David ateşe bakakalmıştı, odunların yanması ve etrafa saçtıkları küçük küçük alev parçalarını izlemekten hoşlanırdı.Hizmette bulunduğu şövalyenin kalın ve korkutucu sesiyle kendine geldi.
-David benim şarap bardağım neden boş?
-Üzgünüm lordum.
Elindeki sürahiden bardağa yavaşça şarabı doldurmaya başladı. Lord Ramirez gülüşmelerine devam etti.Ordunun çadırları sırayla dizilmişti, her lordun çadırının önünde bir ateş ve her ateşin başında 3 veya 4 şövalye şaraplarla birlikte kendilerinden geçmişlerdi. Zaferi kutluyorlardı,Kral Henry'nin önderliğinde Grayson Kalesi alınmıştı üstelik çok az kayıp vererek.
David savaşı kazandıkları için mutluydu ama aklına takılan bir şey vardı.Savaşı bu kadar kolay nasıl kazanmışlardı. David bunu düşünürken ortalık birden karardı, kimseyi göremiyordu gözüne sanki perde kapanmıştı.
Gözünü açtığında atlar koşuşturuyordu, çadırlar yanmaya başlamıştı ve yere büyük bir gölge düştü. David yukarı baktığında yukarıdan ok yağmuru aldıklarını gördü.Bir sürü asker yaralanmıştı. Oklardan hiç biri şans eseri David'e isabet etmedi.Çadırların arasından atlılar hızla çıktılar.Ölmeyenleri öldürmek için hızlıca etrafa dağıldılar. David vahşetin ortasında kalmıştı.Bir atlının ona doğru koştuğunu farketti. Hemen yerden lordunun kalkanını aldı ve önünde tuttu.Atlı hala ona son hızla geliyordu. Kalkanın kendisini koruyacağını biraz geç fark eden David'ın bacakları titremeye başladı. İçinde kaçma hissi vardı fakat bacakları kitlenmişti hareket edemiyordu. Atlı ile aralarında 5 metreden az kalmıştı. Ölüm David'ın gözlerinin önündeydi.Gözlerini sıkıca kapattı. Bir kılıcın ete saplanma sesi kulaklarında yankıdı ve at sanki yanından geçip adımlarını yavaşlatmıştı.Gözlerini hala açmamıştı.
Lord Ramirez onu aniden kolundan tutup koşmaya başladı. David anca ozaman gözlerini açabildi ve ormana doğru koştuklarını fark etti. Ölmediği için mutluydu fakat neler olduğunu anlamamıştı. Lord Ramirez ve onun adımları biraz yavaşladı. İkisi de soluk soluğaydı.
-Ne yapıyorsun sen, ahmak ?
-Lordum ben ben bilmiyorum?
Tekrardan atların ayak sesleri geldi ve ağaçların arasından 6 tane atlı çıktı. Etraflarını sardılar. David'ın içi titremeye başladı. Lord Ramirez soğuk kanlılığını koruyarak uzun kılıcını çekerek David'e uzattı. David aldı ve kılıcın ağırlığını tahmin edemediği için kılıcı zar zor iki eli ile tuttu. Lord Ramirez ikinci orta boylu kılıcını çıkartıp savunma pozisyonunu aldı ve David'a sessizce fısıldadı.
-Kaç! Arkana bakmadan kaç. Ve kaleme ulaş burada olan her şeyi anlat.
David hiç bir şey diyemeden hızlıca koşmaya başladı. Atlı önünü kapattı ve David duraksadı. O manganın(4 veya 5 kişilik asker gruplarına denir) başları gibi görünen çok ağır zırhlı adam emir vererek bağırdı.
-Bırak çocuğu!
Atlı önünden çekildi ve David koşmaya devam etti. Koşa bildiği kadar hızlı koşuyordu. Arkasında bir kaç kere kılıçların çarpışma sesi duyuldu. Sonrada Lordunun acı dolu çığlığı neredeyse tüm ormanda yankılandı.
Biraz kısa oluyor biliyorum bu konuda biraz acemiyim ilk bölümler biraz kısa olabilir gittikçe uzayacak yorumlarınızı ve vote larınınızı eksik etmeyiniz. iyi okumalar.
ESTÁS LEYENDO
Ateş ve Kılıç
FantasíaKanında insan kanından farklı şeyler taşıdığını hissedenler, tüm krallığı ele geçirmek isteyen krallar, haklarını arayan cüceler ve elfleri konu alan, ejderhalar ve mitolojik yaratıklarla dolu El Dorado evrenine hoş geldiniz.
