Yine karanlığın bastırdığı ve nefes alındığında sanki insana bir yoğunluk hissi hissettiren gecelerden birinde 3 arkadaş birbirlerinde kalmak amacıyla ortak bir evde buluşacaklar. Mecit, Arda ve Can. Bu gecelik Arda arkadaşlarına ev sahipliği yapacak. Bu gençlerin üçü de birkaç gündür içlerinde değişik hisler hissediyorlar ve uykularından rahatsız edilerek uyandırılıyorlar. Ama ne yazık ki bu durumdan daha hiçbiri haberdar değil. Soğuk kış gününde Arda'nın evinde buluşmak için Mecit ve Can birbirleriyle haberleşerek aynı anda yola koyuluyorlar. Arda da bu durumdan haberdar olup, evin kenarını köşesini düzeltmeye koyuluyor. Yalnız kalmaktan oldukça korktuğu için evin içinde boş boş takılmayı pek sevmiyor bu gencimiz. Ya şarkı açıyor ya mırıldanıyor ya da bir şeylerle meşgul oluyor. Arkadaşlarını beklerken yaptığı iş onu bir nevi rahatlatıyor diyebiliriz. Saat 22 sularında Mecit ve Can eve yakın ortak bir yerde buluşup eve doğru yol almaya başlıyorlar. Bu sırada Mecit hissettiklerini ve uykusunda rahatsız edildiğini söylemek için daha fazla bekleyemeyecekmiş gibi hissediyor ve giriş yapıyor : "Can, kanka şey dicem ya böyle birkaç gündür sanki içimde bir bulanıklık var ne bileyim garip bir duygu yani anlatamıyorum da ama garip şeyler hissediyorum, hiçbir şey gördüğüm falan yok normalde ama ne zaman uyusam korkunç şeyler tarafından uyandırılıyorum, uzun boylu siyah kapkara palto giymiş 3 tane adam geliyor ayaklarımın ucuna bileklerimden tutuyorlar sertçe korkuyla zıplıyorum yataktan resmen ..." evin kapısına gelene kadar Mecit anlatmaya devam ediyor ... Ne konuşsa ne söylese cevap alamıyor ve kapıyı çalıyor bu sırada. Arda kapıyı açıyor ve arkadaşlarını içeri alıyor. Mutfağın ortasında bulunan küçük yuvarlak masaya oturuyorlar. Biraz havadan sudan konuşup bir yandan da kahvelerini yudumlarken Mecit anlattıklarının aynısını Arda'ya da anlatmaya başlıyor. Bu yaşadıklarından dolayı kötü zamanlar geçiren Mecit arkadaşlarından tavsiye istiyor. Can evden içeri girdiğinden beri adeta buz kalıbı gibi duruyor ve bir yandan yere bakıyor, Arda ise duyduklarının da bir rüya olup olmadığını düşünüyor ve adeta şok içerisinde Mecit'in suratına bakıyor. Tabi ne Mecit biliyor Arda'nın ve Can'ın da aynı olayları yaşadığını ne de diğerleri. Ortalığı sessizlik ve soğukluk bürüyor. Bu sessizlikten yaklaşık 45 saniye sonrasında ağır bir istifra sesi geliyor gözlerini yere dikmiş olan Can'dan. Hemen olayın ardından Mecit arkadaşına yardım etmeye çalışıyor ve onu lavaboya götürüyor. Lavaboya gittiklerinde Mecit aynanın altında bulunan küçük bölmede bir kutu içerisinde kan benzeri bir şey buluyor. Gördüğü şey karşısında büyük bir şoka ve korkuya kapılan Mecit, lavaboya gitmesi için yardım ettiği arkadaşı Can'ı rüyasındaki adamlardan birisinin siluetinde görüyor ve hemen orayı terkedip mutfağa koşuyor. Masada oturan adam da arkadaşı Arda değil yine rüyasında gördüğü bir başka adam... Bu durum karşısında ne yapacağını şaşıran Mecit'e evin içerisinden uğultular yankılanıyor : "Biz kimse değiliz, bu ev senin mezarın olamadı ama peşini bırakmayacağız, rüyanda gördüklerin bundan sonra hep seninle kalacak, kandırılmaya her zaman mahkumsunuz, boynundakini çıkart !" Bu 5 tane cümleyi resmen ölü gibi dinlemek zorunda kalan Mecit olduğu yerden şimşek gibi harekete geçip mutfak balkonuna açılan küçük camı adeta yarıp kendisini balkondan aşağı bırakıyor. Evin ikinci katına denk gelen yerden düşen Mecit hayatını kaybetmiyor ama iç kanama geçiriyor. Feryatlarına mahalle sakinleri yetişip kurtarılıyor. Olay yerinde inceleme yapan ekipler evde buldukları kan dolu kutuyu araştırılması için laboratuvara gönderiyor ve sonuç çok şaşırtıcı çıkıyor. Kutuda bulunan ufak miktar kan Mecit'in içkanama geçirdiği sırada vücuttan çıkan kan örneğiyle aynı çıkıyor ...
