"Ne zaman evleneceksin?" " Kiminle evleneceksin?" "Evlenecek misin?"
Bütün bu sorulardan bıkmıştım artık. Son kararımı verdim, kadınlarla yakın olduğum için çıkan saçma haberlere bir son vermek amacıyla Ilgın'ı aradım.
- Alo Ilgın?
- Efendim Güney?
- Yarın öğlen hazır ol seni gelip alacağım.
Sakın abartılı giyinme.
- Peki neden?
- Evleniyoruz.
- Ne? Ciddi-
Yüzüne kapattım ve viskimden bir bardak daha doldurup tek seferde içtim. Yarın hayatımı tam anlamıyla mahvedecektim ama yapmak zorundaydım. Deren bana dönmemişti. Umutla beklediğim o gün gelip bana Tuna ile evleneceğini söylemişti. Kendimden bir kez daha nefret ettim. Eğer Ilgın'dan ayrılsaydım zamanında, bunların hiçbiri olmayacaktı. Gözleri gitmesine izin vermemem için yalvarırken ben ona git demiştim. Çekmecemden Deren'in fotoğrafını çıkardım. Uzun uzun bakıp iç çektim, herşey için çok geçti.
Ertesi gün lacivert gömlek ve siyah bi pantolon giyerek Ilgın'ın evine gittim. Abartılı giyinme demiştim ona ama... Her neyse. Gelip arabaya bindi. "Nikah dairesine." Dedim şoföre. Ilgın söze girdi;
- Neden bu kadar ani karar verdin?
- Öyle olması gerekti.
- Sonunda mutlu olacağız. (Koluma sarıldı)
Sevmiyorum işte sevemiyorum bu kadını. Büyük bir hata yaptığımın farkında olarak "Evet" dedim o gün. Minik çaplı bi kutlama yaptık. Ailem isteksizdi çünkü beni tanıyorlardı.
