İLK KARŞILAŞMA

134 1 0
                                        

Nisan'ın aracı şirketin kapısına yaklaşır. Araçtan inmeden ayağındaki sporları, stiletto ile değiştirir. Kalemle toparladığı saçlarını dağıtır ve cep telefonunun ön kamerasından makyajını kontrol eder. Alelacele kucağındaki kâğıtları bir dosyaya toplar ve şoförüne;

N- İnebiliriz!

Şirketin kapısından içeri girdiği anda herkesin saygıyla selamladığı gözlemlenir. Nisan'ın güler yüzü tüm çalışanların ona bağlılığını arttırır. Nisan asansöre biner;

Ortalama bir Türk insanına yüklenen sorumluluklar bellidir. Doğ, büyü, oku, mezun ol, çalış ve yuva kur. Zengini, fakiri, doğulusu, batılısı, her aile çocuğundan hemen hemen aynı şeyleri bekler. Bunlar sizden istenilenler. Peki ya sizin istedikleriniz? İşte hayat dediğimiz, tam bu iki seçeneğin arasındaki ince çizgiden ibarettir. Ya sizden istenileni yapar, topluma uygun bir birey olarak genele itaat edersiniz ya da hayallerinizin peşinden gidersiniz.

Çocukken hepimize hayal kurmamız söylense de, resim derslerinde kurduğumuz hayallerin maksimum,  soba sı tüten bir ev, parlak bir güneş, yemyeşil ağaçlar ve mutlu insanlardan öteye geçmediğini görebilirsiniz. Bu bizden beklenendir, olağandır. Bir de olağan olmayan, "aykırı" diye nitelendirilenler vardır. Ya benim evimin sobası tütmüyorsa? Ya benim hayallerimdeki güneş, aydınlık değil de bulutların ardında kalmışsa? Hiç böyle düşünmemiştiniz değil mi? İtiraf edin. Hadi hadi, edin. Korkmayın, sesinizi sizden başkası duymayacak. İnsanlar sizi "aykırı" diye nitelendiremeyecek. Çünkü bu, siz istemediğiniz sürece asla yüksek sesle konuşulmayacak ya da cesaret edemediğiniz sürece.

Ben Nisan Karadağ, 5 yaşında dönemin en iyi kreşine yazdırılarak, onlarca müzik hocası, onlarca temel ders eğitmeni, pedagoglar ve bakıcılar eşliğinde hayata atıldım. 5 yaş hayata atılmak için ne kadar da erken değil mi? Bence de öyle. Benden beklenen neydi? Ben ne istiyordum? İşte şimdi başlıyoruz!

Asistan Selin nefes nefese Nisan'ı asansörün çıkışında karşılar;

S- Günaydın Nisan Hanım, şimdi hızlıca programın üzerinden geçeceğim.

N- Sana da günaydın Selin, ama bir nefes al önce nereden geliyorsun böyle nefes nefese?

S- Af edersiniz, şey ben biraz geciktim de. Aşağıdan da sizin geldiğinizi haber verince arkadaşlar panik oldum biraz.

N- İlahi! Ne zaman geç kaldığında bunu problem ettim? Neyse şimdi asıl gündemimize dönelim. Bugün babam şirkete gelecek. Yıllık raporları incelemek istediğini söyledi. Finanstaki arkadaşlara haber ver 1 saat içinde toplantı istiyorum.

S- Ama Nisan Hanım...

N- Ama ile başlayan cümleleri sevmem Selin. Devamında söyleyeceğin her kelimenin inandırıcılığını kaybettiriyor.

S- Peki Nisan Hanım.

N- Ee sorun nedir? Yani toplantı için neden ama ile başlayan cümle kurma gereği duydun?

S- Finans raporları biliyorsunuz ki haftalık hazırlanıyor.

N- Evet bunun böyle olmasını ben istemiştim ve şimdi bana yapmanızı istediğim şeyi tekrardan anlatarak ısrarla vakit kaybettiriyorsun. Toparla Selin, toparla.

S- Finans ekibi nasılsa hafta başında size raporları sunduktan sonra önümüzde bir hafta daha var diye düşünerek, yeni bir sistem hazırlığına koyulmuşlar. Yani önümüzdeki 3 günleri full dolu.

N- Yani şimdi özetle sen bu raporların bana bugün gelmeyeceğini söylüyorsun öyle mi?

S- Öyle demek istemezdim ama...

bonvivantWo Geschichten leben. Entdecke jetzt