1.Bölüm İHANET

343 16 2
                                        

'Hey niki destek kuvvet nerede kaldı yarım saat'tir 10 bin kişilik orduyu oyaladım daha fazla dayanamam' Yavuz üstlerden aldığı emir ile tek başına 10 bin kişilik orduyu oyalama görevini üstlenmişti. Fakat kendisinin bir kurban olarak verildiğini bilmiyordu belkide biliyordu ama onlara bir şans vermişti. Niki yavuzla beraber eğitim gördüğü en yakın arkadaşıydı telepati ile hem yoldaşları ile savaşıyor ( iki elindede hafif donanım sayesinde çevikliğinde sıkıntı yaratmayan kısa kılıçlar ) hemde niki ile iletişimde kalarak üstlerden emirlerin algoritmasına uyarak düşmanlarını şaşırtıyor ve kellesini alıyordu. " Niki hadi 14. Kolordu daha gelmedi fazla dayanamam " yavuz salladığı yoldaşları ile her düşmanının kellesini alıyor ve geri çekiliyordu kısa bir sessizlik ardından. Nikinin sesi hüzünlü gelmeye baslamıştı
" Yavuz mareşal sana önemli görevi olduğunu söyledi aynısını tekrar iade ediyorum.
Albay Yavuz ülkemize çok iyi hizmet ederek son bulan ırkının borcunu ödemiş oldun. Şimdi sana son görevini veriyorum. 14. Kolorduyu sana takviye kuvvet yetiştirmek yerine düşmanları saklandıkları kampa yollamaya karar verdik. Kısaca bu senin için intihar görevi. Ve sana bir bilgi daha vereceğim. Kardeşini insan deneyleri üzerinde kullandık fakat vücudu hassas olduğundan dolayı virüs bedenine yayıldı ve tamamen küle dönüştü. Kısaca görevine son verildi Kelle avcısı. Yavuz maşeral bunları söyledi üzgünüm. " Bu cümleleri dikkatli dinleyip kelle avlayan yavuz tam tamına yarım saattir 2 bin insan kellesi topladı 10 bin kişilik orduyu küçük yaralar ile 8 bine düşürdü. Yaşama mücadelesi verirken kardeşi üzerindeki deney yavuzu sarstı ve ayak haraketletinde dolanma olmaya başladı kısaca artık kılıç ve mızrak darbelerini zor savuşturması demekti. Yavuz yüzünde öfkeli bir yüz ile " NİKİ O OROS*U ÇOCUĞUNA SÖYLE BURADA ÖLSEM BİLE ELİMDEN ASLA KAÇAMAYACAK. ONUN KELLESİNİ ÖZENLE KOPARTACAĞIM KOPARMADAN ÖNCE GÖZLERİNDEN KÜÇÜK DİLİNE KADAR HERŞEYİNİ SÖKECEĞİMİ BİLSİN. GAZABIMDAN KORKSUN " Niki yavuzu ilk defa öfkeli bir şekilde gördü tabi ki normal çünkü kullanıldı normalde yavuz insan öldürdükçe o siyah saçının arasında kaybolmuş mavi gözleri daha fazla insan istiyordu ve çevresindekiler ona Kelle avcısı ve Gaddar diye ifade ederlerdi asla soğukkanlılığını bozmazdı ve kimseyle iletişim kurmaya uğraşmazdı. Yavuz miğferli askerlerin içinde kendisine gelen mızrağın sivri tarafından tutup başka askerin boğazına saplanmıştı yavuzda ağzında kabzasını ısırmış yoldaşını boğazına mızrak saplanmış askerin kellesini topraklara gömdü diğer elindeki yoldaşıyla mızraklı askerin gözüne saplayıp çekti asker acısından ayakta zor dururken yavuz gaddar yüzü ile " bak bak gördünmü bana sinirliyken saldırırsan bunlar olur. Tüh birde arkadaşını öldürdün." yavuzun bu gaddarlığı diğer askerlerin çekilmesine sebeb  oldu etrafı sarılı şekilde tamda ordunun göbeğinde gözü yaralı asker ve yavuz kalmıştı yavuz kısa kılıcını askerlere uzatarak " Etrafım çevriliyken sizi yenmem daha kolay olur. Çünkü herkesi düşmanım yapar." yavuz hızla dibinde diz çökerek gözünü tutan askerin kellesini keserek boynundan fışkıran kanları yavuzun siyahdan kırmızıya dönmüş giysisi fışkıran kanlar yavuzun üstünde yağarak kırmızılığı tazeleniyordu. Bundan zevk alırken düşmanlarını inceliyor ve öfkesi yüzünden ölmemeye çalışıyordu askerlerden biri kafa miğferin altından bıyık altı gülümsemesini görünce biraz tırstı ve gökyüzünden kendisine aniden ok yağmuru gelmeye başladı
" HASS*KTİR " diyerek yerde yatan cesedi kendine kalkan olarak kullandı. Gökyüzünden hızla yere düşen okların bir çoğu cesede saplandı ama yavuzun sol bacağına 4 tane ok saplandı. Yavuz acıya alışıktı ama bu hissettiği kardeşinin ve kullanılma duygusu yavuza çığlık attırdı ok yağmuru bittikden sonra üzerindeki cesede tamamen ok saplanmıştı bacağındaki acısıyla siyah miğferli askerlere bağırdı " LAN ŞEREFSİZLER YİYORSA TEK GELİN "
Yavuzun bu son cümlesi sırtında ağrı hissetmesine sebebiyet vermişti çünkü arkasındaki hafif miğferli asker sırtına mızrak saplamıştı sırtından girip göğsünden çıkan yavuzun duyduğu fısıltılı ve uğultulu ses " Senin devrin burda bitiyor Kelle avcısı." yavuz tekrar öfkesine dayanamayip elindeki yoldaşlarından birini kendi göğsüne sapladı ve diğer yoldaşıyla 180 derece dönüp askerin kellesini aldı. Kanlı toprağın üstünde sendeleyen yavuz yoldaşını ok saplanmış bacağına sapladı ve kılıcının keskin gövdesiyle sola çevirdi bunun sebebi ise hayatta kalma içgüdüsü idi ayakta zor duran bitkin ve yaralı yavuz göğsünden uzanan 2 metre mızrak ile kan kusarak askerlerin üzerine ilerlemeye başladı. " SALDIRIN LAN " haykırmasıyla yerdeki toprağın yavaşça ırmak yapmış akan kanı gördüğünde daha fazla kan dökme zevkine uyandı ve askerlerin üzerine koşmaya basladı ama göğsündeki acı ve sol bacağındaki acıyla karşısındaki 8 mızrak yavuzun göğsüne saplanıp sırtından çıkmasına sebeb oldu. Yavuzun dahada ilerlediklerini görünce askerler korkudan mızrakların kabzasını bırakıp geri çekildiler yavuz 3. Adımı sonra  enerjisi yüzünden diz çöktü suratı kanlarla kaplanmış mavi gözleri ile gökyüzünü seyrederken kızıl gökyüzü adeta ona gülümsedi.

