Özlediğim mekanların birinde ve en nadirinde köydeyim...Burda cumaya gidilirken yolda camiye yürüyenler araba ile alınır, pat diye misafirliğe gidilir , hatta kapı bile kilitlenmez , bahçeden bahçeye iletişim kurmak için tüm ses işlevleri kullanılır en son çocuklarla haber salınır... Cemberindeki oyayı, camideki imamı, incir ağacını, yeni doğan buzasını, toprağını herşeyini sever buranın insanı. Evet belki modernlikten uzaklar günümüz anlayışına göre belki android telefondan anlamazlar lakin burda mesele zamana göre değil insana göre yaşamak ,aynı guzineye 3 evin mısır ekmeğini atmak , gezmeye giderken danasını komşuya emanet etmek , hatta yeri gelir kız kaçırılacaksa araba tahsis etmek ... Uzun uzadıya bayır yukarı yolda sırtında kolanla sarılmış göceği taşıyan teyzeye laf etseniz belki sizin aileniz hakkında sizin bile bilmediğiniz şeyleri yol boyu anlatabilir hatta o göceği size taşıttırabilir öyle candan . Bahçeler arası jarjör boşaltılır ve böyle selamlaşılır. Ananeniz karşı dağa bakıp "dik isiyin garardı aha yağmır geliye " diyebilir ve az sonra tüm camlarınız buğulanabilir .Burda zaman kıymetlidir her iş gününde halledilmeldir. İnsanların lakapları vardır bide (çolak hasan kör emine boru mehmet deli ayşe ) normalde birisi size boru diye seslense belki bu kavga sebebi bile olabilir fakat burada öyle değil . Yeşilin maviye uzandığı ,yaprakların sarıdan turuncuya turuncudan yeşile dönüşüne , karın yeşilin üzerindeki muhteşem görüntüsüne , soğuğuna ayazına , buz gibi akan suyuna , inatcı insanına hasretti insanlık belkide... Belki buranın en mühim özelliği samimiyetidir.
