0.1

21 1 0
                                        

İzmir'in adını bile bilmediğim sokakları burası.Arnavut kaldırımlı yolları.Pürüzlü duvarlara sahip binaları.Önlerinde ise alkolle kafaları uçmuş genç grupları.Ve onların kırılmaya yakın gitarları...Şarkı söylüyorlar.Fakat umurlarında değil seslerinin güzel olup olmadığı.Tıpkı benim gençliğim gibiler...Gecenin yeni başladığını belli eden insanlar,her köşe başındalar.Acıyorum onlara.Bana benzedikleri için,acıyorum onlara.

Kırmızı paltosuyla yollarda,başı dik yürüyen bir kadın;ben.30'umun başlangıcının heyecanını,20'lerimin özlemini çekiyordum.Kahverengi dalgalarıyla göğsüme gelen saçlarım,rüzgara eşlik ediyordu.Tişörtümün öndeki açıklığıyla hissettiğim soğuk,beni uyuşturuyordu.Topuklumun çıkardığı tok ses ara sokakların sessizliğini bozuyordu.

Köşebaşını döndüğümde dikkatimi çeken lacivert paltolu adam oldu.Elinde,siyah bir poşete sarılmış içkisi,yalpalayarak ilerleyen adımları,dağılmış saçları...Sabit bir noktaya bakıyordu.Yereydi(?) sanırım bu bakışları.Ama dalgındı bakışları.Sanki bir şey düşünüyordu.25'lerindeydi anladığım kadarıyla.Topuklumun tok sesine döndü, omzunun üstünden baktı ve önünde döndü.Saniyelik bir bakıştı ve bu bakışı ayakkabılarımdan yukarı çıkmamıştı.Gözleri gözlerimi bulmadan önünde döndü.Oysaki ne çok merak etmiştim göz rengini.

Kafası bulanıktı.Belliydi.Aniden durdu ve etrafına bakındı.Gözü biraz arkada kalan apartmanda takıldı.Sallantılı bir şekilde apartmanın merdivenlerinden indi,4.denemesinde doğru anahtarı buldu,zor da olsa anahtarı deliğine yerleştirdi.Öyleydi ki kapıyı kapatmayı unutup merdivenleri çıkmaya başladı.

Hava aniden sertleşti.Ben de adımlarımı hızlandırdım.Aklımda,hüviyetini değil,adını bile bilmediğim adam ve benim uyuşuk bedenim,yollardaki çıkık taşlara takıla takıla ilerliyordu.Nihayetinde apartmanımın merdivenlerine çıkmıştım.Kapıyı açıp ayağımdaki rahatsız edici topukluları yatak odasına ilerledikçe yere bırakıyordum.Tabi beraberinde üstümdeki kıyafetler de yerle buluşuyordu..Kendimi karda ilerleyen bir ceylan gibi hissetmiştim.İzini bıraka bıraka ilerleyen,saf ve yavru bir ceylan.Tabi saflığımdan bir iz kalmamıştı.İşte bu işte başarılı olmuştum.

Üstüme giydiğim gri uzun tişörtüm,bedenimde elbise görevini görmüş,altıma iç çamaşırı dışında bir şey giymememe neden olmuştu.Makyajımı temizledim,saçımı topladım.Çıplak ayaklarımın değdiği soğuk parke tüylerimi diken diken yapmıştı.Buzdolabının kapağını açıp süt kutumu aldım ve tarihine baktım.İçilebilecek durumda olduğunu farkettiğimde,sütü ağır ağır içtim.Kendimi yeterince tok hissetiğimde yatak odama yöneldim.Geçerken gözüm boy aynamda takıldı.Birkaç adım geriledim ve boy aynasının karşısına geçtim.Gözlerimin altı mosmordu fakat ben onu her gün gizliyordum.Şuan ise doğal halimdi karşımdaki.Mor göz altlı,çatlak dudaklara sahip,yüzünde güneş lekeleriyle bezenmiş Rüya.Yorgun Rüya.Bitkin,bezmiş bir Rüya.30'larında Rüya.Uzun boylu,esmer bir tene sahip,siyaha kaçan kahverengi saçlarıyla Rüya.Vücudundaki tek renkli olan yeri elaya kaçan gri gözleri olan Rüya.

Ve o adam.Dağınık ve kirli saçlara sahip bir adam.Çıkmaya niyetli sakalları,yapılı ve uzun boylu bir adam.25'lerindeki adam.Kendini alkole bırakmış,yüzleşmeyi sevmediğini tahmin ettiğim duygusal bir adam.Ah o adam...Sen kimsin be adam?


İlk bölüm kısaydı çünkü hemen bir olaya geçmek istemedim.Tanıyın Rüya'yı istedim.330 kelime de iyi bence :D..Votelarsanız sevirim.Biraz daha roman tarzı olucak bu kitap.En sevdiğim 2 kitap Kürk Mantolu Madonna ve Ölüme Fısıldayan Adam'ın betimlemeleriyle bulanabilecek bir kitap.

ÖFA'ya veya KMM'ya saparsam uyarın beni,aklım karışmasın.


YELKOVANWhere stories live. Discover now