Beyazlara bürünmüş bir yarının dünündeyim. Tarif edilemez bir karanlık burası. Her daim yalnızsın, gözlerini saate dikmiş uzun uzun seyirlere dalıyorsun elindeki sigaranla. Farketmiyorsun elindeki sigaranın bittiğini iki dudağının arasında. Acı bir tat geliveriyor sonra ağzımıza, sigara bitiyor aslında. Sahiden biten sigara mıydı biz mi?
Ve hala bekliyorum gözlerim saatte. Her seferinde yapraklarından sevmiyor sözcüğü çıkan papatya yürekli sevdayı bekliyorum. Sonra kahvemi yudumlayıp gözlerimi başka bir yöne çeviriyorum, bakıyorum. Oradalar işte. (Ahh benim karanlık yalnızlığımın ortakları) masanın üzerinde duran kalem ve kağıtları izliyorum, yine hayallere kapılıyorum. Bir hayat felsefesi haline gelmiş hayaller, siyah arzular ve beyaza dönmeyen istekler...
Bir türlü aydınlığa çıkamıyorum. Sahiden çıkamıyor muydum yoksa çıkmak mı istemiyordum?
Hayır hayır ben hayallerle yaşıyorum.
Belki de bunu istiyorum karanlık bir odada, düşüncelerimi biriktirdiğim kara hayal bulutları altında gözyaşı yağmuruna tutulmak istiyorum.
Belki de içimde uyuyan masum çocuğu uykudan uyandıramıyorum.
Ama haydi uyan çocuk, uyan artık. Uyan ve bana benliğimi geri ver. Çocukluğumu uykularınla soldurmuşsan bile rüyalarınla gençliğimi geri ver. Bana toz pembe rüyalar, gök mavisi özgürlükler ver.
Sana sesleniyorum içimdeki çocuk!
Ben çok yoruldum, tükeniyorum yavaşça. Seni uyandıraca gücüm kalmadı. Yoksa beni aydınlığına ortak etmeyecek misin? Korkma ve çocuk, sen yeterki uyan beyazlara yelken açıp siyahlara el sallayacağız seninle.
Daha nereye kadar sevdanın hayaliyle yaşayabilirim ki? Bana yardım et çocuk.
Elleri ellerimde,
Gözleri gözlerimde,
Sözleri sözlerimde olmayan birinin hayaliyle nasıl günler, aylar, yıllar boyunca uyanıp uyanacağım?
Ya sonsuza dek karanlıkta uyut beni ya da uyan karanlığımdan sök al beni. Bak zaman tükeniyor çocuk. Ben bu gece 14 senelik karanlık hayatımı bir mum eşliğinde elime kalemi aldım ve kağıtlara seni dökerek kutladım. Peki ya sen kaç yaşındasın çocuk?
Yoksa senin bir yaşın yok mu?
Ahh tabi sen hep uyuyordun. Özür dilerim çocuk, seni uykuda bıraktığım için özür dilerim. Beni affeder misin? Bana bir şans verir misin? Söz veriyorum uyanacaksın çocuk. Söz veriyorum çünkü aramızdaki dostluğa ışık tutacak şeyi buldum. Peki ne buldum biliyor musun? Sanırım kalbimde bir yerlerde zerre olsa da beyaz bir düşünce buldum. Siyah hayallerle yaşamak yerine, siyah gerçeklerle yüzleşip onları beyaza çevireceğim. Sevgili çocuk sana sesleniyorum. Bana uçurtma ol elimden kaçma. Ben o ipi hayallerimize bağlayacağım ve özgürce yükseklerde uçacak. Bana yıldız ol. Kayıp giden, gözden kaybolan bir yıldız değil, her an başımı göğe kaldırdığımda orada olacağıma emin olduğum bir yıldız. Gecenin karanlığında, aydınlat beni parlaklığınla. Sana çok ihtiyacım var çocuk. 15. senemi doldururken seninle yürümek istiyorum hayatın yolunda. Biz seninle limanını kendisi yakmış bir gemiyi beklemeyeceğiz. O gemiye, bize karanlıkları sunmadığı sürece yeni bir liman inşa edeceğimizi söyleyeceğiz.
Şimdi ise hayalleri sakladığımız balonların ipini avucunun içine al ve hazır ol! Açık renkli tüllerle süslenmiş bir vagondayız. Karanlıktan uzak diyarlara gidiyoruz seninle. Şimdi çıkıyoruz yola. Tuttuğun balonları göğe bırak ve onlara el salla.
Evet çocuk çıktık seninle bir yola arkamıza bakmıyoruz. Bizden gidenlere el sallıyoruz. Hoşçakalın geçmiş hayaller...
Benimle bu yola çıktın, sana teşekkür ederim çocuk. Şimdi güzel bir gecedeyiz. Yıldızlar bize imza topluyor. Sen uyanacaksın. Bu gece eşlik edeceğim sana uykunda.
Sana iyi geceler dilerim çocuk.
Bana günaydın sözcüğü ile geri dön.
İyi geceler...
YOU ARE READING
İçimdeki Çocuğa Dair
ChickLitSadece bir kaç satırda uyandırmak istedim içimdeki çocuğu...