Kelle avcısı gibi elit bir askerin öldüğünü gören siyah miğferli askerler zafer çığlığını patlatmışlardı.

3 GÜN SONRA
SLAVİS KRALLIĞI FAFNİR KRALLIĞINI MAĞLUP ETMİŞTİ.

Yavuzun görev aldığı bölgede heryerde arkadaşının cesedini arıyordu savaş daha yeni bitmişti üstleri telepati yorucu olduğu yüzünden dinlenmesine emir vermişti ama o emri yok sayıp en yakın arkadaşını aramaya kaçtı. Cesedini görmesi lazımdı bu savaşı kazandıran insanı onurlandırması lazımken ona hain diyip şehitlerin arasına katmamışlardı işte bu olay nikiyi sinirlendiriyordu çocukluk arkadaşı olan yavuz nikiyi kaç kere beladan kurtardı ama yavuza geri ödemesini hiçbir zaman yapamadı bu yüzden vicdan azabı duyuyordu ( niki erkek merak etmeyin bol bol kız olcak ) kurumuş kanlı toprağın üstünde ilerlerken 40 metre ilerde uzun ve gümüş saçlara sahip güzel bir kız yavuzun yanında durmuş elini yavuzun yüzünde gezdiriyordu. Niki yavuzu bulmanın heyecanıyla bu kızı henüz tanımıyordu ama yanlarına yaklaştıkça yüzü daha da tanıdık gelmeye başladı. Bu slavis krallığının prensesi idi. Niki hemen Tali slavis yani prensesinin yanına koşarak diz çöktü. Kız ise onu aldırmamış yavuzun saçını okşuyordu. Niki merakından " Prensesim buralar tehlikeli ve bu şehitimiz benim en yakın arkadaşım isterseniz şehre kadar size eşlik edebilirim. " tali hala yavuza bakıyordu çünkü karşısındaki çocuğun vücudunda 9 adet mızrak ve bacağında oklar bulunduğu halde diz çökerek gökyüzüne bakması haliyle onun ne kadar asil olduğu belli oluyordu. Tali yanındaki askere bakarak " Bu cesur savaşçının arkadaşı isen bana ismini bahşet."
Niki hala diz çökmüş pozisyonda durarak arkadaşının ölümü üzerine etki yaratmış ince ses tonuyla " binbaşı Niki Plovare." prenses tekrar gözlerini önünde şehit vermiş savaşçıya getirdiğinde " Peki bu savaşçının ismi nedir." Niki yavuzun öldüğüne hala inanamamıştı onun şoku üzerine gözlerinden yaş gelerek. " Al - Albay Y-Yavuz , lakabı
Kelle avıcısı " Tali tekrar gözlerini yavuza getirerek " Demek sen dışlananlardansın ( slavis vatandaşı olmayan ama askeri hizmet veren ) ismini duymuştum savaş alanında ne kadar vahşi olduğunu söylerlerdi ve karşımdasın senin bu asilliğine aşık olmamak mümkünmü yavuz " dediği anda gözyaşlarınuı zor tutan niki ağlamaya başladı. Gün batımında kendi başına toplanan 2 insanı gören yavuz diğerini tanımadı ama sevgili dostu nikinin ağlaması duyuluyordu ruhani bir biçimde duran yavuz.
" Merak etme ölmedim sevgili dostum , tekrar geleceğim o zaman tanıdıklarım hariç herkes kıyameti tadacak " dedi ve gökyüzüne doğru gaddar yüzüyle süzüldü.

Diğeri abuk sabuk oldu sıkıldım ama bunda aklıma çok güzel dayanaklar geldi tavsiyeleriniz varsa sormakdan çekinmeyin.

İNTİKAMIN LORDUStories to obsess over. Discover now