Bölüm 1

18 2 1
                                        

"Kıymeet!" 

Tok ve sinirli sesiyle kızına seslenen daha doğrusu avazı çıktığı kadar yaşadıkları gecekodunun içinde bağıran hain baba. Tamamen duygularından yoksun. Eşi öldükten sonra hayatının tamamıyla karardığına inanan ve artık kızını sevmeyen , Kıymet'in de ondan nefret etmesini sağlayan, kafasına estikçe içen, önüne gelene söven, kendi kendine söylenen, kafasında bir takım psikolojik sıkıntıları olan bir baba. Baba denir mi bilmem ama literatürde öyle geçiyor sırf çocuk sahibi diye...

"Ulan bir kerede ilk çağırışımda gel şuraya be. Dayak mı istiyorsun?"

Aslında çoktan ilk seslenişinde yanına gelen kumral saçlı, yeşil gözlü o masum kızı sesini hiç çıkarmazdı babasına. Tekrar bağırmaya yeltenirken kafasını kaldıran baba(!) kelimelerini yutmak zorunda kaldı ve Kıymet'e emredeceği, Kıymetinde zaten yapmakta olduğu şeyleri söyleyecekti.

"Kız bana yemek hazırla kurt gibi açım az evin hanımı ol. Hiç anana çekmemişsin. Ben demeden hazırlardı." Aslında Kıymet babasını anlamaya çalışıyor fakat bu tavırlarından dolayı ondan soğuyordu. Severek evlenen çiftlerdi ve en mutlu günlerinde kaybetmişti karısını. Yani Kıymet bu kadarını biliyordu. Henüz aylık bebekmiş. El kadarken bu adama kalmıştı. Nasıl bu yaşına sapa sağlam gelebildi belli değildi.

Çatallaşan sesiyle "Hazır yemeğin." dedi. "Nerede yemek istersin?"

"Giderim ben mutfağa." diyerek kalkan ve Kıymet'i şaşırtan Ahmet Bey bira göbeğiyle zor hareket ederek kalktı yerinden.

Kıymet ise hiçbir şey demeden uzaklaştı babasının yanından. Kendi evinde hizmetli gibiydi. Elbette bu yaşında anne-babaya hörmet etmek gerekirdi fakat bu şekilde olması, Kıymet'in bu çabalarının karşılığını alamaması onun hayli canını sıkıyordu. İlk okul 5. Sınıfta okuldan almıştı babası. Eve temizlik yapmaya, yemek yapmaya birilerini çağıramayacağından güya çok sevdiği Kıymet'i yapacaktı tüm işleri. On yaşındaki bir kız çocuğundan ne beklenirdi. Hem de böyle bir babayla nasıl başa çıkabilirdi.

O zamanlar okulu bıraktığında arkadaşlarından uzaklaştığında haliyle her çocuğunda hissedebileceği duygulara bürünmüş babasıyla hiç konuşmayacağına karar vermişti. Ama babasının tüm dediklerini yapacaktı. Belki okula geri gönderir diye. Ne yazık ki bu hayali de suya düşen Kıymet'in artık hayattan bir umudu kalmamıştı.

Yaşının getirdiği kabiliyetlerinden dolayı biraz olsun evden uzaklaşabilmek için işe girdi. Aham şaham bir yer değildi belki de ama babasının harçlık diye veremediği paraları kendi kazanıyor, üstüne başına bir şeyler alıyordu. Babasından hayır gelmezdi. Zaten o da beklemiyordu.

Evleri kapıdan girildiğinde büyük denilebilir bir holl, ayriyeten üç küçük odası vardı. Tahtadan bir ev ve sobalıydı hâliyle. Küçük odalardan biri Kıymet'in odasıydı. Bir yatak odası değildi ama Kıymet'in kafasını dinleyebileceği sessiz bir yerdi. Odasında eski bir somya ve soba vardı sadece.

Odasında babasının seslenmesini bekliyordu. Oturuyordu öylece. Ne düşüneceğini bile bilmiyordu. Sürekli ağlamak istiyor gözleri doluyor sonra toparlıyordu kendini. Karışık duygular içerisindeydi.

Sofrayı toparlarken babasıyla göz göze geldi. Çok sert bakıyordu Kıymet'e her zamanki gibi ya sinirini ondan çıkaracak ya da laflarıyla torba dolduracaktı.

"Para lazım bana."

"Bana da lazım." dedi Kıymet. Doğruya doğruydu. Babasının paraya ihtiyacı varsa ya içkiye harcardı ya da kumara.

Babasından daha çok Kıymet'e lazımdı. O bir genç kızdı ve babası için para değerli değildi nasıl kullanacağını neye kullanacağını bilmiyordu.

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Feb 07, 2018 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

BABAMIN İHANETİStories to obsess over. Discover now