We've updated our Content Guidelines.
Review the latest guidelines to keep sharing stories safely.

İÇİMDEKİ ŞARKI

10 0 0
                                        

Dışarısı soğuk. İçimdeki titremeyi durdurabilmek için barda içeri oturmaya karar verdim. Merdivenleri çıkıyorum. Ağır sigara kokusu ve loş ışıkta etrafa bakınıyorum. Masaların boşluğu, saatin içmek için henüz erken olduğunu söylemeye çalışıyor olabilir. Aldırış etmiyorum. Tek düşünebildiğim; beynimde konuşup duran şu şeyi susturmak. Saklanmak istiyorum. Herkesten ve her şeyden kaçmak. En çok da kendimden... acımdan... En köşeye gidip yavaşça oturuyorum. Sessizce hareket etmeye çalışıyorum. Duyamasınlar beni; bulamasınlar. Birbirine sürterek yalnızlığı iliklerine kadar hisseden soğuk ellerimi ısıtmaya çalışıyorum. Ceketimi çıkarmaya cesaret edemiyorum; zayıflığımı fark etmesin kimse diye. Bir bira söyleyip; sigara yakıyorum. Karşımdaki boş sandalyeye bakıp bakıp içiyorum. Beynimde tepinen filler hiç duracak gibi değil! Çok özledim. Bir sesini duysam... bir "nasılsın" diye sorsam... iyi değil biliyorum. Mutlu olmadığını hissedebiliyorum. Hoş bensiz mutlu olmasını da hiçbir zaman istememiştim ki zaten. Eh o zaman şimdi neden bu kadar mutsuz hissediyorum kendimi? Benimle mutlu olabilme ihtimalini düşünüp duruyorum. Elimden gelen hiçbir şey yok... İçiyorum. Daha fazla içmek istiyorum. Geçmiş günlerimiz, sürekli gözümün önündeler. Aramak istiyorum... deli gibi... numarasını çevirip sesini duymak dışında düşünebildiğim hiçbir şey yok şu an. Onca yılın hatırına bir "nasılsın" demek kadar normal bir durum yok gibi geliyor. Biraz daha, biraz daha içiyorum. Şarhoşum, biliyorum. İnsanlara baktığımda göremediğim yüzlerinden anlıyorum. İnsanlara baktığımda yalnızlığımı hissetmekten nefret ediyorum. Gönlümce sarhoş olamıycak kadar yalnızım. Kendime hakim olmam gerek; çünkü yaslanabileceğim kimsem yok. Telefonumun şarjı saatler önce bitti. Aramak istiyecek, merak edecek kimsem yok. Çantamın derinliklerinde durabilir. Artık eve doğru yola koyulmalıyım.
Dışarısı çok soğuk. Eğer yalnızsanız kış ayları daha bir soğuk olur. Çünkü etin ete değmesinden başka hiçbir şey ellerinizi o kadar güzel ısıtamaz. Ne eldiven kafi gelir ne de sıkı sıkı sarındığınız paltonuzun cepleri... Sıcak bir bakış kadar ısıtabilecek bir içecek yoktur hiçbir zaman içinizi. Dişlerimi sıkıyorum farkında olmadan. Çok üşüyorum. Kendimi bu kadar sıkmamın saatler sonra başıma ağrılar sokacağını henüz düşünemüyorum. Yürüyorum. Ne kadar hızlı yürürsem o kadar hızlı kaçabilirmişim gibi yürüyorum. Karnım acıktı. Halil İbrahim sofraları mutlu ve yalnız olmayanlar için. Ben yalnızım. İki avuç börek midemin gurultusunu bastırmaya yeter. Yolları hayal meyal aşarak eve varıyorum.
Tek düşündüğüm şey aramak ve sesini duymak...
yarın...
yarın arıyacağım...
merak ediyorum onu çok...
sesini duymak yeter...
onu hâlâ nasıl sevdiğimi bilsin yeter istiyorum. Kalbimle beynim arasında kavgaya tutuşurken yastığa başımı koyup "sabaha kadar bu işi çöz" diyorum içimden içime. 'Aramak mı doğru aramamak mı?' bilmek istiyorum. Eğer içimde öyle ilahi bir ses varsa bana yanıt versin istiyorum. Uyku baskın geliyor... gözlerim daha fazla bu eziyete dayanamıyor.
.
.
.
Gece 03:45
Başım zonkluyor.
İçimde dillenen bir şarkı;
"Kendine iyi bak beni düşünme,
Su akar yatağını bulur."
.
.
.

Lütfen yorumlarınızı esirgemeyiniz...

SEVGİLİ FARKINDALIĞIMStories to obsess over. Discover now