Cayır cayır yandı her solukta.

Kız ellerinde tuttuğu, kanlı kalemi sıkıca kavradı. Göğsünde soluklandığı adamın kavradığı gibi. Bir kül firar etti, kızın küllü harelerinden. Adamın yaralı kalbine ulaştı.
Kız zihninde tekrarladı 'geçmiyor' adam cevapladı

"Geçmeyecek."

Kız tekrar zihninden söyledi 'geçmeyecek' kız tekrarlarken adam dahada sıkı sardı kollarını kızın ince beline. Parmaklarının olduğu yeri morartırcasına. Kız 'acıyor' dedi zihnini okuyan adama.

"Dahada acıyacak."

Diyerek, kızın akan yaşlarını, sıcak esmer tenine buyur etti. Kızın, tenini ıslatan her yaşında adam kalbine kor bir ateş yaktı. Kız kollayını, adamın iri bedene uzattı, kollarının sarmaya yetmeyeceğini bile bile. 'Geçsin' dedi zihninden adama. 'Geçir, lütfen.'

Adam sustu. Sessizlik bir çığ oldu. Kızın ruhu sorgusuzca kabullendi sessizliği.

Kızın elindeki kalem, kızıl kana bulanmıştı. Kan kızın ufak parmaklarına bulaşmıştı. Kalbindeki çamur gibi. Kızın üstündeki ince askılı uzun beyaz elbise, rüzgarın etkisiyle süzüldü zarifçe. Kahkülleri saçıldı anlının dört bir yanına düzensizce. Adamın geniş göğsüyle örtülü yüzü, gözyaşı içinde kalmıştı. Sessiz iç çekişleri adamın yüreğinde zelzele atkisi yaratıyordu. Adamın kolları arasında kalmış küçük bedeni, zayıflığını birkez daha yüzüne vurmuştu. Adamın sıcak kolları, rüzgarı bir nebze uzak tutuyordu bedeninden. Siyahlara bürünmüş adam, içindeki kızıl ateşi sıcaklığıyla harmanlıyordu. Kızın sıska kolları adamın anca beline yerlele bilmişti. Kahve-sarı, uzun saçları rüzgarın etkisiyle adamın ellerini kollarını ve göğsüne dağılıyordu. Kızın eşsiz kokusu adamın burnuna firar ediyordu.

Kız öldü, adam öldürdü.

Kız ağladı, adam ağlattı.

Kız acıdı, adam acıttı.

Kızın gözlerinden akan, her damla yaşın intikamını kanla aldı.

Kan kızın ellerine bulaştı.

Sessizlik kilidi, adamın ruhuyla parçalara ayrıldı.

Adamın yaralı kalbi, kızın kırık kalbine paslı tellerle dikildi.

Dezenfekte olan dikiş, acıttı kanttı. Ama kopmadı.

Acıta acıta yaşam buldu, cam kırıkları dolu kalpte.

SUSKUNLARIN ÇIĞLIĞIStories to obsess over. Discover now