Sabah tüm yorgunluğuma inat deli gibi çalan alarmımla bir pazartesi sabahına merhaba dedim.
Yorganı yüzümden atıp bana sıkı sıkıya dolanan 'kalkma Açelya bir sabahta benimle kal. ' dercesine sarılan bi müddet boğuşup yataktan düşmeme sebep olan yorganıma küçük bir tebessüm edip "sana da günaydın yine yaptırdın sabah sporumu " diyip ufak çaplı ve bi o kadar da içten olmayan sahte kahkahamla süsleyip yataktan kalkmayı becerdim. Başucumda duran telefonumu gözlerim kapalı bir şekilde elimi bir oraya bir buraya götürürken serçe parmağıma değen bir şey olduğunu farkettiğimde telefonum olduğunu anlayıp sıkıca kavradım ve kendime doğru çektim. Telefon kilidimi açıp saate baktığımda saatin 11.30 olduğunu gördüm hayret annemden ses soluk yoktu aksi halde gelip çoktan yorganı fırlatıp saydırmaya başlamış olması gerekiyordu.
Neyse diyip odamdaki sol duvarımı kaplayan dolabıma doğru sürünmeye başladım. Evet sürünmek, yürümek bana göre olan bir eylem olmadığından odamda sürünmeyi tercih ediyorum.
Dolabımın başına geçip kolumu dolabın kapağının üst tarafına dolayıp diğer elimi de çeneme götürüp derin düşüncelere dalmıştım ve aklımdan o çılgın soru geçiyordu 'ne giysem.! '
Sonunda kırmızı deri pantolonumu üstüne de beyaz desensiz v yaka tişörtümü giydim hava biraz estiği için üzerime bir deri ceket alıp saça geçtim.
Saçlarım gerçekten çok dağınık görünüyordu fakat hiç banyo etmek istemiyordum hızla elime aldığım tarağımı saçlarıma yukarı aşşağı yaparak açmaya çalıştım daha sonra sarı ombre olan saçlarımı hafif bukleleştirdim.
Makyajımı sade tutup biraz fondöten rimel sürüp birazcık dolgun olan dudağıma natural bir ruj sürüp aşağı mutfağa indim.
Mutfaktaki eşyaları baş parmağımla tekrardan keşfedercesine gezdirmeye başladığımda evde hiç kimsenin olmadığını farkettim tam seslenecektim ki aklıma dün akşam teyzemin rahatsızlanmasıyla yanına gittiklerini ve benim evde kalma isteğimi geri çevirmediklerini hatırladım. Kendimden bıkkın bir şekilde elimi kafama vurarak "nasıl unuturum"diye içimden geçirdim.
Bu demek oluyordu ki kahvaltımı kendim hazırlayacağım ama hayır ben bundan nefret ederim hem ben kahvaltı hazırlayamam ki daha yumurtanın nerede olduğunu bile bilmiyordum hadi onu da bildim diyelim bunu pişirmek için tava gerekiyodu ve ben bu tavanın değil nerde olduğu neye benzediğine dair en ufak bir fikrim dahi yoktu.
-Yok artık demeyin çünkü var artık.-
Aklıma hemen kızlarla açmış olduğumuz grup geldı ve elime alıp yazmaya başladım +Yok mu bana kahvaltı ısmarlayacak. yoktu tık yoktu telefonda susmayan telefon şuan bana telif atarcasına sessizdi Tam herşeyden vazgeçmiş sandalyeye çömüp orda açlıktan ölmeyi bekleyecektim ki ela iç sesime şöyle okkalı bir şekilde şarank diye bir tokat atarak kızlarla olan whatsapp grubumuza -hadi kahvaltı benden kızlaaar..
Ela benim çocukluk arkadaşımdı aynı okul aynı sınıf hatta aynı sırayı paylaşıyorduk. Mesajını görünce sanırım çığlıktan boğazım kısılmıştı her zaman oflaya poflaya nazlana nuzlana indiğim kahvaltı sofrası şuan sevinç çığlıklarıma sebep oluyordu (annenizin" hadii kızımm/oğlumm kahvaltı hazır..) "Bu cümlenin,sesin değerini bilin bazen o ses olmayınca insan özlüyor.)
Telefonu hızla alıp mesajlara girdim ve
+Hemennn. yazıp telefonu masaya fırlatıp mutluluk dansımı yapmaya başlamıştım bile mutluluk dansım ayaklarımı açıp bir sağa bir sola yatış şeklimdi.
Muhteşem ötesi dansım bittikten sonra telefonumu fırlattığım masadan aldım ve evden çıkmayı başardım.
Hava biraz esiyordu hemen garajdaki kırmızı siyah mini cooper bebeğime binip elalara doğru yol aldım aldım.
YOU ARE READING
SENİ DUYABİLİYORUM
ParanormalEnsemde tam arkasında hissettiğim nefesle yerimde taş kesildim gözlerimi kapattım kalbim tekliyor ayaklarımın titremesi tüm bedenime nüfuz ediyordu.Buraya büyük bir merak ve hevesle gelen ayaklarım şimdi varlığıma afilli bir küfür sallıyor geri geri...
